İngilizler neden Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de Rusları taciz ediyor?

İngilizler neden Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de Rusları taciz ediyor?

Ada bürokrasisinde Moskova ile ilişkiler konusunda fikir ayrılığı yaşanırken İngiltere ve Rusya büyük bir gerilime sürükleniyor. Lavrov’un ikili temaslarda bulunmak için Türkiye’ye gitmesi de Kırım ve Karadeniz konusunda Rusya’nın Türkiye’nin pozisyonu netleştirmeye çalıştığını gösteriyor.

İngiliz Kraliyet Donanmasına bağlı HMS Defender gemisi Kırım açıklarında, Rus karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle, Rus savaş uçakları ve sahil güvenlik gemileri tarafından taciz edildi. Rus Savunma Bakanlığınca yapılan açıklamaya göre, telsiz çağrılarına cevap vermeyen HMS Defender gemisine önce sahil güvenlik botları, daha sonra da savaş uçakları tarafından uyarı ateşi açıldı.

İngiliz Savunma Bakanlığı, Rusya tarafının açıklamalarını yalanladı ve geminin Ukrayna sularında uluslararası hukuka göre seyrettiğini söyledi. İngiliz Savunma Bakanlığına ait HMS Defender’ın Karadeniz’deki faaliyetlerini de içeren gizli belgelerin bir otobüs durağında bulunması, yaşanan tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

İNGİLTERE PLANLI BİR ŞEKİLDE HAREKET EDİYOR

Söz konusu belgeler HMS Defender’ın Batum’a intikal ederken kullanacağı alternatif rotalar ve Rusya’nın olası tepkilerini içeriyor. İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Kırım Yarımadası açıklarında HMS Defender’ın zararsız geçiş için 12 deniz mili içerisine girmesi durumunda vereceği tepkiyi doğru tahmin etmesine rağmen, geminin geçişini karasuları içerisinden olacak şekilde planlaması ve gemide gazetecileri hazır bulunması yapılan eylemin planlı ve bir amaca matuf olduğunu gösteriyor.

Peki, İngiltere Rusya’yı taciz ederek ne elde etmek istiyor?

NATO, ABD VE İNGİLTERE RUSYA’YI CAYDIRMADI

Hatırlanacağı üzere, Rusya’nın Kırım Yarımadası’nın ilhakını uluslararası toplum kabul etmiyor. NATO 2014 yılından itibaren “Güvence Tedbirleri” kapsamında NATO Daimi Deniz Görev Grupları’nı Karadeniz’de görevlendiriyor. İngiltere de ABD gibi zaman zaman Ukrayna’ya destek için Karadeniz’e savaş gemilerini gönderiyor ve liman ziyaretleri yaptırıyor. Ancak bugüne kadar hem NATO hem de münferit olarak ABD ve İngiltere tarafından icra edilen faaliyetler, Rusya’yı caydırmak için yeterli olmadı.

Haziran ayında yapılan NATO Liderler Zirvesi’nden sonra Putin ve Biden arasındaki ikili görüşmede somut bir sonuca varılamasa da iki ülke arasında diplomatik kanalların açık tutulması konusunda mutabakat sağlandı. Zira, Biden Yönetimi için esas üzerine odaklanılması gereken konu Çin ve bu konuda Rusya’nın desteğinin alınması önemli. Bu nedenle söylem olarak Rusya’ya karşı sert bir tavır takınsa da Biden Yönetimi’nin fiili olarak aynı tonu sürdürdüğünü söylemek çok zor.

Bu koşullar altında İngitere’nin Rusya’yı taciz ve tahrik etmek için izlediği yol dikkatli bir şekilde analiz edilmeyi hak ediyor. İngiliz Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında da açıkça ifade edildiği gibi HMS Defender Kırım Yarımadası açıklarında Ukrayna karasularında zararsız geçiş hakkını kullandı.

1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) belli koşullar altında savaş gemilerine diğer ülkelerin karasularını zararsız geçiş için kullanma hakkı veriyor. Zararsız geçiş hakkı iki ayrı kavramı kapsıyor. Birincisi geçiş hakkı, ikincisi ise geçişin zararsız olması. Sözleşmenin 19’uncu maddesine göre zararsız geçiş kıyı devletinin barışına, düzenine ve güvenliğine halel getirmemeli.

Bu noktada HMS Defender uluslararası toplum tarafından Kırım’ın ilhakı kabul edilmediği için hukuken Ukrayna karasularında zararsız geçiş hakkını kullandı. Bu nedenle de Rus sahil güvenlik ve savaş uçakları tarafından yapılan çağrılara cevap vermedi, sonrasında yapılan ikaz ateşlerini de dikkate almadı.

Rusya tarafı ise tepkisini siyaseten ortaya koyarak Kırım’ın ilhakı konusunda kararlığını göstermek için sahil güvenlik botları ve 20 savaş uçağı ile HMS Defender’ı taciz etti. Karalığını güç kullanarak gösterdi.

İngiltere ise gemide bulunan basın mensuplarını kullanarak Kırım sorunu ve Rusya’nın sert tavrını uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı. Zaten gemide basın mensuplarının hazır bulundurulması baştan itibaren İngiliz tarafının planlı bir şekilde Rusların karşı hamleleri hesaba katarak eylem bütünlüğü içerisinde bulunduğunu gösteriyor.

İNGİLTERE KARADENİZ’DE GERGİNLİĞİ ARTIRIYOR

Zamanlama açısından HMS Defender’ın seyrinin Sea Breeze Tatbikatı öncesi denk getirilmesi de İngiltere’nin bu tatbikatın Rusya ve ABD başta olmak üzere diğer ülkeler arasında bir gerginliğe neden olmasını hedeflediğini gösteriyor. Sea Breeze Tatbikatı 1997 yılından beri ABD tarafından Ukrayna’ya destek için her yıl planlanan ve çok uluslu şekilde icra edilen bir tatbikat.

Rusya için bu saatten sonra Kırım ve egemenlik alanı olan karasuları konusunda geri adım atması söz konusu değil. ABD veya tatbikata katılan her hangi bir ülkeye ait savaş gemisinin aynı şekilde Kırım Yarımadası açıklarına 12 deniz milinden fazla yaklaşması bölgede isteyen gelişmelerin yaşanmasına neden olabilir.

PUTİN: BİZİMLE SAVAŞAMAZLAR!

Rusya ve İngiltere arasında Karadeniz’de yaşanan gerginlik Doğu Akdeniz’e taşınmış durumda. HMS QE II uçak gemisinden kalkan F-35B’ler ile Rus savaş uçakları arasında it dalaşı yaşandı. Rus Donanması HMS QE uçak gemisini intikal rotaları üzerinde geniş bir sahayı NOTAM’layarak tatbikat yapacağını duyurdu. Rusya Devlet Başkanı Putin bir televizyon kanalında kendisine sorulan bir soruya verdiği cevapta, Rusya’nın HMS Defender’ı batırması durumunda dahi 3. Dünya Savaşı’nın çıkacağını düşünmenin zor olduğunu söyledi.

“Gemiyi batırsaydık bile dünyanın 3. Dünya Savaşı’nın eşiğine geleceğini düşünmek zor. Çünkü bunu yapanlar bu savaştan galip çıkamayacaklarını biliyorlar” dedi.

“Neden böyle bir provokasyona gerek duydular” diye soran Putin, “Kırımlıların Rusya’ya katılmayı seçmelerine saygı duymadıklarını göstermek için” cevabını verdi.

Ukrayna konusunda Batının ikiyüzlü davrandığını da belirten Putin, şöyle devam etti: “Ukrayna sınırları yakınındaki kendi topraklarımızda tatbikat yaptığımız için büyük bir gürültü kopardılar. Birileri bu kadar endişe duyduğu için savunma bakanına tatbikatları yavaşça bitirmeyi ve birlikleri çekmeyi emrettim. Ancak buna olumlu karşılık vermek yerine Batı ne yaptı? Sınırlarımıza kadar geldiler.”

MOORE: RUSYA GERİLEYEN BİR GÜÇ

MI6 Başkanı Richard Moore, nisan ayında verdiği bir röportajda “Rusya’nın ekonomik ve demografik olarak gerilediği açıktır” değerlendirmesini yapmış ve İngiltere topraklarında Moskova’nın karıştığı iddia edilen zehirleme olaylarına tepki göstermişti. Moore, Rusya’nın davranışlarını “pervasız” olarak tanımlamış ve Batılı müttefiklerin bu sebeple Rusya’ya karşı birlikte hareket ettiğini ifade etmişti.

Putin ise Rusya’yı “gerileyen bir güç” olarak tanımlayan Moore’a “Kendisi bu görevde henüz yeni, biraz tecrübe kazanacak ve sonra Rusya’nın gerileyen bir güç olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerine muhtemelen dönüp yeniden bakacaktır” sözleriyle tepki gösterdi. Rus lider, Moore’a “Dolayısıyla niye rahatsız olup endişe ediyorsun, sadece hayatını yaşa ve Rus-İngiliz ilişkilerini daha fazla bozmaya çalışma” şeklinde yüklendi. Geçen yıl iki ülke arasındaki ilişkilerin iyiye gittiğini ifade eden Putin, Moore’un sözlerini hatırlatarak ilişkilere müdahale edilmezse her şeyin daha iyi olacağını belirtti.

SONUÇ

Yapılan açıklamalardan ve yaşanan gelişmelerden de açıkça anlaşılacağı üzere İngiltere ve Rusya arasında ilişkiler her geçen geriliyor. Savunma Bakanlığına ait gizli bilgilerin sızdırılması da İngiliz bürokrasisinde Rusya ile ilişkiler konusunda bir fikir birliğinin olmadığını gösteriyor.

İngiltere Ukrayna ve Kırım meselesi üzerinden HMS Defender olayında olduğu gibi Rusya’yı sert tepkiler vermeye zorlayarak Biden yönetimini Rusya konusunda daha sert bir politika izlemeye ikna etmeye çalışıyor. Önümüzdeki günler Karadeniz’in daha fazla ısınacağını gösteriyor. Zaten Lavrov’un ikili temaslarda bulunmak için Türkiye’ye gelmesi de Kırım ve Karadeniz konusunda Rusya’nın Türkiye’nin pozisyonu netleştirmeye çalıştığını gösteriyor.

Bütün bunlardan bağımsız olarak şunu da ifade etmek gerekiyor: HMS Defender ve faaliyetlerinin deniz kuvvetlerinin diplomatik bir araç olarak nasıl kullanılması gerektiğini gösteren iyi planlanmış ve icra edilmiş politik askeri bir manevra olduğu söylenebilir.