Hizmet’e hakareti anlattı: En büyük yalanın en çarpıcı örneği

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ilk İngilizce biyografisini yayınlayan Amerikalı öğretim üyesi Prof. Dr. Jon Pahl, “A LIFE OF HIZMET” isimli kitabının sunumunu yaptı. Konuşmasında Hocaefendi ile ilk tanışmasını da anlatan Pahl, Hizmet Hareketi’nin son yıllarda Türkiye’de karşılaştığı muameleyi ve hakaretleri “Bu yakın tarihte en büyük yalanın en çarpıcı örneklerinden biridir” sözleriyle anlattı.

Norveç Hizmet Hareketi (Den Norske Hizmetbevegelsen) ve Tøyen Halk Kütüphanesi (Deichman Tøyen) işbirliğiyle organize edilen programda Prof. Dr. Jon Pahl Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili yaptığı araştırmaları ve düşüncelerini paylaştı.

6 Nisan 2021 Salı günü Norveç Hizmet Hareketi Youtube kanalı üzerinde canlı olarak gerçekleştirilen programın moderatörlüğünü ise Kiliseler Birliği Diyalog Merkezi Drammen Müdürü (Kirkelig Dialogsenter Drammen) Ivar Flaten yaptı.

“ADINI BİLE DUYMAMIŞTIM”

Pahl, sözlerine Fethullah Gülen Hocaefendi ile 2008 yılındaki ilk karşılaşmasını ve tanışmasını anlatarak başladı. Davet edildiği iftar programına katıldığında Hocaefendi’nin kim olduğuna dair hiçbir fikrinin olmadığını belirten Pahl, “Adını bile duymamıştım ve o gece dinler arası diyalog konusunda önde gelen bir kişiydi. İftar yemeğinde en önemli konuşmayı kendisi yaptı. Kendisini dinlediğimde ‘Aman dedim. Sevgiden bahsediyor. Hoşgörüden, diyalogdan, bilimsel eğitimden, demokrasiden, kapitalizmden bahsediyor’ dedim. Bu da ne böyle dedim. Evet Gülen’i böyle tanıdım. İftar yemeğinde tanıdım. Ve o gece bir kitabını aldım. Sevgi ve hoşgörüye doğru bir küresel dünya adlı kitabını okudum” ifadelerini kullandı.

“İKİ KANATLA UÇMAK NE DEMEK?”

Kendi tespitlerine göre Hocaefendi’nin hayatının ve Küresel Hizmet Hareketi’nin sosyal girişim modelinin temelinde din ve bilim arasındaki savaşı sona erdirme taahhüdü olduğunu belirten Pahl, “Gülen, bir kişinin 2 kanatla uçması gerektiğini söyledi. ‘İki kanatla uçmak ne demek?’ Din ve bilime aynı şekilde önem verilmesi gerektiği, bu dengesizliğe bir son verilmesi gerektiğidir” dedi.

“HİZMET HAREKETİ DERİN BARIŞ TEMELİNDE BAŞLAMIŞTIR”

Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ‘Halk İlahiyatçısı’ olarak tanımlayan Pahl, ilgiyle takip edilen konuşmasında ‘hoşgörü’ kavramının altını çizerek şunları söyledi: “Hizmet üyeleri kendilerini Müslüman olarak sivil topluma bağlı olarak görüyorlar ve Hizmet asla bir siyasi parti olmak istememiştir. Gülen’in ve Hizmet’in eleştirmenlerinin hepsi siyasi terimlerle betimlemişlerdir ve bu şekilde onu yanlış anlamışlardır. Yanlış tanıtmışlardır. İslam kelimesinin kökeni barış demektir. Hizmet Hareketi ‘Derin Barış’ temelinde başlamıştır. Ne özeldir, ne siyasidir. Her ikisini de içeren üçüncü bir yol olarak başlamıştır. Gülen şöyle demiştir: Barış bireyde başlar. Ailede yankılanır ve oradan da toplumun her kesimine yayılır. Huzurlu bir kişi tabi ki de dua eden, namaz kılan, oruç tutan ve elbette ki diğer ibadetlerini yapan kişidir. Ama barışçıl huzurlu bir insan aynı zamanda her şeyin tanrının bir armağanı olduğunu, her şeyin tanrının rızası için yapılacağını kabul ederek başkalarına cömertlikle ulaşan bir kişidir. Bu perspektiften hoşgörü diye adlandırdığımız üçüncü bir yol çıkar.”

Hizmet Hareketi’nin son yıllarda Türkiye’de karşılaştığı muameleyi ve hakaretleri “Bu yakın tarihte en büyük yalanın en çarpıcı örneklerinden biridir” sözleriyle anlatan Jon Pahl, “Hoşgörü etrafında inşa edilen, siyasi olmayan, şiddetsiz gönüllü bir hareket olarak Hizmet, sivil toplumun tüm alanlarında yapıcı bir angajman olarak insanların özel İslami pratiği arasında bir köprü olmayı amaçlamıştı. Bu bir suç mu?” diye sordu.

Hizmet Hareketi adına gelecekten umutlu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pahl sözlerini şu cümlelerle tamamladı:

“İlham veren birşey var. Olağanüstü ümit kaynağı olan bir şey var. Defalarca zulme uğramış olmasına rağmen, emsalsiz baskılarına rağmen birçok kişi ve hareketi umutsuzluğa sürükleyecek engellemelere rağmen Gülen ve Hizmet hala duygusal hareket ile devam etmektedir. Pozitif eylem ile devam etmektedir. Dış baskıya boyun eğmemektedir ve sonuç ne olursa olsun istişarenin işleyişini devam ettirmek amacıyla hareket etmektedirler. Bu ümitler bir ütopya gibi gelebilir. Acımasız diktatörlerin olduğu bu kışta görkemli bir bahar umutları ütopik görülebilir. Bu bir duadan iyi görünmeyebilir… Oysa Gülen’in yapmayı bildiği bir şey varsa o da dua etmektir.”

Sri Lanka’lı Akademisyen Shanthikumar Hettiarachchi’nin de katıldığı programın son konuşmacısı Trøndelag Bölgesi Kiliseler Diyalog Merkezi müdürü (Daglig Leder, Kirkelig Dialogsenter Trondheim) Dag Aakre oldu.