Ekrem Dumanlı: 'Erdoğan Türk Demokrasisi adına tarihi bir fırsatı kaçırdı'

Ekrem Dumanlı: 'Erdoğan Türk Demokrasisi adına tarihi bir fırsatı kaçırdı'

Zaman Gazetesinin 2001-2015 yılları arasında Genel Yayın Müdürlüğünü üstlenen Ekrem Dumanlı, Almanya’nın saygın gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) için kaleme aldığı bir yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi bir fırsatı kaçırdığını dile getirdi.

Türk Demokrasisine karşı gerçekleştirilmeye çalışılan başarısız darbe girişiminin Türk toplumunun duyarlılığı ile darbecilerin başarısız kılındığına vurgu yapılan yazıda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yakalanan bu imkanın Türk demokrasisi için bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekildi.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın bu imkanı değerlendirmek yerine daha darbenin mahiyetiyle ilgili kimsenin bilgi sahibi olamadığı, Genel Kurmay Başkanı ile dahi irtibat kurulamağı ilk saatlerinde Fethullah Gülen ve sevenlerinin suçlanması sürecin özellikle Dünya kamuoyunda demokratik ülke uygulamalarıyla bağdaştırılamadığı gelişmeleri beraberinde getirdi.

Dumanlı yazısında şu ifadelere yer verdi: “Erdoğan’ın şöyle konuştuğunu varsayalım: ‘Silah gücüyle seçilmiş hükümeti devirmek isteyen darbecilere karşı soruşturma açıldı. Darbe planına ve uygulamasına katılanlar özgür mahkemeler önünde sert ama adil bir yargılamadan geçecekler.’ Bu hukuki vaadi kim desteklemek istemezdi?”

Dumanlı, netice itibariyle Türkiye’nin bir sivil darbe şartları altında yönetildiğini kaydetti ve Olağanüstü Hal’in hâkim olduğu bir ortamda Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun da askıya alındığını, yargının bağımsızlığının kaldırılıp, polis memurlarının parti memuru haline getirildiğini dile getirdi.

Böyle bir ortamda suçlananların kendini savunma hakkının elinden alındığına ve savunma cesareti gösteren avukatların da tutuklandığına dikkat çeken Dumanlı, “Türkiye’de ilk defa avukatlar bir müvekkilin savunmasını üstlenme cesaretini gösteremiyor. “ ifadesini kullandı.

Dumanlı, yazısında işkencelere de yer verdi ve devletin haber ajansı olan Anadolu Ajansı’nın abonelerine geçtiği işkence fotoğraflarının olduğunu kaydetti. Dumanlı´nın FAZ için kaleme aldığı yazısında Uluslararası Af Örgütü’nün elinde de hapishanelerde işkence ve tecavüz olduğuna dair belgeler var.

Zaman Gazetesinin 14 yıl Yayın Müdürlüğünü yapmış olan Dumanlı, darbe girişimi sonrası 18 televizyon kanalı, 23 radyo kanalı, 45 gazete, 15 dergi ve düzinelerce haber portalının kapatıldığını hatırlatarak şu ifadelere yerdi: “Geriye kalan gazeteciler ve medya organları ise kendi kendine sansür uyguluyor ve hükümetin çizgisine göre hareket ediyorlar. En basit eleştirel bir soru veya hükümetin resmi açıklamasına şüpheyle bakmaları halinde derhal darbeci veya Gülenci olarak suçlanabilirler.”

Bununla birlikte bu gazetecilerin okuyucuları ve kamuoyu namına araştırmaları gereken birçok soru olduğuna değinen Dumanlı yazısında, “Erdoğan ve hükümet yetkilileri darbenin olacağını önceden biliyor muydu?” diye soruyor.

Bu konuda Erdoğan’ın televizyonlardaki açıklamalarının birbiriyle çelişkili olduğunun altını çizen gazeteci cevapları ortaya çıkması gereken şu soruları dile getiriyor: “Eğer bir darbe olacağı biliniyordu ise neden engellenmedi? Yoksa bir darbe tuzağı ile mi karşı karşıyayız? Darbeden 21:30’da haberdar olduğunu ifade eden bir Cumhurbaşkanı nasıl oluyor da birkaç dakika içinde arkasında Fethullah Gülen’in olduğundan bu kadar emin olabiliyor? İnsanlar hangi deliller vasıtasıyla suçlanıyor?” Dumanlı yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe girişiminden hemen sonra olan biteni ‘Allah’ın lütfu’ olarak nitelendirdiğini de hatırlatıyor.

Dumanlı delilsiz bir şekilde darbeyle suçlanan Hizmet Hareketi’nin her zaman demokrasinin tarafında yer aldığını ve Gülen’in de darbeye karşı cephe alıp darbecileri kınadığı da yazıda yer alan bazı detaylar arasında.

Yazıda Gülen’in darbeyi yapanların ortaya çıkarılması adına uluslararası komisyon kurulması talebi ile “Bu darbenin arkasında gerçekten kendinin bana ve harekete bağlı olduğunu hisseden biri şayet varsa benim ideallerime ihanet etmiş demektir” şeklindeki cümlesinin Türkiye’de duyulmadığı da vurgulanıyor.

Bu korku ikliminde tüm bunların maalesef anlaşılabilir olduğuna değinen gazeteci, “Ancak meslektaşlarımdan kara propagandaya alet olmamalarını, karşı tarafın sesine de yer vermelerini, işkence altında verilen ifade ve itirafları delil olarak göstermemelerini arzu ederdim” diyerek sitem etti.

Dumanlı, Türkiye’de insanların partilerden ve şahıslardan bağımsız olarak darbeye karşı durduğunu, toplumun ortaya koyduğu demokrasiye destek verme inisiyatifi ile daha özgür bir ülke kurma fırsatının kaçırıldığını ifade etti ve Erdoğan’ın başarısız darbe girişimini isimleri çoktandır kara listede bulunan muhaliflerini hedefe koymak için kullandığını kaydetti.

Yazıda ayrıca Türkiye’de insanlar tek taraflı propaganda yüzünden başta Hizmet Hareketi olmak üzere her şeyin arkasından ABD’yi, AB’yi ve Batılı medya organlarını suçladığı dile getiriliyor.

Dumanlı Zaman’ın başına gelenleri de FAZ okurlarıyla paylaşarak: “Askeri darbelere sonsuza dek son vermesi için desteklediğimiz bir parti, bugün açık iftiralarda bulunuyor ve eski Zaman yazarlarını askeri darbeyi destekledikleri suçlamasıyla cadı avı yaklaşımıyla hapse atıyor.

Bunun ne kadar acı verici olduğunu anlatmak kolay değil. Türkiye’ye ve demokrasiye yazık oldu!”