“Diktatörler bir kulüp kurmuş gibi birleşmişken biz demokrasi mücadelecileri daha çok birleşmeliyiz”

“Diktatörler bir kulüp kurmuş gibi birleşmişken biz demokrasi mücadelecileri daha çok birleşmeliyiz”

13 yıldır dünyanın farklı şehirlerinde düzenlen Oslo Freedem Forum, bu yıl 3 Ekim 2022'de New York'ta gerçekleştirildi. Advocates of Silenced Turkey'in sözcüsü olarak Forum'a katılan Hafza Girdap, izlenimlerini Bold Medya için yazdı. Amerika'da sürgün yaşayan muhalefet liderleri, hapisteki başkan adaylarının eşleri, Ukraynalı insan hakları savunucuları ve İranlı gazetecilerin konuştuğu programda hak savunucularına birleşme çağrısı yapıldı.

2009 yılından bu yana düzenlenen “Oslo Freedom Forum”, 13 senedir dünyanın her yerinden insan hakları savunucularını ve aktivistlerini bir araya getiren uluslararası bir özgürlük ve insan hakları konferansı.

Bu yıl 3 Ekim 2022’de Newyork’ta yapılan forumun kurucusu ve CEO’su Thor Halvorssen’ın açılış konuşması beni çok etkiledi. “Ben bu organizasyonu Chavez’in güvenlik güçleri tarafından öldürülen annem için başlattım.” dedi. Ardından “Her savaş muhakkak bir diktatör içerir!” diye ekledi.

100 ÜLKEDEN 330 KONUŞMACI

Bugüne kadar 100 ülkeden 330 konuşmacıya ev sahipliği eden Oslo Freedom Forum, her yıl farklı coğrafyalarda, farklı şehirlerde gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıl Miami’deki oturumuna katıldığım Forum, bu yıl New York’ta yüzler hak savunucusunu bir araya getirdi.

Konuşmalardan yansıyan notlara geçmeden evvel, ilginç ve manidar bir detayın altını çizmek istiyorum. Bu yıl Forum’a ev sahipliği yapan Town Hall, 1921 yılında, “Süfrajet”ler (Suffragettes) yani kadınların oy hakkı için mücadele eden kadın hareketi mensupları tarafından kurulmuş.

BU yılki Oslo Freedom Forum’da, İran’dan Venezuella’ya, Uyghur bölgesinden Nikaragua’ya, Ukrayna’dan Tibet’e kadar birçok coğrafyada yaşanan insan hakları ihlallerine, özellikle de işkencelere değinildi. Ancak rahatlıkla ifade edebilirim ki programa iki kadın damgasını vurdu.

UKRAYNA SAVAŞI’NI KORKUNÇ FOTOĞRAFLARLA ANLATTI

TR_44922.jpg

Oleksandra Matviichuk

lki Center For Civil Liberties isimli insan hakları kurumunun başkanı Ukraynalı Oleksandra Matviichuk. Rusya’nın Ukrayna’da açtığı savaşta 1900’den fazla savaş suçunu arşivlediğini söyleyen Matviichuk, Rus askerlerinin gerçekleştirdiği tecavüz ve cinsel işkenceleri anlatarak bir kez daha savaş ve çatışmalardan en çok kadınların zarar gördüğünü hatırlattı.

Oleksandra Matviichuk’in, Ukrayna’da savaş bölgelerinden fotoğraflar gösterirken kurduğu şu cümlesi programda beni en çok etkileyen ifadelerden biriydi: “Sizler, bu korkunç fotoğrafları görmemek için gözlerinizi kapatabilirsiniz. Ancak Ukrayna’da milyonlarca kişi bunu yapamıyor!”

Matviichuk ayrıca, diktatörlerin en çok özgürlük fikrinden korktuğunu ve savaşın demokrasiyle otoriterlik arasında olduğunun altını çizerek, kimliği ne olursa olsun herkes için adalet mücadelesi vermemiz gerektiğini ifade etti.

MASİH ALİNEJAD: “TALEBİMİZ SADECE VE SADECE İSTEDİĞİMİZ GİBİ GİYİNEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ”

TR_db8b2.jpg

Masih Alinejad

Programdaki bir diğer çarpıcı isim, birçoğunuzun tanıdığı İranlı gazeteci ve aktivist Masih Alinejad idi. Yıllardır, İran’daki zorunlu başörtüsü kanununa karşı mücadele eden Masih, geçtiğimiz aylarda Brooklyn, New York’taki evinden İran gizli ajanları tarafından kaçırılmaya çalışılmıştı. Birkaç ay sonrasında ise evinin önüne silahlı bir adamın gelmesi ile FBI tarafından korunmaya alındı, adresi gizli güvenli bir eve taşındı.

Ancak Masih’in özgürlük mücadelesi ateşini hiçbiri söndüremedi. Mahsa Amini’nin İran ahlak polisi tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolar ve direnişi Amerika sokaklarına, global medyaya, Amerikan kongre ve senatosuna taşıdı. “Talebimiz sadece ve sadece istediğimizi giyebilme özgürlüğü” diyen Masih Alinejad da Oleksandra Matviichuk gibi dayanışma ve birlikte mücadelenin önemini vurguladı.

Masih’in izleyicilerin ayakta dakikalarca alkışladığı konuşmasında beni en çok etkileyen sözleri ise şöyleydi: “Buraya gelirken eminim hepiniz iyi görünüp görünmediğinizi kontrol etmek için aynaya baktınız. Biz 40 yılı aşkındır İran’da rejimin bizi görmek istediği gibi görünüp görünmediğimizi kontrol etmek için aynaya bakıyoruz!”

HAPİSTEKİ NİKERAGUA DEVLET BAŞKAN ADAYLARINDAN FELİX MARADİAGA’NIN EŞİ BERTA VALLE

TR_99e29.jpg

Berta Valle

Human Rights Foundation (HRF) Başkanı Celine Assaf-Boustani, açılış konuşmasında dünya nüfusunun yarısından fazlasının diktatörlük altında yaşadığına işaret etti. Buna ilişkin Nikaragualı gazeteci ve aktivist Berta Valle da konuşmacılar arasındaydı. Valle, aynı zamanda şu an cezaevinde olan Nikaragua devlet başkan adaylarından Felix Maradiaga’nın eşi. Berta Valle, Nikaragua cezaevlerinde eşinin de aralarında bulunduğu 200’den fazla siyasi tutuklu olduğunu söyledi.

Türkiye’de haksız tutukluluk yaşayan siyasi/düşünce mahkumlarının yaşadıklarına çok benzer şekilde orada da kitap, sağlık hakkına erişim, insanî muamele gibi haklarının ihlal edildiğini vurgulayan Valle, özgürlüğün fiziksel yönünün ötesinde mental boyutuna dikkat çekerek adalet mücadelesi veren sosyal hareketlere çağrıda bulundu.

TR_69791.jpg

Leopoldo Lopez

Sözlerimi, sahneye en son çıkan Leopoldo Lopez’in “aksiyon ajandası”yla tamamlamak istiyorum. Amerika’da sürgünde yaşayan Venezuella muhalefet lideri Lopez, diktatör rejimlerde aktif, güçlü muhaliflerin öneminin altını çizerek onları desteklemeye; dünya genelindeki siyasi tutuklular bağlamında büyük resmi görebileceğimiz ve onların hakkını hep birlikte savunabileceğimiz imkanlar ve oluşumlar yaratmaya işaret etti.

Benim için Lopez’in en önemli çağrısı; global bir insan hakları savunuculuğu hareketi içinde ancak sadece mağduriyet hikayeleri değil, daha çok başarı ve zafer hikayelerinin herkesle paylaşılmasına yönelik olan çağrıydı.

Sanıyorum dostum Masih Alinejad’ın her zaman söylediği şu sözü tüm forumu özetler: “Diktatörler bir kulüp kurmuşçasına birleşmişken biz demokrasi mücadelecileri çok daha fazla birleşmeli, dayanışmalıyız!”

TR_de797.jpg

Thor Halvorssen ve Hafza Girdap

* Türkiye’de kapatılan kolejlerde İngilizce öğretmenliği ve uluslararası programlar koordinatörü olarak görev yapan Hafsa Girdap, 6 yıl önce ABD’ye göç etti. New York Stony Brook Üniversitesi’nde “Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları” alanında hem doktora hem asistanlık yapan Girdap, aynı zamanda merkezi ABD’de olan insan hakları kurumu Advocates of Silenced Turkey’in de direktörlüğünü ve sözcülüğünü yürütüyor.