Hastalıkta Sağlıkta…

Hastalıkta Sağlıkta…

Büyük hayallerle kurulan yuvaların iki günde darmadağın olduğu günümüzde vefasıyla umut veren çiftler de yok değil.

‘Hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde’ diye söz verilir o önemli günde. Bir ömür aynı yastığa baş koyma sözü... Derken bir zaman geçer, verilen sözlerin tutulup tutulamayacağının anlaşılacağı imtihanlar baş gösterir. Çiftler bu zorlu yola birlikte yürümeye devam edebilecek midir? Kişinin, kendisiyle, eşiyle, çevresiyle ve Yaratıcısıyla ilişkisini ahenge oturtan sihirli sözcük olan vefayı hissettirecek midir birbirlerine?

Ne yazık ki bütün ahlâkî değerlerin alt üst olduğu günümüz dünyasında, yitirdiğimiz mâna burçlarından biri de vefâ. Her şeye rağmen sînelerinde vefâyı yeşertenler birer “numûne-i imtisâl” olarak aramızda varlıklarını devam ettiriyor.

Geçtiğimiz aylarda Fatma Girik’in eşi Memduh Ün’ün vefat haberini aldık. Bu vefat bize arkasındaki vefa dolu birlikteliği de gösterdi. Fatma Girik, aylarca hasta eşi Memduh Bey’in başucundan ayrılmamış, son nefesine kadar yanında olmuştu. Ahlaki değerlerimiz yozlaşırken sanat camiasında böylesi bir ilişkinin varlığı bizlere hayatımızın içinde yer alan başka fedakârlık hikâyelerini gösterdi.

Hasta eşe vefa

Mustafa Akdas ve Dondu Akdas bb770Üç yıldır lösemi hastası olan eşinin her türlü bakımını üstlenen 56 yaşındaki Mustafa Akdaş, emanete nasıl sahip çıkılması gerektiğini gösteren en güzel örneklerinden biri. 1986 yılında evlenen Mustafa Akdaş ve Döndü Akdaş, mutlu bir evliliğin bakiyesi olan 30 yılı geride bırakır. Üç yıl önce farklı bir imtihanla karşı karşıya kalır çift. Döndü Akdaş’a günümüz şartlarında tedavisi için ilik nakli şart olan lösemi teşhisi konulur. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bulunan uygun ilikle nakil yapılsa da 1 yıl sonra hastalık nükseder. Doktorlar kendisine 3-5 ay ömür biçmiştir. Ancak, 1,5 yıldır haftanın 2-3 gününü hastanede geçirerek yaşamını devam ettiriyor.

Döndü Hanım, hastalığını metanetle karşılar ancak hem eşi hem de çocukları için sıkıntılı bir dönem başlamıştır. Mustafa Bey, bütün olumsuzluklara rağmen eşinin hayattan soğumadığını aktarıyor: “Çok şükür şu soruyu kendimize sormadık: ‘Niye bizim başımıza geldi, neden biz?’ Biz bu dünyanın bir imtihan dünyası olduğunun farkındayız. ‘Rabbim bu hastalığı bize verdiyse vardır bir hikmeti’ dedik. Belki günahlarımıza kefaret olacak, belki sabrımızın mükâfatı olarak ahirette kurtuluşumuza vesile olacak. Hep böyle düşündük, böyle rahatlattık kendimizi. Eğer inancım olmasaydı bunu kabullenmem zor değil imkânsız olurdu.”

‘Evde roller değişti, mutfağa girdim!’

Eşinin hastalığından sonra evde roller değişmiş. Mustafa Bey, Döndü Hanım’ın her türlü ihtiyacını gidermeye, yemek yapmaya ve evin çamaşır, bulaşık gibi bütün işlerini yüklenmeye başlamış. Bu süreçte ev hanımlığının ne kadar zor olduğunu anladığını da inkâr etmiyor Mustafa Bey. Tüm bu sorumlulukların yanında eşini mutlu etmek için ona evde küçük sürprizler yapmayı da ihmal etmemiş Akdaş. Döndü Hanım bu vesileyle hastalığını bir nebze unutur umuduyla. Eşinin moralini yüksek tutmak için onun istediği şeyleri yapmaya gayret ediyor. Onu gezdiriyor, alışverişe çıkarıyor, sevdiği arkadaşlarına götürüyor… Eşiyle mümkün olduğu kadar ölüm, mezarlık gibi konuları konuşmadığının da altını çiziyor Akdaş. “Ancak zaman zaman nereye gömülmek istediğini bana söylüyor. Biz bu konulara girmiyoruz ama açtığı zaman mecburen giriyoruz.” diyor.

‘Zerre kadar şikâyetçi değilim’

Mustafa Akdaş, yaşadığı zorlukları anlatırken büyük bir metanetle hepsini göğüslediğini belirterek, şunları söylüyor: “Hayatımız en küçük anına kadar değişti. Her şeyimizi hastanın durumuna göre ayarlamak ve düşünmek zorunda hissediyoruz. Her şey hasta odaklı. Örneğin bir yere gideceksiniz, birini ziyaret edeceksiniz, ya da pikniğe gideceksiniz hastanın durumunu göz önüne alma mecburiyetimiz var. Basit bir ayrıntı ama hasta şu anda alafranga klozetin dışında lavabo kullanamıyor. Gittiğimiz yerde bu var mı diye düşünüyoruz. Ya da gittiği yerde ne yiyecek ne içecek bütün bunları en ince ayrıntısına kadar düşünmem gerekiyor. Şu anda benim hayatım tamamen eşimin durumuna göre programlandı. Ama Allah’a şükür zerre kadar şikâyetçi değilim.”

Eşine böbreğini verdi

Hanm Altuna esi Mustafa Altun 7dda6Vefa hikâyelerinden biri de yakın zamanda Osmaniye’de yaşandı. 66 yaşındaki Hanım Altun’a eşi Mustafa Altun böbreğini bağışladı. 4 yıl önce konulan böbrek yetmezliği teşhisi Hanım Hanım’ı yataktan kalkamaz hale getirir. Eşinin hasta olmasına dayanamayan Mustafa Bey en sonunda böbreğini eşine verme kararı alır. Dokuların uyumlu çıkması sonucu nakil gerçekleşirken Hanım Altun da sağlığına kavuşur. Eşi kendisine böbreğini vermek istediğini söylediğinde Altun, her türlü eşinden razı olduğunu söyler.

Önce arkadaşı, sonra her şeyi oldu

Aysel Hanım ile Erdem Bey’in ilişkisi ise daha en başından vefayla örülmüş bir hikâye. Daha evlenmeden hastalıkta sağlıkta eşine yanında olacağını göstermiş Erdem Bey. Onlar henüz nişanlı. Aysel Hanım’ın göğsünde kitle çıktıktan sonra nişanlanmışlar. Aysel Hanım hikâyelerini ve düşüncelerini şöyle anlatıyor: “Kanser teşhisi konulduktan sonra tamamen aklımdan evliliği çıkarmıştım. Düşünmüyordum bile. Bu durumdan Erdem’in haberi yoktu. Hâlâ mesaj atmaya devam ediyordu. Ağustosta görüşmeye başladık. İki ay sonra ayrıldık. Ona da bahsetmemiştim böyle bir durum olduğundan. En son geçirdiğim ameliyattan sonra mesaj atmış. Ben de sağlığımla uğraştığımı, başka hiçbir şeyle uğraşamadığımı söyledim. O zaman öğrendi hastalığımı. Öğrendikten sonra da daha çok mesaj atmaya başladı. Dualar bulmuş okumam için. Hastalığım için doktorlara koşturmaya başladı. Daha çok aramaya sormaya başladı. Derken yeniden görüşmeye başladık.”

İnsanın böyle bir şeyle karşılaştığında geleceğe dair hiçbir plan kurmadığını, kuramadığını söyleyen Aysel Hanım, böylelikle hayal kurmaya da yeniden başlamış: “Kemoterapi gördüğüm için kaşlarım dökülmüş, kilo almıştım. Kendimi iyi hissetmiyor, nişan yapmak istemiyordum bu yüzden hep erteledim. Sonunda Erdem’in ısrarı üzerine nişanlandık.”

Bu sürecin onları birbirine bağladığını söyleyen çift, her şerde bir hayır olduğunu da gösteriyor bizlere. “Normalde insanlar düşünür ‘Acaba bu insan her durumda benim yanımda olacak mı?’ diye, tabii ki nişanlımın bu davranışı gelecekte de yanımda olacağının göstergesi.” diyen Aysel Hanım ona sonsuz güveniyor.

Lösemiyi eşinin sevgisiyle yendi

Keramettin Ok ve Sevim OK 6288cSevgiyle hastalıkları aşmak da mümkün. Ok çifti bunun bir örneği. Bir buçuk sene önce kan kanseri teşhisi konulan Keramettin Ok’a eşi Sevim Hanım tüm hastalığı boyunca yardımcı olmuş. Eşinin desteğiyle iyileştiğini söyleyen Keramettin Bey bunu şu şekilde açıklıyor: “Eşim bana bir bebek gibi baktı. Onun sayesinde başaracağıma inandım, öyle de oldu.” Daha önce de babasını kanserden kaybeden Ok’un sağlığına kavuşacağına inanmasındaki en büyük etken ve yardımcı Sevim Hanım olmuş. Eşinin yanından bir an bile ayrılmayan Sevim Hanım Keramettin Bey’in bütün ihtiyaçlarıyla ilgilenmiş. Bunun yanında moral vermeyi de hiç ihmal etmemiş. Eşi iyileştiğinde de yine en büyük sevinci o yaşamış. Böylelikle birlikte her türlü zorluğu aşabileceklerini göstermişler.