Kıbrıs’ta Türk tarafı 53 yıl sonra ilk kez ‘iki devletli çözüm’ önerecek

Kıbrıs’ta Türk tarafı 53 yıl sonra ilk kez ‘iki devletli çözüm’ önerecek

BM öncülüğünde 27-29 Nisan’da Cenevre’de düzenlenecek Kıbrıs Konferansında taraflar arasında yakın gelecekte kalıcı bir çözümü müzakere etmek için ortak zeminin olup olmadığı belirlenecek. 53 yıldır süren görüşmelerde Türk tarafı bir ilke imza atarak ‘iki devletli çözüm’ önerecek.

Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme ulaşılması hedefiyle İsviçre’de düzenlenen ancak başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerden dört yıl sonra taraflar, soruna ‘ortak zemin’ bulmak için İsviçre’de yeniden bir araya geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde, Kıbrıslı taraflar ve garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla düzenlenecek 5+BM formatındaki Kıbrıs konulu gayriresmi toplantı Cenevre’de 3 gün sürecek. Toplantılara BM Genel Sekreteri Antonio Guterres başkanlık edecek.

Kıbrıs sorununa çözüm üretmek, Ada’da kalıcı barış ve istikrarı sağlamak amacıyla yürütülen müzakereler kapsamında taraflar 7 Kasım 2016 ila 7 Temmuz 2017’da İsviçre’nin farklı kentlerinde dördü liderler seviyesinde olmak üzere beş kez bir araya gelmişti.

Ancak görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanmış, taraflar birbirlerini suçlamış ve masayı devirenin karşı taraf olduğunu dile getirmişti.

ORTAK ZEMİN ARANACAK

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de katılacağı toplantıda, tarafların yakın gelecekte Kıbrıs meselesine kalıcı çözüm bulunabilmesi amacıyla müzakere edebilecekleri ‘ortak bir zeminin’ olup olmadığı tespit edilecek.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), 53 yıldır müzakere edilen ancak başarısızlıkla sonuçlanan federasyon önerisine karşın, ‘iki devletli çözümün’ masaya gelmesini istiyor.

Türk tarafı, egemen eşitliğe dayalı, yan yana yaşayan iki devletin iş birliğine dayalı çözüm modeliyle Kıbrıs’ta kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşılacağına ve bunun Ada halkı için daha faydalı olacağı fikrini de savunuyor.

Türkiye’nin garantörlüğü, Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı, KKTC’nin egemenliği ve siyasi eşitliğinin kırmızı çizgileri olduğunu ifade eden Kıbrıs Türk tarafı, bunlardan asla vazgeçilemeyeceğini her fırsatta vurguluyor.

Rum tarafı, ise BM parametrelerinin değişmemesi gerektiği ve müzakerelerin bu temelde devam etmesi gerektiğini ileri sürüyor.

Rumlar, diğer yandan, Türk tarafının kapalı Maraş’ın tamamen açılmasına yönelik planlamalarını sona erdirmesini ve Doğu Akdeniz’deki Türk faaliyetlerini sonlandırmasını istiyor.

TATAR ANKARA’DA ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEK

Kıbrıs konulu toplantı için Türkiye ve KKTC arasında karşılıklı ziyaretler son günlerde hız kazanırken, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bugün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanı Tatar ve beraberindeki heyet, bugün Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle son kez görüşmelerini yapacak ve Türk tarafıyla birlikte yarın Cenevre’ye hareket edecek.

Federasyon modelini görüşmek için masaya oturmayacağını sıklıkla vurgulayan Türk tarafı, toplantıda Egemen eşitlik temelinde Kıbrıs Adasında iki devletin iş birliği yapacağı bir çözüm modelini anlatacak.

Görüşmeler öncesi KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Biz, Kıbrıs Cumhuriyeti denen Rum devletinin bir toplumu değiliz, devlet sahibi egemen bir halkız. Bu duruşumuzla Cenevre’ye gidiyoruz. Ada’daki gerçekler zemininde bir uzlaşı arayışında var olduğumuzu söylemeye gidiyoruz. Bu gerçekler göz ardı edildiği sürece herhangi bir uzlaşı modelinin asla mümkün olmayacağını vurgulamaya gidiyoruz.” şeklinde konuştu.

RUM TARAFI FEDERASYON MODELİ İSTİYOR

Yunanistan ve Rum tarafı Kıbrıs’ta çözümün ‘federasyon’ modeliyle sağlanacağı konusunda ısrarını sürdürüyor.

Rum kesimi, müzakerelerin 2017’deki Crans Montana görüşmelerinde kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini savunurken, Türk tarafı ise bunun imkansız olduğunu ve Cenevre’de bundan sonra neyin müzakere edileceğinin belirleneceğine vurgu yapıyor.

Salı günü başlayacak görüşme öncesi açıklama yapan Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, “BM kararları, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği hukukuna uygun olarak Cenevre’ye gidiyoruz. Kıbrıs’ı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyonda yeniden birleştirme müzakerelerini sürdürmeye sağlam şekilde kararlıyız.” ifadesini kullandı.

AB TOPLANTILARDA YER ALMAYACAK

Kıbrıs meselesinin bir AB sorunu olduğunu ve Kıbrıs’ta iki taraflı, iki toplumlu federasyon çözümünü savunan AB, yeniden başlaması planlanan Kıbrıs müzakerelerinde kendisinin de bulunması gerektiğini ileri sürüyor.

Cenevre’deki gayriresmi toplantıda masada olmayacak olan AB yetkililerinin, taraflarla toplantı dışında görüşmeler yapması bekleniyor.

Cenevre’deki toplantı, BM Genel Sekreteri Guterres’in Kovid-19 salgını sonrası yüz yüze katılacağı ilk toplantı olması açısından da önem taşıyor.

İNGİLTERE’NİN KKTC’Yİ TANIMAYI DEĞERLENDİRDİĞİ İLERİ SÜRÜLDÜ

Görüşmeler öncesi Avrupa Birliği’nden ayrılan ve Kıbrıs konusunda Türkiye ve Yunanistan ile birlikte garantör ülke durumunda bulunan İngiltere ile ilgili ilginç bir iddia gündeme geldi.

Adada iki tane askeri üssü bulunan İngiltere’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanımayı değerlendirdiği, böyle bir adımın İngiltere ile KKTC arasında doğrudan uçuşların başlamasını sağlayabileceği iddia edildi.

Sunday Express’te yer alan haberde, İngiltere’nin “Cenevre’de yapılacak görüşmelerde Kıbrıs Adası’nı neredeyse 60 yıldır ikiye bölen siyasi krize barışçıl çözüm bulmada ‘tarihi bir fırsat’ sunmaya yardımcı olabileceği” belirtildi.

Hükümet kaynaklarının gazeteye, İngiliz bakanların KKTC’yi resmen bağımsız bir ülke olarak tanımayı değerlendirdiklerini söylediği aktarıldı.

Sorunun çözümünün, İngiltere’de yaşayan 300 bin Kıbrıslı Türk’e yardım edeceği ve iki ülke arasında doğrudan uçuşların başlamasını sağlayabileceği vurgulandı.

Ayrıca binlerce İngiliz vatandaşının Kuzey Kıbrıs’ı da daha kolay ziyaret edebileceği ve KKTC’nin güney ile birlikte popüler bir tatil beldesi haline gelebileceği yazıldı.

Aynı zamanda İngiltere’nin Kıbrıs’taki iki askeri üssü konusunda da uzun vadeli bir anlaşma sağlanabileceği belirtildi.

Haberde, Brexit müzakereleri sırasında AB’nin İngiltere’ye baskı uygulamak için Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan İngiliz vatandaşlarının, güneye geçmeleri halinde gözaltına alınma ve para cezası ile tehdit edildiği ileri sürüldü.