İstihbarat dairesinde insanlık dışı işkence; İmzalamam, beni infaz edin

İstihbarat dairesinde insanlık dışı işkence; İmzalamam, beni infaz edin

15 Temmuz darbe girişi sonrasında aralarında asker, polis, hakim, savcı ve sivillerin de bulunduğu binlerce kişiye insanlık dışı işkence ve kötü muamele yapıldı. İşkenceler sonrasında söz konusu mağdurlara önceden hazırlanan fişleme belgeleri doğrultusunda hazırlanan ifade tutanakları imzalatıldı. Bu bilgiler gerekçe gösterilerek Gülen Hareketi’ne yakın olduğu iddia edilen onbinlerce kişi hakkında hukuksuz soruşturmalar başlatıldı.

Yüzler de bu ifadeler gerekçesiyle meslekten ihraç edildi. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında kötü muameleye ve işkenceye uğrayanlarda birisi de eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı’ydı. Tr724, Kırcılı’nın 15 Temmuz hain darbe girişiminden birkaç ay sonra tutuklu bulunduğu Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda emniyet görevlilerine verdiği ifade tutanaklarına ulaştı.

Emniyet görevlileri Kırcılı’ya, işkence ile ifadesi alınan eski İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe’ye ait olduğu iddia edilen bilgileri yöneltiyor. Aktepe emniyette ve savcılıkta kabul ettiği ancak mahkeme aşamasında reddettiği ifadesinde, istihbaratta cemaatin yapılanması olduğu, Kırcılı’nın da cemaatin önemli elemanlarından biri olduğu ve 15 Temmuz darbe girişiminden önce kendilerine özel bir mesaj geldiğinden dolayı istihbarat dairesine Lokman Kırcılı ile birlikte gittikleri yönünde bilgiler paylaşmıştı. Ancak Kırcılı, Aktepe’ye ait olduğu iddia edilen bütün ifade bilgileri net bir şekilde yalanlıyor.

Kırcılı, Kasım 2016 tarihli özel ifadesinde örgüt iddiasını da kesin bir dille reddediyor. Fetö/PDY adıyla devletin kayıtlarında yer alan grupla hiçbir irtibatının olmadığının altını çiziyor. Yirmi yıldan fazla bir süredir emniyet camiasında görev yaptığını vurgulayan Kırcılı, bütün faaliyetlerinin de devletin hiyerarşisi içerisinde yürüdüğüne dikkat çekiyor. Bu kapsamda da kendisine ne sivil ne de kamu görevlisi herhangi bir örgüt mensubunun talimat vermediğini, veremeyeceğine vurgu yapıyor.

Kırcılı, ifadesinde özellikle Gürsel Aktepe ile birlikte gözaltına alındıkları 15 Temmuz gecesinde yaşadıklarıyla ilgili önemli bilgiler veriyor. 15 Temmuz darbe gecesinden kesinlikle haberdar olmadığını aktaran Kırcılı, yaşanan kargaşayı anlamak için Aktepe ile Ankara’da gece araçla sokağa çıktıklarını belirtiyor. Emniyet İstihbarat Dairesi’nin önünde kumpasa düşürüldüklerini ve gözaltına alınarak İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na (İDB) çıkarıldıklarını aktaran eski Emniyet Müdürü Kırcılı, yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Gürsel Aktepe ile çok ağır fiziki, psikolojik, sistematik ve hiyerarşik işkenceye tabi tutulduk. Aktepe’nin işkence sonucu çıkardığı sesleri sürekli duyuyordum. O da benimkini duyuyordu. İlk iki gün İDB’de gözaltı işlemi yapılmadan yasadışı bir şekilde işkence ile sorgulandık. Dolayısıyla Gürsel’in işkencede verdiği ifadeyi kendisi de bende kabul etmiyorum.”

TR_db927.jpg

EŞLERİ VE ÇOCUKLARI ÜZERİNDEN AHLAKSIZ TEKLİF 

Tr724’ün yerel kaynaklardan aldığı bilgiler ise yapılan işkencelerin boyutunu gözler önüne seriyor. Buna göre; Kırcılı ve Aktepe, İDB’nin giriş kısmında görevli dört güvenlik görevlisi tarafından gözaltına alındı. Kimlik araştırmaları yapıldığında gözaltındaki kişilerin eski istihbarat görevlileri Lokman Kırcılı ve Gürsel Aktepe olduğu tespit edildi. Haklarında iki farklı dosyadan dolayı yakalama kararı olmasına karşın, gözaltı aşamasından asayiş ve infaz birimlerine bilgi verilmedi. Konu önem arz ettiği için dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç’e bilgi verildi. Onun talimatıyla iki istihbaratçı özel sorgu odasına alındı. Daireye giriş yaparken gözleri siyah bir bandanayla kapatıldı. Elleri de arkadan kelepçe ile bağlandı. Koridorlardan geçerken dairede çalışan görevlilerin önce kaba dayaklarına maruz bırakıldı. Ardından özel sorgu odasına alındı iki emniyet mensubu. Dinç’in talimatıyla hiyerarşik olarak önce yüksek rütbeli emniyet mensupları hem sözlü hem de fiziki işkence yaptı. Aldıkları darbeler sonrasında ikisi de geçici bir baygınlık yaşadı. Sonra da hücre tipi bir odaya kapatıldı. İki gün boyunca hiçbir şey verilmedi. Su istediklerinde de ilaçlı bir sıvı verildi. Yine aktarılanlara göre; iki emniyet mensubu eşleri ve çocuklarıyla tehdit edildi. Önceden hazırlanan bir ifade tutanağına imza atmaları istendi. Aktepe iki günün sonunda işkence ve tehditlere daha fazla dayanamayarak ifade tutanağına imza atmak zorunda kaldı. Kırcılı ise kendisini infaz etmelerini istedi. Söz konusu ifade tutanağına kesinlikle imza atmayacağı yönünde diretti. Bunun üzerine daha fazla işkence ve kötü muamelede bulunuldu. Darbeler sonrasında kan kaybından baygınlık geçirdiği için acil 112 acil ambulans İDB’ye çağrıldı. Sonra Kırcılı hastaneye sevk edildi. Hastane sevk evraklarında da hastanın İDB binasından alındığı bilgisi kesinlikle yer almadı.

TR_8c260.jpg

DÖNEMİN BAŞBAKANI İLE TEMASIM DAHA FAZLA 

Kırcılı ifadesinde ayrıca hiçbir grup ya da örgüte katılmadığını, bu yapılara para ya da herhangi bir aidatta ödemediğini aktarıyor. Kendisinin yıllarca İDB’nda görev yaptığı dönemde dini motifli terör örgütlerinin yanı sıra, tarikat, cemaat ve birçok dini akımlar ilgili çalışmalar yaptığını kaydeden Kırcılı, şunları anlatıyor: “Çalıştığım dönemde Fethullah Gülen cemaatinin yasadışı bir faaliyet ve şiddetine ilişkin bir tespit olmadığı için operasyonel bir çalışmamız olmadı. Zaten o dönemde yasadışı bir tespitim olsaydı o dönemde görevim gereği hükümet yetkilileri uyarmam gerekirdi. O dönemde ilişki ve irtibatlar üzerinden insanları değerlendirmeye kalkacak olursak benim görev yaptığım dönemde FETÖ’den daha ziyade dönemin Başbakanı Erdoğan başta olmak üzere bakanları ve başbakan yardımcıları ile temas ve görüşmelerim vardı.”

TR_cec2f.jpg

Kırcılı ayrıca ifadesinde 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunuyor. Özellikle görev yaptığı dönemde meslektaşlarıyla darbecilerle etkin mücadele verdiklerini aktaran eski emniyet müdürü, söz konusu girişimin Gülen Hareketi tarafından yapıldığına da inanmadığını aktarıyor. TSK’dan hiçbir kimseyi tanımadığını da sözlerine ekleyen Kırcılı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ben Gülen hareketinin bir örgüt olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Çünkü meslek hayatımda yaptığı araştırmalar ve neticesinde yaptığım analizler de bana bunu gösteriyor.”