Salgınla baş edemeyen Belçika kısmi sürü bağışıklığı kararı aldı

Ülke nüfusuna oranla Covid-19 nedeniyle en yüksek ölümün yaşandığı Belçika'da kısmi sürü bağışıklığı sistemine geçilmesi kararı alındı. Maske zorunluluğu da son buluyor.

Belçika kısmı "sürü bağışıklığı" sistemine geçiyor. Ulusal Güvenlik Kurulu, Coronavirus ile mücadelede taktik değiştirme kararı aldı.

Bugüne kadar sürü bağışıklığına karşı olan ve Covid-19'dan kesin korunma tedbirleri alan Belçika, komşu Hollanda, İsviçre ve İsveç'in izinden gitmeyi kararlaştırdı. Ülkede kısmı bağışıklık sistemine geçiliyor.

NTV'de yer alan habere göre, Belçika Başbakanı Sophie Wilmes, 1 Ekim'den itibaren ülkede maske takma zorunluluğunun kaldırılacağını duyurdu.

Yeni uygulamayla karantina süreleri de kısaltılacak. Enfekte biriyle temas eden kişi 14 yerine 7 gün karantinada kalacak.

Ülkede açık alanda 400 kişi, kapalı alanda 200 kişinin toplanabildiği etkinlikler de yasak değil. Fiziki mesafeyi korumadan 5 kişinin bir araya gelmesine de izin veriliyor.

Virüs tedbirlerinin hafifletilmesi vaka sayılarındaki artışa rağmen alındı.

Günlük vaka sayıları bin 300'ü aşıyor. Bu temmuz ayında 80'e kadar düşmüştü.

11 milyon nüfusu bulunan ülkede salgının başından beri ölenlerin toplam sayısıysa 10 bine yaklaşıyor. Belçika, dünyada virüsten ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri.

ALMAN VİROLOG: SALGIN ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR

Bu arada “Koronavirüste ikinci dalga mı?” tartışmaları sürerken, Alman virolog Christian Drosten, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ekim ayı başında yapacağı sağlık konferansı öncesinde verdiği demeçte, “Önümüzdeki aylarda duruma hakim olabilmemiz için bazı şeyleri değiştirmek zorundayız. Salgın gerçekten asıl şimdi başlıyor. Bu bir doğal felaket” diyerek herkesi uyardı. Drosten’in bu açıklaması büyük yankı uyandırdı.

Almanya’yı diğer ülkelerdeki gelişmeleri çok yakından takip etmeye çağıran Drosten, Arjantin’de tüm önlemlere rağmen virüsün kontrol edilemediğini belirtti ve şöyle dedi: “Almanya olarak komşu ülkelerdeki durumun bizde de yaşanacağı ihtimalini hesaba katmamız gerekir. ‘Böyle bir gelişmenin önünü erkenden nasıl keseriz?’ sorusu üzerinde kafa yormalıyız. Pragmatik kararlar gerekiyor. Almanya şimdiye kadar başarılı olmasını, sağlık idareleri ve sisteminin Fransa ya da İtalya’dan daha iyi olduğuna değil, erken tedbir almasına borçlu. Almanya diğer ülkelerden dört hafta daha erken davrandı. Biz sadece erken başladık. Özel bir şey yapmadık. Burada herkese görev düşüyor. Herkes dikkat etmek zorunda.”