"Tutuklu gazeteciler için yola revan olduk"

"Tutuklu gazeteciler için yola revan olduk"

Gazeteci Nurullah Kaya ve hukukçu Bilal Durmuş'un tutuklu gazetecilere dikkat çekmek için başlattığı bisiklet turu devam ediyor. Tutsak gazetecilerin özgürlüğü için pedal çeviren gazeteci Nurullah Kaya "Tutuklu gazeteciler için yola revan olduk" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Beraber aynı kurumda çalıştığım gazeteci arkadaşlarım yıllardır hapiste. Mustafa Ünal, Fevzi Yazıcı, Harun Çümen, Zafer Özcan, Yakup Şimşek... Türkiye’de yaşadığım 19 aylık hapishane hayatımın ardından özgürlüğüme kavuşmanın buruk açısı hala yüreğimde. Dostlarımın, arkadaşlarımın, meslektaşlarımın hala zindanlarda olması beni kahrediyor. Suçsuz bir şekilde tutsaklar onlar. Çıktığımdan bu zamana kadar onlar için elimden geleni yapmaya çalışıyorum… Ancak yetmez diyorum, bu da yetmez o da yetmez… Onlar için ne yapsam yetmez… Kendimi yollara atıyorum… Yaşım ilerlese de, gençliğimdem eser kalmasa da yola revan oluyorum. Haykırmalıyım dağlara taşlara, söz geçirmeliyim güçümün yettiği kadar denizlerin, nehirlerin azgın sularına… Ülke ülke gezmeli önüme gelen herkese arkadaşlarım haksız yere zindanlarda diye bağırmalıyım. “Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım...” mısraları yükseliyor dudaklarımdan. Ruhun şad olsun ey koca şair, hissiyatın hissiyatım oluyor…

Onlar hapse gireli nice aylar geçti, mevsimlerin biri bitip biri başladı, yıllar yılları kovaladı…

Onlar hapse girdiğinde doğan bebekler okullu oldu…

Onlar hapse girdiğindeki çocuklar delikanlı olup yuva kurdu…

Onlar hapse girdiğinde nicelerinin anaları, babaları gamdan kederden hayata gözlerini yumdu…

Onlar için şimdi yollardayız.

Onlarla çalışma onuruna sahip olduğum için kendimi çok bahtiyar görüyorum. Onlar ne güzel insanlar bir tanısanız, bir bilseniz. Onlar kalemlerinin namusunu korumuş tarihe geçmiş şeref timsali medya mensupları. Örneğin Musta Ünal, Ankara’da farklı görüşte ve farklı partilerden tanımayan siyasetçi yok gibidir. Siyaset dünyasının içinde çizgisini kaybetmemiş bir şahsiyettir o… Fevzi Yazıcı’nın ünü Türkiye sınırlarını aşmıştır. Dünyada birçok ödül kazanan Yazıcı, Türkiye’deki gazeteciliğin vitrinine cağ atlatmış nadide bir isim. Zafer Özcan, iş dünyasında saygın bir yere sahip olan nadir gazetecilerden biri. Yardım severliği ve herkese nefesi tükenene kadar destek olan yüreği kendisinden büyük Harun Çümen ise dönemin en yiğit gazetecilerinden. 67 yaşındaki çağımızın büyük mütefekkirlerinden biri olan Ali Ünal, kaleme aldığı ve çevirdiği 100’e aşkın kitabıyla asrın ötesinde bir insan… Her ne zaman görsem mütebessim çehresinden gülücük eksik olmayan Yakup Şimşek… Hepsiyle geçirdiğim vakit ve ettiğim sohbetler aklıma geldikçe hem seviniyor hem de hüzünleniyorum.

Sadece benim gazeteci arkadaşlarım değil, aynı dönem gazetecilik yaptığımız ve Türkiye’nin gündemine damga vuran medya mensupları içinde yollardaydız. Türkiye’de devletin görünmez yeraltı yoneticileri olan ve bugünün hükümetiyle ortak olan Ergenekon Terör Örgütü başta olmak üzere birçok gizli yapılanmayı korkusuzca haberleştiren Mehmet Baransu için yollardayız… Türkiye ekranlarına yeni bir ses ve soluk getiren başarılı yapımlarla, programlarla, haberlerle, dizi ve filmlerle insanları ekran başına kilitleyen Hidayet Karaca ve Ahmet Böken için yollardayız… Hukuksuz bir kelime dahi kaleme almayacak kadar hukuk bilgisine sahip Gültekin Avcı için yollardayız… Hemen her dönem ezilen ve haksızlığa uğrayan Kürtlerin haklarını savunan ve şuan hapishanelerdeki hakperest Kürt gazeteciler için yolardayız...

Yalnız değilim. Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekmek adına bir de avukat arkadaşım Bilal Durmuş var yanımda. Yorulduğum zaman bayrağı o devralıyor, o yoruldu mu bayrağı ben alıyorum. Yüzlerce kilometrelik bu uzun yolculuğu Cesur bu insanın desteğiyle katediyorum. Yolda bize bisikletleriyle zaman zaman katılan ve destek veren herkese çok ama çok teşekkürler.