‘Bitti’ demeden biter mi?

‘Bitti’ demeden biter mi?

Euro 2008’deki Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan maçları hâlâ hafızalarda.

Euro 2016 elemelerindeki son sınavımız olan İzlanda maçı da… Hal böyle olunca Fransa’daki sloganımız “Biz bitti demeden bitmez.” Bakalım, Fatih Terim ve öğrencileri, bunu ne kadar başarabilecek.

Avrupa Şampiyonası’na tarihinde ilk kez 1996’da katılan Türkiye’ye bu başarıyı tattıran Fatih Terim’di. 1990-93 arasında Sepp Piontek’in yardımcılığını yapan Terim, 1993’te devraldığı teknik patronluk koltuğuyla Türkiye’yi Euro 96’ya taşıyarak bir ilke imza attı. Euro 96’ya puansız veda ederken, tecrübe kazanıyorduk. Nitekim Euro 2000’de bu kez Mustafa Denizli yönetimindeki milliler çeyrek final oynuyordu. Euro 2008’de yine finallere katılıyorduk, dümende yine Terim vardı. Yarı finalde Almanya’ya yenilip final şansını dramatik bir şekilde kaybeden milliler, üçüncü olarak yurda dönüyordu.

Euro 2016 yolunda Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İzlanda, Kazakistan ve Letonya ile aynı grupta yer alan Türkiye, deplasmanda 3-0’lık İzlanda yenilgisiyle elemelere başlıyordu. Grupta Hollanda’dan sonra favori gösterilen Türkiye, ikinci maçında sahasında Çeklere 2-1 yeniliyordu. Deplasmanda grubun zayıf takımı Letonya ile 1-1 beraberlik, Euro 2016 hayallerimize derin darbe vuruyordu. İlk galibiyetimizi ancak 4. maçımızda kendi sahamızda 3-1’lik Kazakistan maçıyla alıyorduk. Son 3 maçımızda ise adeta tarih yazıyorduk. Önce Hollanda’yı 3-0 yeniyor, ardından deplasmanda Çekleri 2-0’la geçip ümitlerimizi son maça taşıyorduk. En iyi 3. kontenjanından Fransa’ya gitmemiz için bizim İzlanda’yı yenmemiz yetmiyor, Kazakistan’ın deplasmanda Letonya’dan 3 puanla dönmesi gerekiyordu. Kazakistan, Letonya karşısında 1-0 öne geçip bize 3.lük için yardımcı oluyordu ama bir türlü aradığımız gol gelmiyordu. Konya’daki maçın 90. dakikasında kazanılan serbest vuruşta topun başına Selçuk İnan geçtiğinde, 78 milyon adeta nefesini tutuyordu. Top ağlarla buluştuğunda ise Fransa yolu sonuna kadar açılıyor, kâbus gibi başlayan grup maçları mutlu sonla bitiyordu.

Euro 2008’de yarı final oynayan Türkiye’nin ilk hedefi, zorlu gruptan çıkmak. İspanya, Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti ile aynı grupta yer alan milli takım, Fransa’da çok sayıda gurbetçinin tribün desteğiyle maçlara çıkacak.

Gruptan çıkması halinde daha özgüvenli bir oyun ortaya koyması beklenen Milli Takım, Fransa’da da sürpriz başarılara imza atabilir. Slogan, “Biz bitti demeden bitmez.” Bakalım, bunu ne kadar başarabileceğiz.

Fatih’in 23 Fedaisi

Volkan Babacan:

F.Bahçe’de Volkan Demirel’in yedeğiydi. Başakşehir’e transfer olduktan sonra gösterdiği performansla A Milli Takım’ın kalesini devralmayı başardı. Hem kulübünde hem de Milli Takım’da beklentilere cevap veren bir performans ortaya koydu. Terim’in vazgeçilmezlerinden.

Onur Kıvrak:

Trabzonspor’un yaşadığı sıkıntılar onu da olumsuz etkiledi. Tribünlerden ailesine yönelik küfürlerden dolayı Trabzonspor’u bırakma aşamasına gelen Onur, sakatlıklarından dolayı da geçen yılları aratan bir performans ortaya koydu.

Harun Tekin:

Bursaspor’un özellikle F.Bahçe ile oynadığı maçta yaptığı kurtarışlarla hafızalara kazındı. Şimdilik 3. kaleci konumunda.

Gökhan Gönül:

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın sayılı sağ beklerinden. F.Bahçe ile sözleşmesi sona erdiği için kafası biraz karışık olarak Fransa’ya geliyor. Euro 2008’de sakatlığından dolayı yer almayan Gönül, hem defans hem de hücumda çok şey beklediğimiz bir isim.

Şener Özbayraklı:

Bursaspor’da gösterdiği performansla A Milli Takım’a seçildi. Sezon başında transfer olduğu F.Bahçe’de uzun süre yedek kaldı. Gökhan Gönül’ün sakatlığında formayı giyen Şener, asını aratmayan bir oyun ortaya koydu.

Caner Erkin:

Sinirlerine hakim olduğunda mükemmel oynuyor. Hakemle ve rakip oyuncularla söz düellosuna girdiğinde kart görmesine alıştığımız Caner, sezon sonuna doğru kadro dışı kaldığı için Milli Takım’a maç eksiğiyle geldi. İnter’le anlaşmasından dolayı kafası rahat olan Caner, Terim’in güvendiği isimlerden biri.

İsmail Köybaşı:

Beşiktaş’ın değişmez sol beki. Sık sık sakatlanması en büyük handikabı oldu. Bu sezon daha az sakatlanan Köybaşı, tam bir görev adamı. Her sakatlık sonrası kısa sürede formunu üst düzeye çıkarması takdirle karşılanıyor. Göreve her an hazır olarak Fransa’da olacak.

Hakan Balta:

Milli Takım’da yeri garanti isimlerden. Soğukkanlı futboluyla dikkat çekiyor. 33 yaşın tecrübesiyle Terim’in en güvendiği isimlerden.

Semih Kaya:

Bu sezon geçen yıllara göre daha düşük performans gösterdi. Eleme gruplarında 4 maçta forma giyen Semih Kaya, formaya yakın ancak yeri garanti değil.

Ahmet Çalık:

Gençlerbirliği’nde çok başarılı bir sezon geçiren genç futbolcu, Milli Takım’ın gelecek vaat eden isimlerinden biri olarak kadroda yer buldu.

Mehmet Topal:

Her takımın kadrosunda görmek istediği bir oyuncu. Gösterişsiz ancak son derece etkili oynuyor. Takım arkadaşlarının açığını kapatmada üstüne yok.

Nuri Şahin:

Son iki yılda sakatlıklar yaşayıp uzun süre yeşil sahalardan uzak kaldı. Borussia Dortmund’da eski yıllarını aratan Şahin, Fransa’da tecrübesiyle Terim’in güvendiği isimlerden biri ama yeri garanti değil.

Selçuk İnan:

İzlanda’ya attığı son dakika golüyle Fransa biletimizi alan Selçuk, takımın hem orta sahadaki beyni hem de duran topların usta ismi.

Ozan Tufan:

F.Bahçe’de Bursaspor’da gösterdiği performansı mumla aratan Ozan, Türk futbolunun çok şey beklediği isim. Terim’in gözdeleri arasında. Eleme gruplarında 10 maçta ter döktü. Yeri garanti gibi.

Oğuzhan Özyakup:

Sezona damga vuran oyunculardan biri. Hem gol atıyor hem de asist yapıyor. Şampiyonluk moraliyle Fransa’da çok şey beklediğimiz isimlerden biri.

Volkan Şen:

Topu ayağına aldığında çok rahat rakip eksiltiyor. Kapalı savunmaları açmada çilingir görevi yapıyor. Topla fazla oynaması bir dezavantaj olmasına karşılık, kolay vazgeçilecek bir oyuncu değil.

Olcay Şahan:

Almanya kökenli. 4 yıldır formasını giydiği Beşiktaş’ta adeta istikrarın sembolü oldu. Milli Takım’da ‘joker’ olarak kullanılan Olcay’ı, özellikle fizik gücü yüksek rakiplerle oynarken sahada görebiliriz.

Hakan Çalhanoğlu:

Henüz 22 yaşındaki genç gurbetçi, Bayer Leverkusen’de son iki sezonda toplam 91 maçta forma giyerek kalitesini ortaya koydu. Avrupa’nın en iyi frikikçilerinden. Fransa’da yıldızı parlayacak genç oyunlar arasında.

Arda Turan:

Takımın tek uluslararası markası. Tüm Türkiye’nin ümit bağladığı isim. Barcelona’nın cezasından dolayı geçen sezon ilk devre tribünde oturan Arda, çok fazla forma şansı bulamasa da kalitesiyle kupaya damgasını vuracak isimlerden biri olmaya aday.

Emre Mor:

İlk kez milli olduğu Karadağ maçının ikinci devresinde ortaya koyduğu pozitif futbolla beğeni kazandı. Ancak milli tecrübesi çok az. İleride faydalı olacak bir oyuncu.

Burak Yılmaz:

Çin günleri sakatlıklarla geçse de takımın gol ümidi olmaya devam ediyor. Attığından çok fazlasını kaçırması ciddi bir handikap ama her şeye rağmen mevkiinde alternatifsiz.

Cenk Tosun:

Bu sezon Beşiktaş formasıyla 17 gol attı. Şenol Güneş tarafından ‘joker’ olarak kullanıldı. Aynı görevi Milli Takım’da da yapması bekleniyor.

Yunus Mallı:

Gurbetçi oyuncu Mainz’ın değişmezlerinden biri. Bundesliga’da 11 gol attı. Terim’in Burak ve Cenk’ten sonra forvette 3. tercihi konumunda.