Duginler, Ukrayna, Avrasyacılık ve 15 Temmuz

Duginler, Ukrayna, Avrasyacılık ve 15 Temmuz

Moskova’nın 20 kilometre dışında dün gece düzenlenen bombalı suikastte, ünlü Rus ideolog Aleksandr Dugin’in 30 yaşındaki kızı Darya Platonova Dugina hayatını kaybetti. İddialara göre, Aleksandr Dugin’in de kızıyla aynı araçta olması gerekirken, konferans dönüşünde son anda başka bir araca binmiş.

Suikasti, ‘baba Aleksandr hedeflenirken kızı canından oldu’ diye yorumlayanlar olsa da Darya Dugina’nın da uluslararası ilişkiler uzmanı olarak pek çok programda boy gösterip babasının radikal fikirlerini savunduğunu ve bu sebeple hedef olmuş olabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Suikast girişimine Duginler’in hedef seçilmesi ise sürpriz bir tercih değil. Aleksandr ve Darya, radikal fikirleriyle hatta bazı konularda faşizme varacak kadar sert fikirleri savunuyorlardı.

Darya Dugina, Ukrayna’nın işgalini hararetle destekleyen isimlerden biriydi ve Ukrayna’nın Rusya’ya saldırdığını iddia ediyordu. Babası gibi, eski Sovyet ülkelerini ve Rusça konuşan nüfusu da kapsayan bir Rus İmparatorluğu kurulmasını arzu ediyordu.

Katıldığı bir programda Uluslararası ilişkiler düzeninin Amerikan hegemonyasından çok kutuplu dünyaya döndüğünü söyleyen Dugina, çok kutuplu düzenin korunması için Amerikan hegemonyasına karşı Çin, Rusya ve Türkiye arasında medeniyetler ittifakı kurulması gerektiğini savunmuştu.

Dugina, Ukrayna’nın ve Avrupa’nın küreselciler ve Avrasyacılılar arasında bir savaş alanı olduğunu belirtmişti.

Yine aynı programda, Türkiye’nin dış politikasını da değerlendiren Dugina, Erdoğan’ın bağımsız dış politika yürütme çabası güttüğünü ve bu anlamda NATO’ya karşı tutumunun çok değerli olduğunu ifade etmişti.

Ukraynalılara “alt-insan” diyerek ırkçılık yapmakta da beis görmeyen Dugina, Perinçek grubuna ait Ulusal Kanal’a da yorumcu olarak katılmıştı.

KİM BU ALEKSANDR DUGIN?

Türk ve Batı medyasında, Putin’in danışmanı, özel temsilcisi, akıl hocası gibi sunulsa da, Kremlin’i yakından takip eden uzmanlara göre ikili arasında böyle bir ilişki mevcut değil ve Putin’in politikalarını değerlendirirken çok fazla ciddiye de alınmaması gereken bir isim Dugin. Ancak, Putin ile ilişkisi ne seviyede olursa olsun, yazdığı kitaplarla ve verdiği konferanslarla bir neslin düşünce dünyasını derinden etkilemiş bir isim olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Özellikle siloviki olarak bilinen, güvenlik birimlerinden gelen ve bugün devlet bürokrasisinde görev yapan kesim üzerinde fikirlerinin etkili olduğunu söylemek mümkün. Bu grup, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından ve takip eden süreçteki Batı dünyasına entegre olma politikalarından oldukça rahatsızdı. 2000 yılında Putin’in Başkan olmasıyla birlikte devlet bürokrasisinde ve iş dünyasında önemli yerler elde ettiler. Dugin’in bu bürokratlardan bazıları ile yakın ve kişisel bağları olduğu da biliniyor.

Siyaset Bilimi ve Sosyoloji alanlarında doktora sahibi olan Dugin, 7 yabancı dil biliyor. Uluslararası ilişkiler ve jeopolitik alanındaki yayınlarıyla dikkat çeken 60 yaşındaki Dugin’i, bir teorisyen veya filozof olarak değerlendirmek yanlış olmaz.

Hatta, Amerikan Foreign Policy dergisi 2014 yılında Dugin’i “kışkırtıcılar” kategorisinde bile olsa modern dünyanın ilk 100 “küresel düşünürü” arasına dahil etmişti.

Neo-Avrasyacılık fikrinin en büyük savunucusu olan Dugin, dünyanın farklı ülkelerindeki Avrasyacı ve aşırı milliyetçi gruplarla da ciddi bir ilişki içerisinde. Türkiye’de Ulusalcılar ile olan yakınlığı da buradan geliyor.

İdeolojisi perspektifinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini de ısrarla savunan ideolog, Ukrayna’nın varlığını dahi reddediyor. Geçtiğimiz hafta kendi fikrilerini yaydığı Geopolitika adlı internet sitesinde Fukuyama’ya gönderme yaparak yayınladığı ‘Tarihin sonu için savaş’ başlıklı makalesinde, Dugin’in Ukrayna’ya yapılan müdahaleyi nasıl değerlendirdiğini görüyoruz:

“Özel Askeri Operasyon (Rusya’da işgal böyle adlandırılıyor) – tarihin sonunun anlamı için verilen savaş. Büyük bir felsefi savaş. Materyalist, enerji ve ekonomik yorumlara tamamen son vermenin zamanı gelmiştir – bu sadece kaba değil, aynı zamanda yanlıştır. Tarih, fikirlerin tarihidir.

Ukrayna’nın bununla ne ilgisi var diye sorulabilir. Bunun Ukrayna ile hiçbir ilgisi yoktur. Öyle bir şey yok. Ama yeni imparatorluğumuzun bir parçası olacak. Sadece orada, ortaya çıkan bir ruhun felsefi krallığında, anlamlar imparatorluğunda canlanacak ve gelişecektir. Ama şimdilik, bir komedyen tarafından yönetilen terörist bir rejimden ne istiyoruz… Bu bir yanlış anlama. Ancak Ukrayna’nın kendisi de temel bir metafizik mücadelenin tiyatrosu haline gelmeye mahkumdur. Bence her şey coğrafya ile ilgili. Tarihi beşiğimiz Kiev’in, küreselcilerin iktidarından Ruhun İmparatorluğu’nun iktidarına geri dönmesi için mücadele ediyoruz. Kiev bizim tarihimizin başlangıcıdır. Ve bu nedenle de sonu gelmiştir.”

DUGIN, ERGENEKON VE 15 TEMMUZ

Uzun yıllardır Ulusalcılar ve özellikle Doğu Perinçek ile yakın ilişkiler içerisinde olan Dugin, bugün Erdoğan rejiminin politikalarına destek veriyor. Öyle ki, 15 Temmuz sözde darbe girişimi sonrasında AKP Grup toplantısına katıldı, Binali Yıldırım ile fotoğraf çektirdi.

Bunda ise Ali Adil Çakar’ın TR724’te yayınlanan makalesindeki ifadesiyle, “Anti-Amerikancı ve NATO karşıtı dalganın, ‘marjinal-sol çevre’den ‘milliyetçi-muhafazakar merkez’e oturmuş” olmasının etkisi var.

Dugin, Ergenekon-AKP işbirliğinin hem Rusya hem de Türkiye’nin çıkarları için çok olumlu olduğunu savunuyor.

Nitekim, Ergenekon davaları sırasında açıklamalarda bulunan Dugin, “Ergenekon davası, tek kutuplu dünya sistemini savunan, Büyük Ortadoğu Projesi’ni ortaya atan okyanus ötesindeki Atlantik Hareketine hizmet eden batılı istihbarat servislerinin Türk vatanseverlere karşı açtığı bir davadır” ifadelerini kullanmıştı. Dugin, Ergenekon operasyonlarını Rusya’ya karşı bir meydan okuma olarak değerlendirmişti.

Dugin’in perspektifinde, Ergenekon ve Balyoz davalarının düşmesinin ardından oluşan milliyetçi-islamcı-kemalist koalisyon Rusya’nın çıkarları için büyük önem teşkil ediyor. Putin’in rasyonel ve gerçekçi bir lider olduğunu ifade eden Dugin, Karlov suikasti ve uçak krizine rağmen Putin’in Türkiye ile ilişkileri düzeltmeyi tercih ettiğini ve NATO’nun oyununa gelmediğini söylüyor.

Aleksandr Dugin’i en çok gündeme getiren gelişme ise “15 Temmuz’dan bir gün önce darbe girişimi olacağını Türk Devleti’ne ilettik” açıklaması olmuştu. 15 Temmuz gecesi Ankara’da olan Dugin, darbenin CIA tarafından organize edildiğini iddia etmiş ve “Ergenekon ve Balyoz’dan sonra orduda Erdoğan’ı destekleyecek kimsenin kalmadığını düşündüler. Fakat ordudaki Kemalistler Erdoğan’ı destekledi. CIA ayrıca o gece Rusya ve Türkiye arasındaki iletişim kanallarını kesmeye çalıştı” demişti.

Darbe girişimi sonrasındaki tasfiyeleri de destekleyen Rus ideolog, Cemaat mensubu subayların ihracıyla Türk Ordusu’nun Batı güdümünden çıktığını iddia ediyor.