Yediğiniz içtiğiniz şeylere dikkat edin

Yediğiniz içtiğiniz şeylere dikkat edin

Yediğimiz içtiğimiz şeylerden sorumluyuz. 

Mana büyükleri, içinde haram barındıran bir lokmanın insanın mana âleminde derin yaralar açtığını söylüyorlar. Rabbimiz haram ve helali açık bir şekilde ifade etmiştir. Bakınız bir ayet-i kerimede ne buyuruluyor: “Ey insanlar! Yeryüzünde olan bütün nimetlerimden helâl hoş olmak şartı ile yiyiniz; Fakat şeytanın peşinden gitmeyiniz. Çünkü o sizin besbelli düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

Evet şeytan bizim düşmanımız ve bizi türlü türlü yollarla harama bulaştırmak istiyor. Bunu da daha ziyade şüpheli şeyleri nazara vererek yapabiliyor. Efendimiz şu ifadelerle asırlar öncesinden bizi uyarıyor: “Şüphesiz ki helal belli, haram da bellidir. Bu ikisi arasında çok kimselerin bilmedikleri şüpheli şeyler vardır. Her kim şüpheli şeylerden korunursa, dinini ve namusunu korumaya talip olmuş demektir.” (Buhârî, İmân, 39)

Büyüklerimizin, bu hadise dayanarak helal ve haram noktasında içinde şüphe barındıran şeylerden olabildiğine kaçındıklarını görüyoruz. Hatta ornlar, helal olan pek çok şeyden kaçınmış ve kılı kırk yararcasına hassas davranmışlardır. Binaenaleyh, haram yeme-içme ve giyinmenin insanı inhirafa götürdüğü her zaman söylenebilir. Dolayısıyla da bu mevzuda hassas olmayan ruhlar, burada da çeker, ötede de... Kaldı ki meşru daire oldukça geniştir, harama girmeye lüzum yoktur; bu itibarla da her zaman dikkatli olup, dikkatli yaşamaya gayret sarf edilmelidir.

Az önceki ayette de ifade edildiği gibi yenen ve içilen şeylerin helal olması, doğrudan doğruya Rabbimiz tarafından talep ediliyor. Yani biz bununla mükellefiz ve bu da bir emr-i İlahidir. Ayrıca haram olan şeylerin yenilip içilmesi insana maddi-manevi zararlar verir. Bir anne ve baba kendi rızıklarına dikkat ettikleri gibi çocuklarına da helâl rızık yedirmelidir. Bu açıdan ta baştan itibaren, çocuğun bakımı, görümü, yiyeceği, içeceği, giyeceği her şey dinin meşrû kıldığı daire içinde kalınarak yerine getirilmeli, haram yedirilmemeli, haram içirilmemeli ve haram giydirilmemelidir.

BİR HURMA TANESİ

Bu noktada evvela Peygamber Efendimiz’in hassasiyeti nazar-ı itibara alınacak olursa mevzu daha iyi anlaşılabilir. O, öyle bir hayat yaşamıştı ki hayran olmamak mümkün değildir. Evet, öyle bir hayat yaşadı ki arkada bıraktığı hayatı yaşanmaz hale getirdi. Elimizdeki muteber pek çok siyer ve megazi kitabının naklettiği şu hadise bu hakikate tercüman olmuyor mu?

Akşam yatmış, fakat sabaha kadar dönüp durmuş, bir türlü uyuyamamıştı. Sağına dönüyor, soluna dönüyor, “uf”layıp duruyordu. Sabah, hanımı sordu: “Ya Rasulallah, bu gece rahatsız mıydınız? Çok ızdırap çektiniz.” Ve Allah Rasulü’nün cevabı şu oldu: “Yatağımı hazırlarken, yere düşmüş bir hurma buldum. Onu ağzıma koydum. Fakat sonra aklıma geldi ki, bizim evde sadaka ve zekat hurmaları da bulunuyor. Ya bu hurma, onlardan ise! İşte sabaha kadar bunu düşündüm, bunun ızdırabıyla sağa sola dönüp durdum. Bir türlü gözüme uyku girmedi.” (Müsned 2/193)

İşte O, bir hurmaya karşı bile bu kadar hassas yaşadı. Zira vicdanı çok hassas, şuuru çok şeffaftı ve sürekli haşyet içindeydi.

BU ÇORBA NEREDEN GELDİ?

Arkasındaki insana bakarsanız onun da bundan geri kalmadığını görürsünüz. İşte Hz. Ebu Bekir. Gün boyu oruçludur. İftar vakti gelir. Önüne bir tabak çorba getirirler. Daha evvel bir şey yiyip içeceği zaman nereden geldiğini mutlaka sorardı. O gün yine sordu. Sordu ama bu sefer ihtimal ki çok acıktığı için, dayanamamış ve çorba gırtlağına kadar gittikten sonra sormuştu.

Hizmetçisi: “Ben bir dönemde kahinlik yapıyordum. O zamanlar bir müşterimden alacağım vardı. Fakat aklına yeni esmiş ki o borcunu şimdi getirdi. İşte bu yemeğin masrafını o paradan tedarik ettim.” Bu cevap karşısında Hz. Ebu Bekir elini süratle ağzına götürdü ve midesine inen şeyleri dışarı çıkarmak için hamlede bulundu. Öyle bir zorlamıştı ki gözleri kan çanağına dönmüştü. Neden? Kahinlik, gaybdan haber verme, cincilik, büyücülük gibi sahtekarlık yoluyla elde edilmiş bir yemek midesine inmişti. Ve o, haram bir lokma karşısında gözleri kan çanağına dönüyor, yediklerini dışarıya atıyordu.

İşte onlar, haram lokma mevzuunda bu kadar hassas bir hayat yaşamışlardı. Madem ki bizler de onların ayak izlerini takip ediyoruz. O zaman hem bizim hem de bakmakla mükellef olduğumuz kişilerin boğazından haram lokma geçmsi nokkasında dikkat ve gayret göstermeliyiz.

Please publish modules in offcanvas position.