e-gazete

Ne sen 216’sın ne yıllardan 1969

Ne sen 216’sın ne yıllardan 1969

En güzel özeti Yekta Kopan yaptı. “Harika bir ‘distopik kısa öykü’ bence” dedi.

Bence de…

Bir tımarhaneye dönmüş memleketin ahvalini bundan daha iyi ne anlatabilirdi?

Robot Sanbot’un başına gelenlerden söz ediyoruz.

Garibim, burayı 1969’un İstanbul’u zannetmiş herhalde; her yer Yedikule, herkes ‘Pembeşeker’…

Oysa ne Sadri Alışık var artık ne Ayhan Işık…

O cümbüş, o renkler birer nostalji oldu şimdi.

Çocukluğunu yaşayamamış, kendini gerçekleştirememiş, unvanları iğreti ceketler gibi üzerinde taşıyan kıt adamlar ele geçirdi ülkeyi. Kötü adamlar üstelik, kötücül adamlar.

Hani Arif ile Pembeşeker’in zaman makinesine atlayıp 2017’ye geldikleri İstanbul vardı ya… İşte orası. Boğaz’ın kuruduğu, her yerin çorak bir çöle döndüğü, enkaz kent…

Bugünün Türkiye’si işte… Manen ve madden…

16923345 19d0b

***

Robota tahammül edemeyenin ‘Haberleşme Bakanı’ olması mıydı daha acıklı olan, yoksa bu anın ‘güvenli internet’ programında sahnelenmiş olması mı, bilemiyorum.

Bakan Arslan konuşurken programın sunucusu olan ‘Robot Sanbot’ araya girerek “Yavaş konuş, ne diyorsun anlamıyorum” diyor. Bak bak bak… Ulan ahlaksız! Sen onun kim olduğunu biliyor musun? Mor beyinli!

Burası, muhalefet liderinin bile robota vatandaşlık vermeye kalkan S. Arabistan’a “Ne yapmak, nereye varmak istemektedirler” diye atar yaptığı bir ülke. Sen kimsin ya! Bir gece ansızın gelebiliriz!

Neyse, Allah’tan Sayın Bakan fazla yüz-göz olmuyor kendisiyle. Ama fikir soytarısı robot daha sonra bir kere daha “Neden bahsediyorsun” deyince Arslan fertiği çekiyor ve “Değerli arkadaşlar belli ki birileri robotu kontrol etmek durumunda. Kontrol görevini hangi arkadaşımız yerine getiriyorsa gereğini yapın lütfen” talimatını veriyor.

Her ne kadar ilk başta Besim Toker gibi bu ‘sevimli robot’u pazarlamaya çıkmış olsa da işte böyle bir zılgıtla nerede olduğunu hatırlatıyor Sayın Bakan, hadsize. Hayır, sen o lafları bir de Reis’e et de görelim robot efendi! Bak bakalım her parçanı yerli ve milli jilet haline getiriyor mu, getirmiyor mu!

***

Durum baştan aşağı kara komedi.

Haliyle her ne kadar mizahtan öte kaldırılacak tarafı yokmuş gibi görünse de aslında hastalık ciddi.

O kadar susturdular ki her aykırı sesi…

O kadar alıştılar ki tek bir itiraz duymamaya…

Robota bile tahammülü yok, devletlûnun.

“Belli ki birileri robotu kontrol etmek durumunda” diyor… Elbette. Bunu bir AKP’li bakandan daha iyi kim bilebilir?

Değil mi ki bütün ülke robotlar gibi kontrol ediliyor devri iktidarlarında.

Fakat bu farklı, bu Çin’den gelmiş. “Evet efendim”e programlı değil. “Neden bahsediyorsun, anlamıyorum” diyor, “yavaş konuş” diyor format atılasıca.

Bizim yerli ve milli robotlar panik olmuştur kesin. Bir Sanbot kadar olamadınız ya arkadaş! Hiç olmazsa arada “Ne diyorsun, anlamıyorum” diyebilecek cesareti bile gösteremeyen havuz robotçukları rahatsız olmaz mı, olur tabii.

***

Ne yapılmalı peki bu durumda?

Evet, gereği neyse yapılmalı elbette.

“Kontrol görevini hangi arkadaşımız yerine getiriyorsa gereğini yapın lütfen” diyor Bakan Arslan. “Artık Sedat Peker civatalarında duş mu alır yoksa Devlet Bahçeli sert bir yazılı açıklama mı yapar” diye düşünmeyin sakın. Biraz çözüm odaklı olun lütfen. İnovasyon çağındayız.

Bakın ne yapılıyor, haberlerden okuyalım: “Bakan konuşmasına devam ederken, robot Sambot yeniden programlandı ve susturuldu.”

İşte bu!

En kestirme yol, en iyi bildiğin yoldur demişler. Susturmak: Defalarca test edilmiş, onaylanmış, AKP’nin organik, ileri demokrasi projesi. Afedersin ağzına çaputu tıkamak suretiyle nihayet Sambot da ülkenin geri kalan bütün robotları gibi yerli ve milli bir robot haline getiriliveriyor. Yaşasın milli irade!

***

Bir başka haberde de şöyle diyor: “Bakan konuşmasına devam ederken robotun önce mikrofonu kapatıldı ardından da sahneden indirildi.”

Nasıl indirildiğine dair bir detay yok. Yaka paça mı, biber gazıyla mı belli değil. MİT’in siyah minibüslerinde de yer yok ki alasın haini, kaldırasın dağ başına.

“Kripto FETÖ’cü”dür kesin. Yapay Zekâ İmamı. Bylock’u da vardır. Acımamak lazım. Yoksa acınacak hale düşeriz. Ya başına bir kayyım atansın ya da bir KHK ile milli tanka kış paleti yapılsın.

Gerçi bunun, kendisi için gereğini yapanı da var bizim memlekette ama olsun…

Bu o kadar gelişmiş bir model değil sonuçta.

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.