GDO’lu ürünler geride kalıyor, gen teknolojisi yeni ufuklar vaat ediyor..

HABER ANALİZ | GDO’lu ürünler geride kalıyor, gen teknolojisi yeni ufuklar vaat ediyor..

2012 yılında bilim dünyasına bomba gibi düşen bir gelişme yaşandı. Gen çalışmalarındaki bu yeni alan, kısaca CRISPR teknolojisi olarak adlandırılıyor.

Tabii ki bu çalışmaların başlangıcı daha eskiye dayanıyor, ancak temel bilgilerin bir teknolojiye dönüşümü bu tarihte başladı. Bu yöntem kabaca iki unsur kullanılarak yapılıyor. DNA’yı belli noktadan kesebilen bir moleküler makas (Cas9 enzimi); ve bu makası DNA üzerinde doğru hedefe yönlendiren rehber bir RNA molekülü (gRNA). Daha anlaşılır bir ifadeyle; DNA’mızı bir yazı olarak düşünürsek, bu yazıdaki yanlış bir harf adeta silinip düzeltiliyor. Dolayısıyla hedefli değişimleri yapmak için artık insanoğlunun elinde güçlü, hızlı ve etkin bir teknoloji bulunuyor. California Üniversitesi’nde bitki patalojisi alanında uzman olan Pamela Ronald "Bir geni çok hassas bir şekilde silebilirsiniz bu yolla" diyor.

YENİ TEKNİK HANGİ ALANLARDA KULLANILACAK ?

Şimdiden batı ülkelerindeki medya organlarında yapılan yorumlarda “genetik hastalıklardan yada risklerden arındırılmış bir genom (bir canlıdaki genetik kodların tamamı) sahibi olacağınızı hayal edin” gibi ifadeler yer alıyor. Yani CRISPR çalışmalarında en fazla heyecan uyandıran konu, insan embriyolarına müdahale edilerek özellikle genetiği artık bilinmekte olan hastalıkların önlenmesi umudu..
Dünya nüfusu artık 7,3 milyara ulaştı. 2050'li yıllarda dünya yaklaşık olarak 9,7 milyar insana ev sahipliği yapacak. Dolayısıyla çok daha yüksek bir gıda talebi ortaya çıkacak. İşte bu noktada yeni geliştirilen gen düzenleme tekniğinin, bir çözüm olabilme ihtimali her geçen daha da artıyor. ABD hükümeti tarafından verilen kararın sonucunda tarımda yeni bir döneme girildi: CRISPR gibi yeni yöntemler, yabancı bir gen transfer etmeden DNA üzerinde yapılacak müdahaleyi çok kolay ve ucuz hale getiriyor. Bilim insanları bu durumda verimlerini artırmak için bitkileri ıslah etme imkanı elde edebilir, bitkileri çeşitli zararlara karşı dayanıklı hale getirebilirler, veya bir bitkinin beslenme kalitesini on yıllar ve on milyonlarca dolara mal olan düzenleyici onay başvurularıyla uğraşmadan iyileştirebilirler.

crispr cas9 manset2 304c9

 

SON KARARI AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ VERECEK..
ABD'de, ilk defa bu yöntemle düzenlenen ürünler GDO yönetmeliklerini atlatmayı başardılar, En son sözü ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verecek. Mahkemenin bir kaç hafta içinde genlere yapılan bu müdahalenin GDO işlemiyle aynı olup olmadığına karar vermesi bekleniyor. Bilim adamları mahkeme kararı beklenirken, olaya ön yargılarla yaklaşılmamasını talep ediyorlar.

GENLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK SONRAKİ BÜTÜN SOYLARA AKTARILACAK, BU DURUM NE KADAR AHLAKİ ?

Bu durumun yol açacağı sonuçlar her açıdan tartışılıyor. Mesela bu değişimler üreme hücrelerinde yapıldığında, bu müdahalenin etkileri daha sonraki bütün soylara aktarılacak. Dolayısıyla bu durumun ne kadar ahlaki olduğu tartışılıyor. Elbette belli amaçlar için, örneğin ihtimali yüksek hastalıklara ileride yakalanmamak için genlerde değişiklik yapabilmek mümkün olabilecek. Ancak öncesinde küresel çapta ahlaki prensipler geliştirmek de gerekecek..

Elbette büyük bir potansiyel taşıyor olmasına rağmen CRISPR’in kullanımıyla ilgili henüz tam olarak aşılamayan bilimsel riskler mevcut. Mesela hala genom hakkındaki bilgi seviyesi düşük kabul ediliyor. Kusurlu yani hastalık potansiyeli taşıdığı düşünülen bir genin çıkarılıp alınmasının, DNA sisteminin genelinde nasıl bir değişikliğe yol açacağı şu anda tam olarak kestirilemiyor. Bundan dolayı CRİSPR’i geliştiren bilim insanlarından Jennifer Doudna, “Artık DNA’mızı değiştirebiliyoruz, ama bunu akıllıca yapalım” diyerek uyarıda bulunuyor. 

YENİ TEKNİK, BAKTERİLERİN ÖRNEK ALINMASIYLA GELİŞTİRİLDİ..

Bilim adamları, bazı bakterilerin bünyelerinde CRISPR-CAS9 sistemine benzer bir gen düzenleme sistemi olduğunu keşfettiler. Bakteriler bu sistemi düşmanlarına, örneğin işgalci virüslere karşı savaşırken kullanıyorlar. Bu şekilde bir bağışıklık sistemi elde ediyorlar. Bakteriler, CRISPR kullanarak düşman virüsün DNA’sından parça koparıyorlar. Böylece daha sonra aynı virüs tekrar saldırdığında, rahatlıkla tanıyor ve daha kolay bir şekilde savunmaya geçiyorlar. Bakterilerin DNA’dan parçayı lokal ve başarılı bir şekilde kesip alması işlemi, bilim adamlarına ilham kaynağı olmuşa benziyor.

Prof. Dr. Miryana Yankulovska: CRISPR-CAS9 yöntemi, devrim niteliğinde bir gelişmedir..

mirjana jankulovska manset baf71

Tarım ürünlerinin genetiğinin CRISPR yöntemiyle laboratuvarda genetiğinin değiştirilmesi, ve bu uygulamanın şimdiden ABD’de olumlu bir karşılık bulması, GDO karşıtlarını bir hayli rahatsız etti. Üsküp Tarım Ve Gıda Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Miryana Yankulovska, yeni yöntemin özellikle de bitkilerde devrim niteliğinde bir gelişme olduğunu ifade ediyor. Yankulovska, “ Bugüne kadar tarım kültürlerinin genetiğinin değiştirilmesi noktasında bir çok teknik kullanıldı. Fakat önceden kullanılan bu tekniklerin hem isabet yüzdesi istenilen oranda değildi, hem de maliyetleri çok yüksek idi. Ayrıca bu teknik çok basit bir şekilde uygulanabilmektedir. Çünkü sonuçta yapılan işlem, DNA zincirinde yüksek isabet oranıyla belirlenmiş olan kısmın kesilerek alınmasıdır. Bu şekliyle bu işlem, tabiattaki doğal mutasyonlara benzemektedir.” diyor.

“YÖNTEMİN NETİCELERİNDEN TAM OLARAK EMİN DEĞİLİZ..”
Prof. Dr. Yankulovska, “Şimdiye kadar bu tekniğin bilinen tek eksik tarafı, mutasyonların amaçlanmayan yerlerde de oluşup oluşmayacağı konusudur. Bu husustan tam olarak emin değiliz. Çünkü bir terslik olması durumunda hedeflenmeyen başka bazı genlerin fonksiyonları bozulabilir. Bu teknik tarım ve gıda ürünlerinde kullanılacak ve sonuçlarına bakılacak. Zaten söz konusu tekniğin daha verimli ve etkin hale getirilmesi için çalışmalar devam etmektedir.” dedi.

MAKEDONYA AB’NİN KARARINI BEKLİYOR..

Profesör Dr. Yankulovska, “ Önceki tekniklerle karşılaştırdığımızda, bu yöntemin çok net bazı faydaları var. Örneğin istenilen nitelikler elde edilene kadar, çiftleştirme ve uygun gen tiplerinin seçilmesi süreçlerinde artık çok fazla zaman kaybedilmiyor. Bu da yapılan deneylerin maliyetini ve yeni çeşit bitkilerin elde edilme zamanını müthiş bir şekilde azaltıyor. Bu yöntemin kullanılmasıyla elde edilecek ilk tarım ürünleri ve bitkiler 2020 yılında piyasada olacak. Ancak bu tekniğin bir çok faydasına ve yüksek potansiyeline rağmen dünya genelinde geniş bir şekilde kabul görebilmesi için yasaların ve ahlaki kuralların da netleştirilmesi lazım. ” şeklinde konuşuyor. Bu yöntemle başka bir kültürden gen transferi yapılmadığını belirten Yankulovska, “Avrupa Haklar Mahkemesi’nin ve Avrupa Komisyonu’nun CRISPR/CAS9 yöntemi ile elde edilen organizmalara ilişkin kararı bekleniyor. Bu çalışmanın yasal olarak tanınması durumunda çok kötü sonuçlar olacağını belirten geniş bir kesim de var. Ancak CRISPR/CAS9 ile elden edilen mutasyonlar, tabiatta kendiliğinden oluşan mutasyonlardan çok farklı değil. Şayet bu işlem yasal olarak engellenirse, o zaman her çeşit doğal mutasyonun da GDO olarak adlandırılması lazım gelecek. Ancak AB’nin mevcut yasalarına göre her çeşit genetik müdahale şimdilik GDO olarak kabul ediliyor.” şeklinde konuşuyor.

Dünya ülkeleri bu teknikle üretilecek tarım ürünlerine izin verip vermeme noktasında ikiye ayrılmış durumda. Makedonya şimdilik bu yöntemle üretilmiş gıdaların, üretimini, satışını ve ihracatını durdurmuş durumda. Fakat, AB’nin bu konuda alacağı karar, bakış açısını etkileyebilir.

GDO’lu gıdalar insanoğlunu başına hangi işleri açıyor ?

crispr cas9 manset4 b053f


GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) içeren ürünler, geleceğe dair felaket senaryoları yazılmasına neden oluyor. Tükettiğimiz besinlerde her geçen gün daha yaygın şekilde kullanılan GDO, insan vücuduna kalıcı zararlar verdiği gibi, anne karnındaki bebeklerde de her geçen gün artan oranlarda anomali vakalarına sebebiyet veriyor. Peki GDO nedir? Zararları nelerdir?

• Mesela böcekler, böcek ilaçlarına dayanıklı hale gelmesi için genetiği değiştirilmiş olan bir organizmaya karşı bağışıklık kazanabilirler. (örneğin Bit içeren pamuk)

• GDO’lu bitkiler, topraktaki doğal canlı hayata zarar verebilirler, böylece besin döngüsünün sona ermesi ihtimali belirebilir.

• GDO’lar, toksik, alerjik, teratojenik (anne karnında GDO’ya maruz kalan bebekte görülen yapısal anomaliler) zararlara yol açabilirler.

• Çeşitli ülkelerdeki genetik bilimciler, gen çalışmalarıyla şimdiye kadar yeryüzünde bulunmayan yüzlerce yaratığın oluşmasına yol açtılar. Dolayısıyla arzu edilen bu olmasa da, insan türünü yok edecek bir mikroorganizmanın yaratılmasına zemin hazırlanmış olabilir.

• Bir dönem biyoteknolojinin özellikle tarım ürünleri konusunda büyük gelişmelere yol açarak dünya genelinde açlığa çözüm olacağı müjdeleniyordu. Fakat günümüzde genetik çalışmalar biyoteknoloji üniversitelerinden özel şirketlere geçtiği ve sadece maddi kazanç motivasyonuyla ele alındığı için beklentiler karşılanmayacak gibi duruyor.

• Son araştırmalara göre GDO ile beslenen hayvanlarda organ problemleri görülmeye başladı. GDO’lu mısır ve soya fasülyesi verilerek 90 gün boyunca beslenen farelerde böbrek ve karaciğer zehirlenmeleri ortaya çıktı.