Silivri’nin adı değişse de soğukluğu baki: İsmi değişince ‘adalet’ geri gelir mi?

Silivri’nin adı değişse de soğukluğu baki: İsmi değişince ‘adalet’ geri gelir mi?

Binlerce mahkumun gün saydığı Silivri Cezaevi'nin adı değiştirildi. Ama isim değişikliği hukuksuzluğun, insan hakları ihlallerinin, işkencenin ve ölümlerin sembolü olan cezaevinin “soğuk” imajını değiştirmiyor. Duvarların dili olsa da konuşsa neler anlatacak neler. Düşüncesinden dolayı yıllarca hapis yatan gazetecileri, 15 Temmuz gecesi ihraç edilip apar topar tutuklanan hakim-savcıları, Harbiyeli askeri öğrencileri ve daha suçsuz yere özgürlüğünden, ailesinden mahrum edilen yüzlerce insanın hapsedildiği yer Silivri Cezaevi..

Hak ihlalleriyle özdeşleşen, dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüşen, hak ihlallerinin ve güç sahiplerinin kendisi gibi olmayanları ve düşünmeyenleri cezalandırdığı yer olarak sembolleşerek “Silivri soğuktur” deyişini literatüre sokan bir yerdi Silivri Cezaevi.

Ancak aynı zamanda İstanbul’un güzide yazlık mekanlarından olan ve her yıl denizi, güneşi ve kumuyla tatilcileri ağırlayan bu ilçesine zıt bir ifadeydi bu tanımlama. İşte bu tanımlamadan rahatsız olan Silivri Belediye’sinin başvurusu üzerine Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin son 20 yılına damga vuran simge bir yer olan Silivri Cezaevi’nin ismini değiştirdi. Cezaevinin yeni ismi “Marmara Cezaevi” oldu.

Peki bu isim değişikliği mahkeme salonlarında yaşanılan hukuksuzluklar, demir kapılarla üzeri örtülen insan hakkı ihlalleri ve işkenceler, demir parmaklıklara kazınan acılar ve duvarla sinmiş haykırışlarla verilen unvanları da değiştirmeye yeter mi? Kırk yıllık Kani, bu saatten sonra Yani olur mu? Silivri adını değiştirince adalet sağlanır mı, haksızlıkla hukuksuzluklar unutulur mu? Acıların üzerine tuz basılır mı?

Bu isim değişikliği, Türkiye’de özellikle 15 Temmuz sonrasında artan adaletsizliğin, hukuksuzluğun, insan hakları ihlallerinin, işkencelerin, acıların ve ayrılıkların sembolü olan “soğuk Silivri imajını” değiştirmeyecek.

Çünkü cezaevinin aldığı yeni isim, daha önce verilen unvanların çok uzağında..

GAZETECİ HAPİSHANESİ

Özellikle 15 Temmuz sonrasında yapılan hukuksuzluklarla çok fazla sayıda gazeteciyi barındıran cezaevi, 2017 yılında “dünyanın en büyük gazeteci cezaevi” unvanını(!) kazanmıştı. O dönemde Türkiye’de cezaevinde bulunan en az 160 gazetecinin üçte biri Silivri’de kalıyordu. Bağımsız rakamlara göre Türkiye’de 22 Ağustos itibariyle tutuklu gazeteci sayısı 59 ve bunların yarısı yine Silivri’de tutuklu bulunuyor.

Ama Silivri, sadece ağırladığı gazeteciler ile kazanmadı “soğuk” unvanını.

Silivri’de parmaklıklar arkasında kalan ve kalmakta olanlar sadece gazeteciler değil. İktidarın hukuksuzluğunun ve oluşturmaya çalıştığı korku imparatorluğunun sembolü olan Silivri’de askeri öğrenciler, öğretmenler, doktorlar polisler… Nice masum suçsuz yere girdi. Suçsuzluğunu kanıtlayana kadar da aylarca dört duvarın arasında “Aldırma gönül” türküsünü söyledi.

SİLİVRİ ADALETİN HAPSEDİLDİĞİ YER

Silivri’deki hukuksuzluk can yakmaya devam ediyor. İş insanı Osman Kavala, gazeteciler Mehmet Baransu, Mustafa Ünal, Fevzi Yazıcı, Ercan Gün halen ‘Silivri soğuktur’ sözüyle ünlenen bu cezaevinde hukuksuz yere hapis yatıyor.

Gazete abonesi olduğu için, yasal bir bankaya para yatırdığı için, zor durumdaki öğrencilere ders verdikleri, burs sağladıkları için hukuksuz şekilde tutuklu kalanların da yeri aynı zamanda Silivri..

Aileleri ile görüşme hakları kısıtlananların, hastane hakkı tanınmadığı için cezaevinde hayatını kaybedenlerin, mektupları teslim edilmeyenlerin, kitaplarına el koyulanların, sudan bahanelerle telefon görüşmeleri kısıtlananların mekânı aynı zamanda Silivri..

Haksız yere tutuklanmış annesini, babasını, eşini, çocuğunu görmek için Türkiye’nin dört bir yanından akın akın gelen gözü yaşlı ziyaretçilerin ve kapısında yakınlarının çıkmasını dört gözle bekleyenlerin durağı Silivri..

ADINA ŞARKI LİSTESİ YAPILAN CEZAEVİ

Artık resmi yazışmalarda, savunmalarda, dilekçelerde, gazete ve televizyon haberlerinin manşetlerinde, gelen ve giden mektuplarda “Marmara Cezaevi” ismini göreceğiz. Ama bu isim değişikliği hep kâğıt üstünde kalacak.

Silivri adı artık burada misafir olmuş Ahmet Altan’ın makalelerinde, Gökçe Fırat’ın ve Müyesser Yıldız’ın kitaplarının başlığında, Prof. Dr. Mehmet Altan’ın, sanatçı Sezen Aksu’nun derlemesi ile oluşturduğu Silivri Avlu Şarkıları listesindeki şarkıların mısralarında kalacak.

Ancak sevdiklerini Silivri’nin buz gibi adaletsizliğine teslim eden annelerin, babaların, eşlerin ama özellikle de çocukların gözünde Silivri hep soğuk olacak…

RAKAMLARLA SİLİVRİ CEZAEVİ

Toplam yüzölçümü 744.768 metrekare olan Silivri Cezaevi’nin yapımına 2005 yılında başlandı. Cezaevinin inşası 2008’de tamamlandı. Yerleşkede mahkûmların kalabileceği alan 437 bin metrekare. Cezaevi Kampüsü, 8 ayrı kapalı L Tipi cezaevi, 1 tane kapalı T tipi, 1 tane F Tipi ve bir açık cezaevinden oluşuyor. Kapasitesi yaklaşık 11.000 kişi. Ancak kapasitesinin üzerinde mahkum barındırıyor. 2019 rakamlarına göre 23 bine yakın tutuklu ve hükümlü Silivri’de kaldı.