‘İyi bir uyku gibisi yok’

‘İyi bir uyku gibisi yok’

Bilim insanları sizi daha uzun yaşatacak, hafızanızı güçlendirecek, sizi daha güzel/yakışıklı, daha üretken yapacak; kanser, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, depresyon, anksiyete, demans ve beyin kanaması riskinizi azaltacak yan etkisi olmayan bir ilaç bulsa ilgilenir misiniz?

Louisville Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cüneyt Tegin, uykunun bunların hepsini ve daha fazlasını sağladığını söylüyor. Uyku üzerine okumalar yaptığını ve öğrendiklerinin kendisini şaşkına çevirdiğini belirten Prof. Tegin, herkesi Prof. Dr. Haluk Savaş’ın #uykulobisi grubuna katılmaya çağırıyor ve şu önemli bilgileri paylaşıyor:

Uyku, sağlıklı olmada çok önemli bir etken. Uyku hikâyesi iyi bir psikiyatrik muayenenin temellerinden. İyi bir uyku psikiyatri kliniklerinde yaygın hedeflerden biri. Ben de üzerinde çokça duruyorum fakat önemini ve mahiyetini derinlemesine kavrayamadığımı itiraf ediyorum.

Doğu toplumlarında uyumak hakir görülen bir eylemdir. Az uyumak yüceltilir. Araştırmalar bunun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Doğal uyku; 7-8 saat gece ve 30-60 dakika öğleden sonra olmak üzere iki parçadan oluşuyor.

Avrupa Birliği’ne girmeden önce öğle uykusu Yunanlılarda yaygındı. Yapılan bir çalışma, Avrupa Birliği’ne girdikten sonra çalışma saatlerinin değişmesinden dolayı öğle uykusunu kaçıran insanlarda kalp hastalığı riskinin %38 arttığını gösteriyor.

Diğer enteresan bir çalışmada insanın biyolojik saatinde bir günün 24 saat 15 dakika olduğu bulunuyor. Bu çalışma hemen yanı başımızdaki Mammoth Cave’ de yapılıyor. Araştırmacılar aylarca gün ışığı görmeden, zaman kavramı olmadan karanlık mağarada zaman geçiriyorlar.

Buna rağmen gün algıları pek fazla değişmiyor. Gece olduğunu bilmemelerine rağmen akşam vakitlerinde uyuyor, gün ağarırken uyanıyorlar. Çalışma sonunda araştırmacıların gün algısı günde ortalama 15 dakika sapıyor. İnsanın “biyolojik günü”nün 24saat 15dakika olduğu sonucuna varılıyor.

Uykunun önemli bir kısmını oluşturan REM uykusu çocukların zihinsel gelişimi için hayati derecede önemli. REM uykusu sırasında yeni sinapsların oluştuğu gösterilmiş. Yeterince REM uykusuna sahip olamayan çocuklarda zihinsel gelişim geriliği oranının daha yüksek olduğu bulunmuş. Çok az dahi olsa, gebelik sırasında alkol kullanan annelerin bebeklerinde REM uykusunun hem süresinin hem de derinliğinin düştüğü gözlenmiş.

REM uykusu süresinin, REM/NREM uyku oranının yaşam boyunca ve türler arasında değişimi de çok ilginç: doğumdan önceki son haftalara kadar REM uykusu 6 saat, NREM 6 saat sürüyor. Geriye kalan 12 saatte fetüs uyanık değil fakat bizim uyuduğumuz tarzda bir uykuda da değil. Doğumdan hemen önceki son iki haftada REM uykusu 9 saate kadar çıkıyor. Doğumda tüm uykunun yüzde 50’si REM uykusu…

Doğumdan ergenliğin sonuna kadar kademeli olarak düşerek yüzde 20 seviyesine iniyor ve hayat boyu bu seviyelerde seyrediyor.

Peki, REM uykusu ne? Neden beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemlerde bu kadar uzun sürüyor ve beyin olgunlaşmaya başladığında azalıyor?

REM(rapid eye movement) uykunun hızlı göz hareketlerinin olduğu kısmına deniyor. NREM(non-rapid eye movement) de ise göz hareketleri yok. Tüm uykumuz NREM ve REM’in dönüşümlü tekrarlamalarıyla geçiyor. Uyku NREM ile başlıyor. NREM 90 dakika kadar sürüyor, sonra REM uykusu başlıyor. İlk REM uykumuz kısa: Yaklaşık 10 dakika kadar sürüyor. Sonrasında her tekrarda daha da uzuyor. NREM’in ise süresi gece boyunca değişmiyor. İsmin göz hareketlerinden geldiğine değindik. Bilim adamlarının ilk fark ettiği en belirgin özellik bu olduğu için isim buradan geliyor. Hâlbuki NREM ve REM, gece-gündüz kadar birbirinden farklı uykular.

Uyku sırasındaki beyin dalgaları EEG yardımıyla izlenebiliyor. Uyanıkken beynimizdeki milyarlarca sinir hücresinden gelen dalgalar oldukça karışık ve düzensiz. NREM’e girildiğinde ise dalgalar ritmik ve düzenli bir hal alıyor. NREM’in derinliği arttıkça dalgaların frekansı azalıyor, dalgalar yavaşlıyor. Sonra birden REM başlıyor. REM dalgalarını uyanıkken görülen dalgalardan ayırmak imkânsız. Yani bir nevi uyurken beynimiz uyanık!

İşte hızlı göz hareketleri de bu REM döneminde oluyor. Aynı zamanda, gündüz hatırladığımız canlı rüyaları da bu zamanda görüyoruz.

REM uykusu sırasında bizi yataktan düşmekten, tekme ya da yumruk atmaktan korumak için bedenimiz bir nevi felç geçiriyor. Göz kaslarımızsa aktif REM uykusunun beyin gelişiminde büyük rolü olduğu düşünülüyor.

Gün içerisinde edinilen bilgilerin işlenmesi, yeni sinapsların oluşması, o gün edinilen bilgilerin eskilerle birleştirilmesi gibi işlevlerin REM uykusu sırasında gerçekleştiğine dair bulgular var. Gün boyu tecrübe ediniyoruz, bilgi topluyoruz. Biz uyuyunca REM uykumuz sırasında beynimiz bir kütüphaneci gibi çalışıp her şeyi katalogluyor. Örneğin, o gün içtiğiniz çayı hayatınızın o gününe kadar ki çay tecrübelerinizle birleştiriyor.

Freud’un “Rüyaların Yorumu” kitabını okuyanlar hatırlayacaktır. Freud her rüyanın bir “başlatan”ı (ve başlatanın genellikle o gün içinde yaşanılan bir olay) olduğundan bahseder. Bu başlatan, daha önce yaşanan olayları geri getirir ve böylece rüya oluşur. Belki de “başlatan” aktif değil pasif bir rol oynuyor. Rüyayı başlatan şey “başlatan” değil, bu kataloglama süreci…