AKP, çocukları cezalandırıyor

AKP rejiminin ‘istiklal mahkemeleri’ sulh ceza hakimlikleri ile militan partililerin atandığı ağır cezaların verdiği keyfi tutuklama kararları bir nesli heba ediyor. Anayasa’yı da, kanunları da umursamayan savcı ve hakimler nedeniyle yaşları 3 ila 15 arasında değişen binlerce aile bütünlüğünden mahrum halde büyüyor.

Ülkeyi muhalifler için yaşanmaz hale getiren AKP Türkiye’sinde hem annesi hem de babası tutuklu yüzlerce çocuk var. Çocukların çoğunun psikolojisi bozulmuş durumda. Birçoğu ilaç kullanıyor.

4 YAŞINDAKİ KIZIMI 8 AYDIR GÖRMÜYORUM!

Anayasa ile güvence altına alınan ‘aile birliği’ bizzat iktidar eliyle yok ediliyor. Burak (9), Elif (5) ve Tarık’ın (2) annesi Özlem Demirtaş ile babaları Mehmet Demirtaş’ın geçtiğimiz ay tutuklandıkları ortaya çıktı geçen hafta. Demirtaş ailesi yalnız değil! Onlar gibi yüzlerce aile var. Öğretmen Murat ve eşi Diler Özonur da tutuklu. Çocukları Enes (5), Mesut (7) ve 10 yaşındaki Tarık, 66 yaşındaki anneanneye emanet. Eşi de tutuklu olan Pembe Kaya, 4 yaşındaki kızını 8 aydır görmediğini anlatıyor.

İhraç Hakim Kemal Karanfil, sorunun hakim ve savcılar ın mevzuat yerine kırmızı kitap veya merdiven altı kriterlerle vatandaşın suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında tutuklama ve mahkumiyet kararı vermeleri’ olduğunu söylüyor.

Hizmet Hareketi’ne yönelik yürütülen siyasi davalardaki keyfi ve hukuksuz tutuklamalar Türkiye’de en fazla çocukları vurdu. AKP rejiminin Türkiyesi’nde hem annesi hem babası tutuklu yüzlerce çocuk var. Yaşları 3 ile 15 arasında değişen binlerce çocuk bir anda hem annesiz hem de babasız kaldı. Çocukların çoğunun psikolojisi bozulmuş durumda. 7-8 yaşlarında ilaç alan çocuklar var. Aileler bizzat iktidarın hakim ve savcıları eliyle paramparça ediliyor.

Aile birliğinin korunması ilkesi, sosyal ve ekonomik hak ve ödevlerin en önemlilerinden biri olarak tanımlanıyor. Bu önemine binaen Anayasanın 41. maddesi, devlete, aile birliğini korumak, huzur ve refahını sağlamak ve bu konuda gereken tedbirleri almak konusunda bir yükümlülük getiriyor. Aynı maddenin ek fırkasında ‘Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır’ deniliyor. Ancak Anayasa ile güvence altına alınan ‘aile birliği’ bizzat iktidar eliyle yok ediliyor.

YÜZLERCE ÇOCUK HEM ANNESİZ HEM BABASIZ

Anne ve babası tutuklanan çocuklara geçtiğimiz ay Burak (9), Elif (5) ve Tarık (2) da eklendi. Türkiye, üç kardeşin hem annesiz hem de babasız kaldığını geçtiğimiz hafta öğrendi. Öğretmen Mehmet Demirtaş ve eşi Özlem Demirtaş tutuklandı. Ailenin, en küçük çocukları Tarık için ‘tutuklanma’ korkusuyla kimlik bile çıkaramadıkları öğrenildi. Üç küçük çocuk şimdi hasta babaannelerinde. Tarık ve Elif’in anneleri için sürekli ağladığı belirtiliyor.

ENES, MESUT VE TARIK ANNEANNEYE EMANET

Eşiyle birlikte tutuklanan yüzlerce anne var. Tıpkı KHK’lı matematik öğretmeni Dilek öğretmen gibi. 28 Mayıs 2020’de tutuklanmıştı Dilek öğretmen. Eşi Murat Özonur ise 15 Temmuz’dan sonra ihraç edilip 12 Şubat 2017’de cezaevine konulmuştu. Şimdilerde 66 yaşındaki anneanne emanet edilen Enes (5), Mesut (7) ve 10 yaşındaki Tarık’ın babaları Manisa T Tipi’nde, anneleri ise Manisa E Tipi’nde yatıyor.

BİRİ HASTA İKİ ÇOCUĞA BABAANNE BAKMAK ZORUNDA

Baba Zekeriya Çelik, 38 aydır Eskişehir Cezaevi’nde tutukluydu. Biri down sendromlu iki evladına anne Özlem Sarıçelik bakıyordu. 2 Eylül’de o da tutuklanınca, 8 yaşındaki hasta Elif Sinem ve kardeşi 5 yaşındaki Yahya Süleyman yaşlı babaanneye emanet edildi. Çocuklar her gece “Annemiz nerede?” diye ağlıyor.

8 AYDIR KIZIMI GÖREMİYORUM

Evladından koparılan bir anne İnsan Hakları Savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na şöyle yazmıştı geçen ay: “Eşim de tutuklu. 4 yaşındaki kızımı 8 aydır görmüyorum. Bir anne evladından koparılmaya çalışılıyor, evladımı çok özledim. En ağır adli kontrol tedbirlerine razıyım.” Notu gönderen Pembe Kaya. Bünyan Cezaevi’nde tutuklu…

HAKİM VE SAVCILAR GÖREVİ KÖTÜYE KULLANIYOR

İhraç hakim Kemal Karanfil, tutuklama kararlarının ‘keyfi’ alındığını anlatıyor. Karanfil, “Anne babanın birlikte tutuklanması mevzuatımızda çok istisnai durumlar için düzenlenmiştir. Ancak asıl sorun hakim ve savcıların mevzuat yerine kırmızı kitap veya merdiven altı kriterlerle vatandaşın suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında tutuklama ve mahkumiyet kararı vermeleridir. Kısaca vatandaşın özgürlüklerini koruması gereken hakim ve savcılar, bizzat hakları tehdit eden sıfatını üstlenmiş durumdalar. Görevlerini kötüye kullanıyorlar. Askere bile 2 kardeş birlikte alınmaz iken bu zalim hakim ve savcılar, suç olmayan fiillerden dolayı anne ve babayı birlikte tutuklamaktalar,” diyor.

ANAYASA İHLAL EDİLİYOR

Yüzsüzlüğün böylesi de görülmedi.

İhraç Hakim Ramazan Faruk Güzel, aksi yöndeki yasaya rağmen hamile ve bebekli annelerin tutuklanmaya devam edildiğini söylüyor. Aile hayatına saygının bizzat mahkemeler eliyle ihlal edildiğini anlatan Güzel, şunları söylüyor: “Son infaz yasasındaki değişiklikle hamile kadınların çocuk 1,5 yaşa gelene kadar tutuklanmaması maddesi eklenmişti ama yasaya rağmen hamile kadınlar tutuklanmaya devam ediyor.

Görüldüğü gibi, infaz yasasından önce çocuk 6 aylık olana kadar infaz ertelemesi verilmesi gerekirken, yeni düzenleme ile hamilelik ve 1.5 yaşa kadar olan dönem için tutukluluk da dahil cezaevine girmemesi, adli kontrol alıp çocuk 1,5 yaşına gelene kadar annenin cezaevi dışında olması gerekir… Hamile tutuklulara ilişkin durumun son yasayla birlikte netleşmesine rağmen keyfi uygulamaların devam etmekte olduğunu duyuyoruz.

Daha bu en temel yasalar bile uygulanmazken hem annesi hem de babası tutuklandığı için ortada kalan çocukların haklarını korumak, çocuğun aile birliği içinde sağlıklı gelişimi için hiçbir somut adım atılmamaktadır.

AİLE BİRLİĞİ KORUNMAK ZORUNDA

Halbuki AİHM ve (Türkiye’nin de imza atmış olduğu) BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de “aile birliğinin korunması ve de aile hayatına saygı hakkı, “çocuğun üstün yararı” hususları düzenlenmiştir. AİHM de çocuğun yüksek menfaati için aile birlikteliğinin korunmasına dair birçok içtihatlarda bulunmuştur. Bunlardan birkaçı: Hokkanen/ Finlandiya, Glaser/ Birleşik Krallık, Bayrami/ Arnavutluk gibi… Bu içtihatlarla AİHM, ebeveynler kaynaklı problemlerde dahi devletin çocuk yararına pozitif ayrımcılık yapması gerektiğinin altını çizmektedir!

ANAYASA İHLAL EDİLİYOR

Meselenin özüne gelelim; Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. Maddesinde çocuğun her türlü korunmasının devletin başlıca görevi olduğu ve devletin “koruyucu” olduğu vurgulanmakta…

Anayasa’nın 20. Ve 41. Maddeleri ebeveynlerin çocuğu ile bütünlüğünün sağlanması gerektiğinin altı çiziliyor!.. Bu konudaki içtihatları ve doktriner tartışmaları buraya taşıyarak konuyu uzatmak istemiyorum ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Devletin Anayasasını rafa kaldırmış ve vatandaşının en temel anayasal haklarını dahi suç unsuru saymış bir iktidar ve rejimin ve de onların uzantıları yargılarının çocukların ve neslin korunmasına dair bu en temel düzenlemeleri dahi dikkate aldıklarını sanmıyorum. Ama hatırlatmak istedim; ulusal ve uluslararası yasalar böyle diyor. Biz de diyelim; Ebeveynleri çocuklarından ayırmayınız, siyasi garezlerle hem anne hem de babayı içeri alarak çocukları ortada bırakmayınız. Aile bütünlüğüne, aile birliğine saygı ilkesine lütfen saygı duyunuz. Hem yasa hem de insanlık gereği.”