Mümin stres veya onun daha ötesi depresyona giremez mi?

Mümin stres veya onun daha ötesi depresyona giremez mi?

“Strese giren müminin imanından şüphe ederim!”
Yazımızın başlığındaki cümleyi geçtiğimiz günlerde bir sohbet meclisinde arkadaşımızın biri dile getirdi. Çok keskin, bir o kadar da iddialı bir ifade. 
Genel bir düşünce olarak toplumumuzda, müminin strese girmeyeceği, girerse bunun imânî bir eksikliğe işaret ettiği yönünde bir kanaat mevcut. Peki bu kanaat ne kadar doğru?
Bir mümin stres ve depresyona giremez mi? Veya strese giren müminin imanından şüphe mi edilmeli? 
Bir de şu husus var tabi. İmanlı insanların psikolog ya da psikiyatriye ihtiyacı hiç olmaz mı?
Uzmanlar stresi, bireyin kendini huzursuz veya baskı altında hissettiğinde verdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünüdür, şeklinde tarif ediyorlar.
Mümin strese giremez mi?
 
Mümin stres veya onun daha ötesi depresyona giremez mi?
 
Cevap: Girebilir. 
Şimdi şöyle bir düşünelim: Bir arkadaşımız şu zorlu süreçte pek çok badireyi atlattı. Neticede bir ülkeye sığındı. Orada sığınma süreci devam ediyor. Ailesi başka bir yerde. Sığınma süreci, elbette belli bir zaman alacak. Mahkemeden olur alacak mı, almayacak mı? Yaşadığı ortam çok da iyi değil. Buradan çıkıp normal bir hayata başlayabilecek mi? Diyelim mahkemeden olumlu sonuç çıktı. Aile birleşim süreci hemen başlayacak mı? Ailesini ne zaman getirecek? 
Bu soruları sayfalarca uzatabiliriz. Bir de tabi bu yolda bazı tersliklerin yaşanması işin cabası. Peki, bu terslikler onun üzerinde bir baskı oluşturmayacak mıdır? Bu da işin doğası gayet normal değil midir?
Elbette. Dolayısıyla arkadaşımızda stres oluşabilir. 
Diğer soru: Strese giren müminin imanından şüphe mi edilmeli?
 
Ne kadar haksız bi değerlendirme! 
Stres ve depresyon da bir hastalıktır. Evet, ruhsal bir hastalık. 
Şimdi düşünelim. Bir insanın şeker hastası veya Allah göstermesin kanser hastası olması durumunda, imanım zayıfmış demesi kendine haksızlık ve yanlış bir yargı değil midir?  
Biyolojik hastalıklar için iman eksikliği yargısı yapılmıyorsa, stres, depresyon ve sair psikiyatrik rahatsızlıklar için yapılması, hem bu hastalıklara hem de bunları yaşayanlara haksızlıktır. 
Şimdi müsadenizle Kur’an-ı Kerim’den mevzumuza ışık tutacak birkaç ayet paylaşalım:
Tevbe suresi 118. ayet. Buyurun:
“Allah, savaştan geri kalan ve haklarındaki hüküm ertelenen o üç kişinin de tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki dünya bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi. Vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı. Nihayet, Allah’ın cezasından, yine Allah’ın kapısından başka sığınacak hiçbir yer olmadığını anladılar da, bundan sonra, önceki iyi hallerine dönsünler diye, Allah onları tövbeye muvaffak kıldı.”
Burada bahsi edilen üç kişi malumunuz Hz. Kâ’b İbn Malik, Hz. Hilal İbn Ümeyye ve Hz. Mürâre İbn Rebi (r.anhüm) adlı sahabilerdir. 
Bu üç sahabi, değişik mazeretler öne sürerek Efendimiz (s.a.s.) ve ashabıyla beraber mücadele ortamına gelmediler. Bunun üzerine toplumdan dışlandılar. Elli gün süren, kendilerine ise elli bin sene gibi gelen büyük bir imtihan yaşadılar. 
Onların yaşadığı sıkıntı ve stresi Rabbimiz, “Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki dünya bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi. Vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı.” ifadeleriyle anlatıyor. Dolayısıyla buradaki belirsizlik ve endişenin, bekleyiş içerisindeki bu üç kişide stres halini ortaya çıkardığını söyleyebiliriz.
Yine aynı surede, bu sefer 25. ayet-i kerimede Huneyn anlatılırken önceki ayete benzer şekilde bir ruh hali şu ifadelerle tasvir ediliyor:
“Şu kesindir ki Allah size birçok savaşta yardım etti, Huneyn günü de... O gün ki sayıca çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu, size fayda etmemişti. Olanca genişliğine rağmen, dünya başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka çevirip kaçmaya başlamıştınız.”
 
Peki, iman hiç mi devrede olmaz?
Evet, hayat imtihanlarla dolu. Ne kadar iman sahibi bir mümin olsanız da bazen yaşadığınız şeyler size dünyayı dar edebilir. Bu gayet normaldir. 
Peki, iman hiç mi devrede olmaz? Şüphesiz olur. Mümine yakışmayan stres ve depresyona girmek değil, “Allah’ım neydi günahım, niye bunlar başımıza geliyor, neden depresyona giriyorum! Hayat enerjim tükendi.” türünden ifadelerle isyana düşmesidir. 
Bir mümin de strese girebilir. Ama kendisini strese sokacak gelişmeleri onurla taşır. “Lütfun da hoş, kahrın da” mülahazasıyla kahır günlerini, dertleri, tasaları, hüzünleri, “Hüküm O’nundur” diyerek sabırla göğüsler.
Bu arada içine düştüğü stres duvarından çıkamıyorsa, mutlaka alanında uzman bir psikolog veya psikiyatriden destek alır. “Acaba imanımda bir zafiyet mi yaşıyorum” düşüncesine girmez. Üzerinde bunca psikolojik yük varken böylesi telkinler altında kendisini tedaviden uzak tutmaz...

Please publish modules in offcanvas position.