Dünyanın İlham Veren En İyi Öğretmeni

Dünyanın İlham Veren En İyi Öğretmeni

Bosna Hersek’in Tuzla şehrindeki Türk okulunda matematik öğretmenliği yapan Aydan Meydan’ı artık tüm dünya tanıyor. İşte öğrencilerinin ‘eşsiz biri’ dediği Meydan’ın, Aksaray’dan başlayıp San Francısco’ya uzanan çarpıcı hikayesi...

“O tek kelimeyle eşsiz. Onunla matematik çok daha eğlenceli. Bilim erkeklerin egemenliğindeki bir alan. Onun gibi bilgisine bu kadar güvenen birini görmek, bizim gibi genç kızlar için gerçekten çok önemli. Ona bir bakmanız yeterli. Pozitif enerjisini görmemeniz imkânsız. Bizi ciddi anlamda bilimle o tanıştırdı.”

“Ben bir öğretmenim. Çünkü dünyayı değiştirmek istiyorum ve inanıyorum ki dünyayı değiştirmek insanı değiştirmekle başlar. Tek bir kişiyle başlasanız bile…”

Bu sözler Google Science Fair 2015’te ilk 20’ye kalarak önemli bir başarıya imza atan Bosna Hersekli Anela Arifi (18), İlda İsmaili (17) ye ait. Son cümle ise “Dünyanın İlham Veren En iyi Öğretmeni” seçilen Aydan Meydan’a ait. Meğer daha önce adını bile duymadığımız bir Türk öğretmen, ülkesinden kilometrelerce uzakta önemli işler yapıyor, yaşadığımız dünyanın daha anlamlı ve güzel olabilmesi için var gücüyle durmadan çalışıyormuş.

Türkiye’nin değil, dünyanın hâlâ konuşmaya devam ettiği, birçok yabancı gazetecinin röportaj sırasına girdiği Aydan Meydan’ı Bosna Hersek’in Tuzla şehrindeki okulunda ziyaret ettik. Enerjisini ekran dışına da aktarmayı başaran bu fedakâr öğretmeni daha yakından tanıdık. İlk 20’ye kalarak önemli bir başarıya imza atan International School of Tuzla’nın öğrencileri Anela ve İlda ile hem Aydan Hoca’yı hem de yarışmaya nasıl hazırlandıklarını konuştuk.

1987 yılında Aksaray’ın Sarıyahşi ilçesinde kalabalık bir ailenin son üyesi olarak dünyaya gelir Aydan Hoca. Anne ve babasının ilk evliliklerinden olan çocukları da vardır: “Babamdan 6, annemden 3 kardeşim, bir de ben ve ablam. Toplamda 11 kardeşiz.” Babasının çocukları büyük ve evli oldukları için aynı evde yaşama imkânları olmamış. Annesinin çocuklarına ise anneannesi bakıyormuş. Dolayısıyla iki çocuklu bir ailedeymiş gibi büyümüş Aydan Meydan. Evin en küçüğü olduğu için de fazlaca sevilir, üzerine titrenirmiş. Okuldaki başarısını ise ilçedeki herkes bilir, bundan dolayı da yetişkinler ayrı bir ihtimam gösterirlermiş ona.

İlkokul ve ortaokulu ailesinin yanında okur Aydan Hoca. Küçük bir yerde doğmuş olmanın avantajını fazlasıyla hisseder o yıllarda. Mesela, sınıf mevcutları en fazla 13-14 kişidir çoğu zaman. Hatta bazı yıllar 7-8 kişilik sınıflarda eğitim alma lüksünü de yaşar. Hep başarılı, parmakla gösterilen, sevilen bir öğrencidir. Özellikle sayısal derslerdeki başarısı öğretmenlerinin dikkatini çeker. On parmağında on marifet diyebileceğimiz Aydan Meydan, o yıllarda okul takımında voleybol oynar, halk oyunları ekibinde ve bando takımında yer alır. Sonra tiyatroya merak salar, iki sene kadar da bu alanda çalışır. Sesinin güzelliği sayesinde okul korosuna da girer elbette. Bu esnada atletizmle de uğraşır. Hatta il bazında ikincilik bile kazanır.

Ortaokul bitiminde Anadolu liseleri sınavına girer ve yaşadıkları yerde ‘Anadolu lisesini kazanan ilk öğrenci’ sıfatını da omuzlarına yüklenerek yaşam mücadelesine başlar. Tahsiline çok önem veren babası, kızını Aksaray’daki Hazım Kulak Anadolu Lisesi’ne kaydettirir. Yalnız okulun yurdu yoktur. Babası telaşlı bir arayışa girer. Eşe dosta sorarken birkaç tanıdık “Şuranın güvenilir olduğunu söylüyorlar” diyerek özel bir kız öğrenci yurdunu işaret eder.

Yurdun ortamı babasının içine siner ve burada kalmaya başlar Aydan Hanım. Aslında bizim yeni okumaya başladığımız başarı-özveri hikâyesinin ilk tohumları da işte burada atılır. Zira lise hazırlıktan itibaren kaldığı bu huzurlu mekânda, hâlâ görüştüğü, hayatına dair önemli kararları istişare ettiği ablası Sümeyra Duman’la (belletmen) tanışır. “Alçakgönüllülük, fedakârlık, cömertlik gibi birçok güzel hasleti onunla tanıdım.” dediği ablasının yaşam tarzından fazlasıyla etkilenir. Duman okulunu bitirip gittiğinde Aydan Hoca çok üzülür. Fakat yerine gelen kişi onun yokluğunu aratmaz. Bir diğeri de onunkini… İlk zamanlar kafasında yüzlerce soru işareti varken hayatına girip çıkan herkesin aslında tek bir kaynaktan beslenerek bu kıvama geldiklerini fark eder. Bu kanaate vardıktan sonra hayatı da yavaş yavaş değişmeye başlar. Hatta o yıllarda geleceğini tamamen şekillendirecek önemli bir karara da varır. Öğretmen olacaktır. Bu isteğinin arkasında ise yine ilk göz ağrısı, ilk sığınağı ablası Sümeyra vardır: “O dönemde Afrika’daki Türk kolejlerine giden öğretmenlerin başarı hikâyelerini, fedakârlıklarını ve orada vesile oldukları dönüşümü anlatırdı bize. ‘Keşke biz de gidebilsek oralara. Evrensel değerleri, kültürümüzü, insanımızı anlatabilsek’ derdi. Duyduklarımdan etkilenmemem imkânsızdı.”

DERSLERE EZBER YAPARAK GİRİYORDUM

ders f05abAydan Hoca, üniversite hazırlık sürecinde de çok başarılıdır. Öğretmenleri, ailesi, akrabaları ve arkadaşları eczacılık, tıp fakültesi, diş hekimliği gibi bölümleri tercih etmesini söyler mesela. O ise sadece ve sadece öğretmen olmak istemektedir. Bu kararını “Öğretmenlikte ne kadar para kazanacaksın? Tıp, eczacılık oku, ileride maddi sıkıntı yaşamazsın.” cümleleriyle değiştirmeye çalışsalar da kimse başarılı olamaz. Nihayetinde ilköğretim matematik öğretmenliğini kazanır. Okulunu bitirir bitirmez yurtdışındaki Türk kolejlerinde çalışabilmek için başvurur ve isteği kabul edilir. Ailesi ise “Türkiye’de kal, mesleğini burada yap.” der. Anne babasını incitmek istemez ve nihayetinde orta yolu bulur: “Master yapmak istiyorum yurtdışında. Bu esnada çalışmam bana maddi ve manevi olarak katkı sağlar.” Bu mantıklı açıklama karşısında babası daha fazla direnemez ve kızının yurtdışına gitmesine ‘kısmen’ razı olur. Aydan Meydan yurtdışına gidecek öğretmenler için düzenlenen eğitim seminerlerine katılır ve böylece çok istediği yurtdışı macerası başlar.

Meydan’ın ilk görev yeri Saraybosna’daki kız kolejidir. Yüksek lisans için de International Burch University’yi (Uluslararası Burç Üniversitesi) tercih eder. Buraya kadar her şey yolundadır. Tüm hazırlıklar biter ve okulun açılma vakti gelir. İşte şimdi önemli bir problem vardır önünde: “Dersleri İngilizce anlatmam gerekiyordu. Ama ben Anadolu Lisesi’nde öğrendiğim kadar biliyordum. Hatta matematikte çok kullanılan artı, eksi, eşittir kelimelerinin bile İngilizcesi hakkında fikrim yoktu.” Sorunlarla yüzleşmekten korkmayan, her şeyin bir çözümünün muhakkak olduğuna inanan Aydan Meydan, bu problemin de üstesinden gelir: “Her gün derste anlatacaklarımı İngilizceye çevirip bir kâğıda yazıyor ve ezberliyordum. Öğrenciler soru sorduklarında kafam biraz karışsa da kısa sürede toparlıyordum. Çocuklar bana çok yardımcı oldular. Hiçbir zaman eksikliklerimi yüzüme vurmadılar. İki ay sonra ezber yapmadan ders anlatmaya başladım.”

Bosna’daki ikinci yılında Aydan Hoca’nın tayini International School of Sarajevo’ya çıkar.

BÜYÜK ÖDÜLE GİDEN YOL

odul 62df5Altı yıl önce Bosna Hersek’teki Sema Eğitim Kurumları’nın yöneticileri bir araya gelerek Bosna Hersek Bilim Olimpiyatları (BOSEPO) düzenleme kararı almış. Amaç burada dereceye giren öğrencilerin başka ülkelerdeki yarışmalara katılımını sağlamakmış. Bu vesileyle Türk kolejlerindeki öğretmen ve öğrenciler hummalı çalışmalara girmiş.

Derslerinde çok başarılı olan Anela’ya bilim olimpiyatına katılmak isteyip istemediğini sormuş Aydan Hoca. Anela ders yoğunluğu sebebiyle önce katılmak istememiş.

Sonrasında fikrini değiştirmiş ve İlda’yla birlikte olimpiyata hazırlanmak istediklerini söylemiş. Danışman öğretmenleri de Aydan Hoca olacakmış. “Ben size matematik alanında yardımcı olabilirim. Fizik, kimya, biyoloji için eşim Fırat Hoca’dan yardım alabilirsiniz.” demiş. Çünkü İlda ve Anela biyodizel yapımıyla ilgili çalışmak istiyormuş. kimsenin aklına daha önce gelmemiş, duyan herkesi şaşırtan bir projeye imza atmışlar. Tavuk tüylerini kullanarak iki reaktör yardımıyla çok kaliteli biyodizel üretip hidrojeni de depolamayı başarmışlar. BOSEPO bu projeye altın madalya vermiş. Bosna’daki üniversiteden de yüzde yüz burs kazanmışlar. Anela ve İlda projeleriyle bu kez ABD’deki State University of New York at Oswego tarafından düzenlenen GENIUS Olimpiyatları’na başvurmuş. Tüm dünyanın yarıştığı olimpiyatta International School of Tuzla’nın projesi birinci olmuş.

Hızlarını alamayan öğrenciler öğretmenlerinin de teşvikiyle Google Bilim Fuarı’na (Google Science Fair 2015) başvurmuş. Elemeler yapılmış, Anela ve İlda’nın projesi 12 bin proje arasından önce ilk 90’a girmiş. Ardından Google katılımcılarla tek tek mülakat yapmış ve kızlar bu kez ilk 20’nin içinde yer almış. Şimdiye kadar Balkanlar’da bu kadar büyük bir başarının sağlanmamış olması, hem öğrencileri hem de okulu bir anda Bosna Hersek’in gündemine oturtmuş. Öğrencilerin neredeyse katılmadıkları televizyon programı, röportaj vermedikleri gazete kalmamış. Onların başarısıyla mutlu olan, gurur duyan Aydan Hoca ise hep arka planda kalmayı tercih etmiş. Ta Google kızlara önemli bir mail gönderene kadar.

Google Bilim Fuarı’nı organize edenler, öğrencilere mail göndererek bu yıl ilk kez “Dünyanın İlham Veren En iyi Öğretmeni”ni seçeceklerini belirtip onlara danışman hocalarını anlatmalarını istemiş. Önemli bir ricaları da varmış: “Bundan kesinlikle öğretmeninizin haberi olmayacak.” Anela ve İlda kafa kafaya verip büyük bir gizlilikle öğretmenlerini anlatan iki sayfalık bir mektup yazmışlar. Sadece onlar değil, diğer 19 grup da aynı şeyi yapmış. Fakat “İlham Veren En İyi Öğretmen” olarak Aydan Meydan seçilmiş.

ÖDÜL GÜNÜ NELER YAŞANDI?

Aydan Meydan: “Google yetkilileri arayıp “İlham Veren En İyi Öğretmen” ödülünü kazandığımı söyledi. Şaşırdım. Okullarımız adına çok sevindim. Çünkü şahsi olarak yaptığım bir şey yoktu. Hangi arkadaşımız olsa aynı danışmanlığı yapardı. Ödül vesilesiyle Bosna Hersek’te okulumuz gündeme gelir demiştim. Ama küçük düşünmüşüm! Google kameraman ve yönetmen gönderdi İngiltere’den. 4 gün bizimle birlikte kaldılar. Belgesel çekildi.

Onlar gittikten sonra biz de öğrenciler ve anneleriyle San Francisco’ya geçtik ödül töreni için. Sıradan bir şeyin içinde olduğumu düşündüğüm için aileme söyleme ihtiyacı bile hissetmedim. Sadece ablama basitçe anlattım, ‘Bayramda arayamazsam annemler merak etmesin’ dedim. Ödülden önce mini bir program oldu. Orada yanıma birçok kişi geldi. Benimle fotoğraf çektirdiler. Yanıma gelenler uzaklaşınca kızlar “Hocam, Google’ın CEO’suydu.

Lego’nun CEO’suydu. Youtube’da dünyanın en fazla hitini almış kişiydi. National Geographic’nin Genel Yayın Yönetmeni’ydi.” dediler. Ben hiçbirini tanımıyordum. O an çok da sıradan bir şey içinde olmadığımı hissetmeye başladım. Görevlilere ‘Yapmam gereken bir şey var mı?’ diye sordum. ‘Siz rahat olun, ödülünüzü öğrencileriniz verecek’ dediler. Kızlar ödülü vermeden önce uzunca bir konuşma yaptı. O an o kadar utandım ki ne yapacağımı bilemedim. Ardından ödülü alıp indim aşağıya. O büyük salondaki herkes ayakta dakikalarca alkışladı beni. İşte o zaman olayın ciddiyetini anladım. Annem kanalları karıştırırken ekranda beni görünce çok şaşırmış. Tabii çok da duygulanmışlar. Babam ağlayarak aradı, tebrik etti. Bu vesileyle ailem neden burada olduğumu, neler yaptığımızı daha da iyi anlamış oldu.”

“Anela ve İlda’nın beni sevdiğini anlıyordum. Ama bu kadarını bilmiyordum. Bir insanı sevebilirsiniz. Ona bunu söylersiniz de. Fakat onlarda şunu gördüm: Bir insan sevdiğini, sevgisini bu kadar mı iyi ifade eder. Şoke oldum benim hakkımda söylediklerini duyunca. Bu cümleleri hak edip etmediğim göreceli olabilir. Ama bu cümleleri başka bir arkadaşım için kurduklarını duysam ‘Buraya onlar için gelmeye, her şeyi geride bırakmaya, feda etmeye değer’ derdim. Buradaki çocuklar onlar için açmaya çalıştığınız kapıların farkında. En sıkıştıkları anlarda beni arar, dua isterlerdi. ‘Size çok dua ettim, ediyorum, çok iyi olacak her şey’ dediğimde onlara yeterdi. Meğer çevrelerindeki birçok kişi Bosna’dan çıkıp nasıl Amerikalılarla, Avrupalılarla yarışacaksınız diye dalga geçiyormuş onlarla. Ben de sürekli ‘Neyi isterseniz onu yapabilirsiniz. Gerçekten ama gerçekten isteyin, düşünün, merak edin, çok çalışın’ derdim.”

ÖĞRENCİLERİNE AŞKI, ENERJİSİ SONSUZ

Anela Arifi (18) Tuzlalı. Çok başarılı olduğu için yüzde yüz burslu okuyor kolejde. Annesi bir mağazada personel şefliği yapıyor. Babası yakın zamanda felç geçirmiş, çalışamıyor. Anela, annesiyle birlikte kalıyor. Aynı zamanda müzik okulu öğrencisi. İki okulu bir arada başarıyla götürüyor. Flüt çalıyor, konserler veriyor. İleride biyokimya alanında çalışan bir bilim insanı olmak istiyor. Üniversite eğitimini ise Amerika’da almayı planlıyor. Dört yıldır International School of Tuzla’nın öğrencisi. Kendini çok şanslı ve mutlu hissediyor. Aydan Hoca’yı sorduğumuzda gözlerinin içi parlıyor: “Burası bizim evimiz gibi. Buradaki öğretmenler çok iyi, mutluluğumuz için ellerinden geleni yapıyorlar. Projelerimiz dolayısıyla üç kez Amerika’ya gittik, önemli burslar kazandık. Her şey okulumuz sayesinde oldu.”

İlda İsmaili (17), ilkokuldan bu yana Tuzla’daki Türk kolejinin öğrencisi. O da müzik okuluna gidiyor, piyano çalıyor ve opera söylüyor. Anne ve babası emlak sektöründe çalışıyor. Anela’nın çocukluktan bu yana arkadaşı. Ortak birçok noktaları var. Müzik ve bilim bunlar arasında. İlda üniversiteyi İngiltere’de okumak istiyor. İşletme üzerine eğitim almayı planlıyor. Başarılı bir iş kadını olmayı amaçlıyor. Hatta bu iki arkadaş 10 yıl sonra mesleki birikimlerini, müzik bilgilerini birleştirerek dünyada ses getirecek yeni projeler yapmak istiyorlar. İlda, Aydan Hoca’nın hayatlarını değiştirdiğini söylüyor..