BM: Türkiye’nin Kavala kararına uymayı reddetmesi, AİHM’in itibarına doğrudan saldırı

BM: Türkiye’nin Kavala kararına uymayı reddetmesi, AİHM’in itibarına doğrudan saldırı

BM İnsan Hakları Özel Raportörlüğü, "Türkiye'nin karara uymayı reddetmesi, AİHM'in itibarına ve savunmaya çalıştığı vazgeçilmez insan haklarına doğrudan bir saldırı gibi de görünüyor" açıklaması yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Özel Raportörlüğü, 21 Eylül 2022’de Türkiye’ye yapılan yazılı iletişimin tam metnini kamuya açtı. Yapılan açıklamada, Türkiye’ye verilen 60 günlük yanıt süresi boyunca kamuya açıklanmadığı belirtilen iletişime, Türkiye’nin 10 Kasım 2022’de yanıt verdiği ancak iletişimde değinilen konulara Türkiye’nin yanıt vermekten kaçındığı dile getirildi. Açıklamada, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına uymaması eleştirildi, AİHM’in savunduğu değerlere saldırı niteliğinde olduğu vurgulandı.

Taksim Gezi Parkı eylemlerine destek verdiği gerekçesiyle 2017 yılından beri tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala hakkında AİHM’in tahliye kararı vermesine karşın cezaevinde bulunması dolayısıyla Türk makamlarına yazı yazan BM raportörleri, Türkiye’deki adalet konusunda endişeli olduklarını dile getirirken, bir kez daha AİHM kararlarına saygı duyulması çağrısında bulundu.

TÜRK MAKAMLARI İKİ AY SONRA YANIT VERDİ

Türkiye’nin 21 Eylül 2022 tarihli yazıya 10 Kasım 2022 günü yanıt verdiğini, fakat yazıda bahsi geçen iddialara değinmediğini kaydeden BM raportörleri, 21 Eylül 2022’de gönderilen yazıdaki iddia ve endişeleri kamuoyuyla paylaştı.

Türkiye’ye eylül ayında gönderilen yazı, BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor, Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Mumba Malila, Fikir ve İfade Özgürlüğü Hakkının Teşviki ve Korunması Özel Raportörü Irene Khan ve Barışçıl Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Özgürlüğü Özel Raportörü Clement Nyaletsossi Voule’un imzasını taşıyordu.

“KARAR, TÜM MAHKEMELER İÇİN BAĞLAYICIDIR”

Raportörlerin 25 Kasım 2022 tarihli yazılı açıklamasına göre, hükümete 21 Eylül 2022 günü gönderilen yazıda şu bilgi ve endişeler dile getirildi:

“11 Temmuz 2022’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin davaya ilişkin önceki karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine, dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin 1. fıkrasını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme’nin 63 yıllık tarihinde ikinci kez bir ülke, AİHM’in bağlayıcı bir kararını uygulamadığı için ihlal davası ile karşı karşıya.

Karar kesindir, derhal yürürlüğe girer ve Kavala’nın hukuka aykırı mahkumiyetine karşı temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay da dahil olmak üzere Türkiye ve Türkiye’nin tüm mahkemeleri için bağlayıcıdır.”

‘AİHM’İN KARARINA VE MEŞRUİYETİNE SAYGI DUYMALISINIZ’

“[Türkiye hükümetine ilettiğimiz] yazıda, Avrupa’daki en yüksek insan hakları mahkemesinin [AİHM] durumu hakkında iki kere yasal olarak bağlayıcı karar verdiği Osman Kavala’nın açık bir şekilde adaletten mahrum edilmesi konusunda oldukça endişeli olduğumuzu dile getirdik.

AİHM kararına ve [Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi’nin] başlattığı ihlal prosedürüne rağmen Osman Kavala davasının yerel mahkemelerde görülmeye devam etmesinden derin endişe duyuyoruz.”

‘ADALET KONUSUNDA ENDİŞELİYİZ’

“Bu tür eylemler, Türkiye’nin Mahkeme’nin yargı yetkisi altındaki yükümlülüklerine aykırı olacaktır ve Türkiye’deki insan hakları savunucuları ile ülkede işlendiği iddia edilen insan hakları ihlalleri karşısında adalet arayan kişiler için geniş kapsamlı sonuçları olabilir.

Türkiye’nin karara uymayı reddetmesi, AİHM’in güvenilirliğine ve koruyup desteklemeye çalıştığı devredilemez insan haklarına da doğrudan bir saldırı gibi görünüyor. Sonuç olarak, Türkiye’nin ülke içinde insan haklarını koruyup desteklemeye ve adalete ulaşmak için yollar sağlamaya bağlılığı bağlamında bu karara uymamasının daha geniş anlamı konusunda endişeliyiz.”

‘KAVALA BEŞ YILDIR KEYFİ OLARAK TUTUKLU’

“Dahası, bu davanın Türkiye’de kendisini ifade etmeyi, barışçıl bir şekilde gösteri yapmayı, bir araya gelip kamusal ve siyasi hayata katılmayı dileyen bireyler üzerinde caydırıcı etkisi olmasından derinden endişeliyiz.

Hükümetinizi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına ve meşruiyetine saygı göstermeye ve yaklaşık beş yıldır keyfi bir biçimde tutuklu bulunan Kavala’nın özgürlüğünü sağlama sürecini başlatmaya çağırıyoruz.”

TÜRKİYE’NİN YANITI: BM RAPORTÖRÜ TEK TARAFLI KARAR VERDİ

BM raportörleri, Türkiye’ye gönderdiği yazıyı paylaşırken, Türkiye’nin 10 Kasım 2022 tarihinde bu yazıya verdiği yanıtı da paylaştı.

Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Türkiye hükümeti adına verdiği yanıtta, BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor’un Osman Kavala’nın durumuna ilişkin 31 Ekim 2022 günü yaptığı açıklamayı eleştirdi. Türkiye, bu açıklamanın hükümetin yanıtı beklenmeden ‘aceleyle yapılmış bir basın açıklaması’ olduğunu söyledi.

Söz konusu basın açıklamasının Türkiye hükümetine ‘yanıt verme fırsatı vermeden’ yapıldığını kaydeden hükümet, ilgili BM kararlarına atıfla, bu durumun aynı zamanda ‘objektiflik, tarafsızlık, seçici olmama, karşılıklı yapıcı diyalog ve işbirliği ilkelerine uymadığını’ söyledi.

BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü’nün ‘hükümetin gözlemlerini dinlemeden tek taraflı bir şekilde karara vardığını’ belirten hükümet, ‘böyle bir yaklaşımın yapıcı bir diyalog ve insan haklarının korunması için yararlı olmayacağı’ değerlendirmesini paylaştı.

 

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya