Anne-babaya bakmak evladın vazifesidir

Anne-babaya bakmak evladın vazifesidir

Anne ve babaya hürmette kusur edilmemeli ve onların ihtiyaçları giderilerek kendilerinin hoşnut olacağı bir evlat olmak için gayret gösterilmelidir.

Anne ve babamız, Allah’ın bize bağışladığı nimetlerin en büyüklerindendir. Onlar, çocuklarına karşı fıtrî bir hal, tavır, sevgi ve muhabbet beslerler. Zira Rabb’imiz, sövüp dövseler, hatta eziyet etseler bile kendisinin birer emaneti olan çocuklarını büyütmeleri için anne-baba denilen Hakk kapısının hizmetçilerine, şefkat ve merhameti bir avans olarak veriyor. Şu yaşanmış ibretli hikaye bu hakikate güzel bir misal teşkil ediyor:

Annesine karşı isyan edip başkaldıran bir genç, önce annesini dövüp hırpalayarak incitir; sonra da hıncını alamayıp onu keser. Keserken de bıçağı parmağına kaçırır ve gayr-i iradî olarak “Anam!” der. Onun bu feryadı üzerine annesinin ciğeri de, “yavrum!” diyerek oğlunun parmağına sarılır. Evet, ana-baba işte budur. Çocukları dövüp söverek, değişik hakaretler savurarak onları incitse de onlardan hep aynı ses yükselir, “Yavrum!” der, inlerler. Onların böylesine şefkat ve merhamet dolu hallerine bakılınca Rabb’imizin er-Rahmân, er-Rahîm isimlerinin onlarda tecelli ettiği, onların Rahmânu’r-Rahîm’in canlı ve çok şefkattar birer mümessilleri oldukları müşahede edilir. Bu hal, anne ve babanın tabiatının bir yansımasıdır.

Anne-babasına gösterdiği hürmet şefaatçi oldu

Cenab-ı Hak, anne ve babaya şefkat ve merhamet avansını vererek evlatlarını sevdirmiş, gerektiğinde onların hamallığını yaptırarak sırtlarına yüklemiş ve taşıttırmıştır. Bu, bir anne-baba olma hakikati ve anne-baba fıtratıdır. Çocuğun tavrı ise bir hakikat değil, bir hak; bir fıtrat değil bir vazifedir. Anne-baba, vaktiyle yaptıkları bin bir türlü iyilik ve hizmetin karşılığını alma hakkına sahip, çocuk ise anne-babasına karşı onların bu hakkını ödemekle mükelleftir.
Nitekim Allah Rasulü (sas), “Hiçbir evlat, babasının hakkını, babasını köle olarak bulup satın alması ve (daha sonra) onu azat etmesi dışında ödeyemez.” (Müslim, Itk, 25) buyurarak bu hakikate işaret etmektedir.

Efendimiz (sas)’in şu hadis-i şerifi de anne ve babaya hürmetin ehemmiyetini ifade etmesi açısından çok önemlidir: “Geçmiş zamanın birinde üç kişi yola çıkarlar. Akşam olunca gecelemek için bir mağaraya sığınırlar. Dağdan kayan bir taş yuvarlanıp, mağaranın ağzını üzerlerine kapatır ve mağara içinde hapis kalırlar.

Kendi aralarında: “Bizi bu kayadan, ancak salih amellerimizi şefaatçı kılarak Allah’a yapacağımız dualar kurtarabilir!” derler. Bunun üzerine birinci kişi şunları söyler: “Benim ihtiyar anne ve babam vardı. Ben onları çok kollar, akşam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarımdan hiçbirini yedirip içirmezdim. Bir gün ağaç arama işi beni uzaklara attı. Eve döndüğümde ikisi de uyumuştu. Onlar için sütlerini sağdım. Hâlâ uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarıma yiyecek vermeyi uygun bulmadım, onları uyandırmaya da kıyamadım. Geciktiğim için çocuklar ayaklarımın arasında kıvranıyorlardı. Ben ise süt kapları elimde, onların uyanmalarını bekliyordum.

Derken şafak söktü: “Ey Allah’ım! Bunu senin rızan için yaptığımı biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan şu taştan bizi kurtar!” Taş bir miktar açılır. Ancak açılan aralık çıkacakları kadar değildir. İkinci ve üçüncü şahıs da daha önce başlarından geçen sırf Allah korkusu için uzak durdukları şeyleri anlatırlar ve mağara ağzındaki taş açılarak oradan kurtulurlar. (Bkz. Buhari, Enbiya 50)

Evet, anne ve babaya hürmet Hak katında böylesi bir öneme sahiptir. Günümüzde anne ve babaların çocukları için gösterdikleri fedakarlıklara bir mukabelede bulunmak ve onların gönüllerini almak için senenin bir gününe “anneler günü”, bir diğer gününe de “babalar günü” adı verilerek kutlanılıyor. Esasen bu takdir edilecek bir hizmettir ve anne ve baba haklarına biraz daha ilgi gösterilmesini sağlamıştır.

Ancak senenin sadece bir gününe hasredilen böyle bir kutlama, onların haklarını hakkıyla yâd etme adına yeterli değildir. Zira her anne ve baba, senenin sadece bir günü değil, koca bir ömür boyu çocuklarının dertleriyle dertlenmekte ve sevinçleriyle mutlu olmaktadır. Bu manada anne ve babaya hürmette kusur edilmemeli ve onların ihtiyaçları giderilerek kendilerinin hoşnut olacağı bir evlat olmak için gayret gösterilmelidir.

Please publish modules in offcanvas position.