Evde nasıl geçer korona günleri? İşte beden ve ruh sağlığınız için öneriler!

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını sonrası insanlar eve kapandı.

Sportif, sosyal, kültürel organizasyonların iptal edilmesi, sinema ve alışveriş merkezlerinin kapatılması, okulların tatil olması, karantina uygulamaları aile bireyleri evde zaman geçirme kavramını yeniden hatırladı.

Herkesin hayatında köklü değişikliklere yol açan zorunlu bu sürecin insanların ruh sağlığını etkilediğini kaydeden uzmanlar evde verimli zaman geçirmenin püf noktaları olduğunu hatırlatıyor!

AİLE BİREYLERİ TEKRAR BİR ARADA YAŞAMAYI ÖĞRENECEK

Koronavirüs salgını sonucu eve kapanan aile fertleri zorunlu olarak yeniden birlikte vakit geçirmeye başladı. Bu yeni yaşam şartlarından ne şekilde etkilenileceğini, bireylerin kişilik özellikleri ve yaşadıkları ailenin yapısı ve aile içindeki konumları belirleyecek. ‘Sıkıntıdan patladım, bu virüs hikâyesi ne zaman bitecek’ diyerek eski günlerini özleyenler de olacak. ‘Virüs sayesinde ailece bir araya geldik, aile olmanın keyfini yaşıyoruz, birbirimizi daha iyi tanımaya, anlamaya başladık, evde keyfim yerinde’ diyen de olacak. Aile bireylerinin bir arada olacağı yeni yaşam tarzında okulların da tatil olması nedeniyle ilk günler eğlenceli geçti.

‘CİCİM GÜNLERİ’ BİTECEK Mİ?

Bu cicim günleri geçtikten sonra ilerleyen günlerde, özellikle evin hareketli, arkadaş çevresi geniş, dışarıya alışık bireylerinde sıkılmalar başlayacak. Bu dönem kardeşler arası tartışmalara, anne baba ile çocuklar arasındaki anlaşmazlıklara şahit olacağız. Herkes kendi odasına çekilecek. Ellerindeki cep telefonları ve bilgisayarlar en büyük yardımcıları olacak. Bir süre sonra bu durumdan da sıkılmalar başlayacak. Aile bireyleri odalarından çıkıp, diğer bireylerle iletişim kurmaya ve sohbet etmeye başlayacaklar. Daha önce hiç yapmadıkları sohbetleri keyifle yapmaya, bilgisayar oyunları dışındaki oyunları da oynamaya başlayacaklar.

EVDE GEÇİRİLECEK SÜREYİ VERİMLİ KULLANIN!

Ailece eve kapanma sürecinin ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu söyleyen uzman psikologlar, uzun sürme olasılığı bulunan bu süreci beden ve ruh sağlığını korumak adına ve daha keyifli olarak geçirmek için şu önerilerde bulunuyor:

*Evde uzun süre kalmanın stres ve sıkıntıyı arttırma riski var. Ani sinirlenmeler, öfke kontrolündeki sorunlar da bunlara eşlik edebilir. Bu riskleri ortadan kaldırmak adına öncelikle düzenli bir uyku ve sağlıklı bir beslenme gerekiyor. Uyku ihtiyacı kişiden kişiye farklı olabilir. Evde birden fazla kişi yaşıyorsa, evdeki diğer bireylerin uyku alışkanlıklarına saygılı olmak gerekir. Tabii ideal ve insan biyolojisine en uygun uyku şekli, gece çok geç yatmamak, sabah da çok geç kalkmamak. Gece uykusundan taviz vermeden uyunan 7-8 saatlik bir uyku, bağışıklık sistemini güçlendirip vücudun direncini arttıracaktır.

DENGELİ VE DÜZENLİ BESLENME ÖNEMLİ

*Dengeli ve düzenli beslenme de bedensel ve ruhsal sağlığın korunmasının vazgeçilmez bir unsuru. Evde gün boyu sürekli tatlı, çerez, abur cubur yemekten uzak durun.

*Evde hareketsiz kalmayı engellemek ve fiziksel olarak formda kalmak adına spor aktivitesi olarak egzersizler, ağırlık çalışmaları, esneme hareketleri, yoga yapılabilir. Aletsiz olarak ya da basit aletlerle bu aktiviteler düzenli bir şekilde sürdürülebilir.

*İlgi alanınıza uygun kitaplar okumak, zevkinize göre filmler, diziler, belgeseller, TED tarzı sunumlar ve keyif alabileceğini diğer hobiler de evde kaldığınız süre içerisinde, bir taraftan stresle baş edebilme becerinizi güçlendirirken diğer taraftan kendinizi keşfetmek ve geliştirmek gibi bir katkısı da olacaktır.

*Ailemiz ile ilişkileri geliştirmeye odaklanabiliriz. Evlilik ve aile terapilerinde dışarıda çok sosyal, paylaşımcı, konuşkan olan danışanlarımızın eve gelince adeta off tuşuna basılmış gibi suskunlaştığını, eşi ya da çocukları ile paylaşımlara girmediğini sık sık duyarız. Zorunlu evde kalış bu döngüyü kırmak için de bir fırsat olabilir.

GÜNCEL HABERLERİ İZLEMEK, EVDEKİ HERKESİN KAYGISINI ARTTIRIR

*Buradaki en büyük tehlike TV ve internet. Sürekli koronavirüsle ilgili güncel haberleri izlemek, evdeki herkesin kaygısını arttırır. Özellikle küçük çocuklarda daha fazla endişeye yol açabilir. Bundan kaçının. Evde aşırı kaygı ve korku yaşayan bireyler varsa diğer sakin kalabilen bireylerin korku ve endişeleri hakkında konuşarak kaygılarının azalmasını sağlayabilir.

İNTERNET BAĞIMLILIĞINA DİKKAT!

*Evde olup sanal aleme daha fazla yönelme varsa, bu internet bağımlılığının artması anlamına gelir. İnternet bağımlılığı diğer bağımlılıklardan daha masum bir bağımlılık değil. Ailece belirleyeceğiniz saatlerde “internete girmeyeceğiz” kararı verirseniz zamanı da kontrol etmiş olursunuz.

*Bol bol sohbet edin, şakalaşın, konuşmaktan yorulduğunuzda birlikte oynayacağınız kutu oyunları ile neşeli zamanlar geçirin. Kendinizle ve sevdiklerinizle samimi bağlar geliştirip güzel anılar oluşturmak hem ilişkilerinize hem de sağlığınıza iyi gelecektir.

ÇİN’DE BOŞANMA SAYISI YÜZDE 300 ARTTI

*Uzun süre dar bir alanı paylaşmak beraberinde bazı riskler de getiriyor. Örneğin devamlı bir arada olan evli çiftler birbirlerini çok sevseler de birbirinin hatalarını, eksik taraflarını daha fazla görmeye başlar. Tahammül azalır. Çin’in karantina bölgesindeki şehirlerindeki boşanma davalarında yüzde 300 artış görülmesi de bunun bir örneği. Burada ilişkiyi en koruyucu faktör eşlerin farklı şeylerle uğraşmasıdır. Örneğin devamlı birlikte televizyon seyretmektense biri televizyon seyrederken eşinin tamirat yapması, ilişkide nefes almalarını sağlar. Birlikte bir şeyler yapılacaksa da birbirini iyi hissettirecek eylemler, neşeli eğlenceli uğraşlar tercih edilmeli ki ilişki canlılığını kaybetmesin.

*Sonuç olarak; biraz yavaşlamak ve fark etmek hepimizin ihtiyacı. Şu an sahip olduklarımızın farkına varmak, değerini bilmek, korumak, şükretmek, sevgimizi ifade etmek ve ilişkilerimize sahip çıkıp geliştirmek için çok iyi bir fırsat.