Demokrasi İdmanı

Demokrasi İdmanı

Politikaya soyunmuş biriyseniz, yapabileceğiniz en büyük hata bir konuda "Hiçbir zaman", "Bitti" veya "Gündemden düştü" demek olur.

Çünkü bu meslekte kesin veya nihai olan yoktur. Her şey bir gölgeler tiyatrosu gibidir; görüş ufkunuzdan kaybolan hiç beklenmedik bir anda karşınıza çıkıverir, ölü olanı canlanır. Politikada hiçbir şey bitmez; bir süre için belki güncelliğini yitirir, ama bu haliyle de gözden uzak bir yerde tetikte bekler. İki sayı önce bu sütunda aylarla anonsunu yaptığım erken seçim suya düştü diye nerdeyse timsah gözyaşları döktüm. Meğerse, düşmemiş. NATO zirvesi ardından bir hafta bile geçmemişken bir yanardağın kızgın lavı gibi yeryüzüne çıktı, göz açıp kapayıncaya kadar karara bağlandı. Bir sabah uyandığımda baktım ki, hepsi sandık yolunu tutmuş.

Sona eren bir başka şeydir. Meclisin bu oluşumunun görev süresi. Milletlerimizin 120 vekili, 120 kurtarıcımız bizim, iki haftadır işsiz sayılır. Hukuken değilse, fiilen. Durup dururken güzel ve rahat, dertsiz, nereye dönersen hep imtiyazlarla dolu bir yaşam tarzının sonu geldi. Kabaca. Yarıda kesilen derin bir uyku gibi. Üstelik, zamanından koskoca iki sene önce. Buna kim dayanır? Erken seçime karşı gürültü patırtının, göklere yükselen feryatların ve ateşli nutukların arkasında duran, esasta, budur. Şahsi menfaat. Vatan, demokrasi falan, hep göz boyamadır. Ama, erken seçimden yana olanların da gayesi farklı değildir. İmtiyazlı durumun dört sene daha sürmesi.

Yanlış mıydı erken seçim kararı? Görüş açınıza bağlı. Ülkenin Avrupa teşkilatlarına üyeliğine bağlı faaliyetler açısından bakarak, pek arif bir karar sayılmaz bu. Hiç değilse üç dört ay daha beklemek lazımdı. Makedonya, paralel olarak hem Avrupa birleşmelerini hem erken seçimi taşıyamaz. Bizden büyük ülkeler bile buna yanaşmaz. Zararı henüz göreceğiz. Yok, meseleye Meclisin çalışmaları aşısından bakarsanız, karar çok doğruydu. Bana sorarsanız, aylar önce daha alınmalıydı. Biraz güçlerin dengesinden, çok daha fazla ise üyelerinin şahsi kalitelerinden ötürü, bu Meclis çoktan daha çalışamaz hale gelmişti. Bir konuyu on, on beş toplantıda bile karara bağlayamıyordu.

Erken seçimle dengeler değişecek mi? Bunu söylemek için bin tanık ister. Kamuoyu araştırmalarına bakılırsa, iktidarın büyük ortağı ile muhalefet arasında uçurum kadar derin bir yarık var. Bu göstergelerin epey değişken, hatta bazen aldatıcı olmasına rağmen, seçimin favorisi şimdiden daha belli. VMRO partisi. Makedonya siyasi sahnesinde olup biteni az çok takip eden herkesten bunu duyabilirsiniz. İki yıllık icraatları ve popülizmden pek uzak olmayan faaliyetleri midir ağır basan yoksa muhalefetin dağınıklığı mı, bir Allah bilir. Büyük ihtimalle ikisinin epeyi var. Dediğim gibi, bazen evdeki hesap çarşıya uymaz.

Nedir ki, seçim zaferi dengelerin değişmesi anlamına gelmek zorunda değildir. Bunu derken, iki hususu göze alıyorum. Bu Meclisin iki yıllık çalışmasına yön veren çeşitli partilerden yirmi, otuz kadar gürültücüydü. Mecliste ne olduysa, hep onların savaşkanlığı, inadı, kültürü ve kültürsüzlüğünden dolayı oldu. Meclis temsillerinin artistleri, bunlardı. Geri kalanlara sadece figüran rolü düştü. Bugün yarın seçim listeleri belli olacak. Dikkatle bakın. Bunları birine kadar orada göreceksiniz. Hem de listelerin başında. Yine aynı türküyü söyleyecekler. Zihin yapıları, bir de genel ve siyasi kültürleri, başka türlü davranmalarına müsaade etmez.

Meclis dengesinin Arnavut faktörüne bağlı olacağını söylemek için pek büyük uzman olmak lazım değil. İktidarda bulunan en büyük parti için erken seçimin başarısı, en başta sonuçlar belli olduktan sonra kurulacak olan koalisyona bağlıdır. Arif olup koalisyona her iki Arnavut partisini alırsa hem Mecliste seksenlere varan bir çoğunluk temin eder, hem de politikada dört yıllık huzuru sağlar. Bir mucize olur da seçimi muhalefet kazanırsa bile, bu yoldan yürümek en doğru olur. Koalisyona sadece fazla oy kazanan Arnavut partisini almak parlamentoculuk açısından kötü değildir, ama kavga hiç eksik olmaz. Daha az oy kazananla ortak olmaktır en kötüsü. Bunu çok gördük.

Nihayet, Türk partilerinden birkaç söz. Bütünleşme falan çoktandır anılmıyor. Kontenjan da suya düştü. İktidarda olanı, olduğu yerde kalacak, ama TDP'nin durumu vahim gözüküyor. Erken seçimle gafil avlandı gibime geliyor.

Ne oradadır, ne burada. Paçaları tutuşan Sosyal Demokratlardan iki millet vekilliğinden fazla koparamayacak. Taraf değiştirebilecek esneklik işaretlerini de vermiyor. Tek başına seçime gitmek intihar gibi bir şeydir, çünkü altyapısı çok zayıf. Nasılsa, bu partide yeni yüzleri görmenin zamanı gelmiştir. Hiç değilse adaylardan birinin Gostivarlı olmamasını görecek miyiz acaba?