Altının Tını

Altının Tını

Rahatım kaçtı. Korkudan titriyorum.

Kabuslu gecelerimde kan ter içinde uyanarak, şuurumla boğuşuyorum. Ben kanunlara saygılı vatandaşım.

Ama biraz zaman darlığından, biraz da kanunu bilmediğimden,bugüne kadar mal varlığımı devlete bildirmedim. Düşündüm taşındım, çare bulamayınca gönüllü olarak Rüşvetle Mücadele Kuruluna teslim olayım, dedim. O kurulun başkanı olan hanım zaten eski dostumdur. Yetmişli ve seksenli yıllarda birlikte habercilik yapıyorduk, doksanlı yıllarda o şefliklere, müdürlüklere gitti ben kendimden başka kimsenin sorumlusu olmak istemedim. İkibinli yılların başında o bir partiye gönül bağladı ben tarafsız olmayı seçtim. Neticede o devletin zirvesine yükseldi, benim akıbetim sokak oldu.

Kucaklaştık, öpüştük, hal hatır sorduk. Kahveler içildikten sonra, usul usul derdimi anlattım. Kamuoyu karşısında rezil rüsva olmayayım diye, devlete olan borcumu, geride kalan yıllarda biriken faiziyle beraber, son kuruşuna kadar ödemeye hazırım, dedim.

Bravo! Aşkolsun sana! Vatandaş şuuru dediğin, böyle olur işte. İyisi ben basın mensuplarını çağırayım da, emsali olmayan bu olayı bütün dünya görsün; adamlar zaten leş kargaları gibi bütün gün kapımın önünde bekler... Bu ülkeyi soyup soğana çeviren bir sürü namussuz var ki, yıllardır mal varlığı bildiriminde bulunmadı. Nerede görülmüş böyle bir şey yahu? Banka müdürünün tarlaları dükkanları var. Bakanlar ve yardımcıları bir sürü şirkette en büyük hissedar. Hastane müdürleri ilaç tüccarları. Yargıçlar arsa sahipleri. Allah Allah! Bugün damdaki serçeler bile bunu bilir. Bilmediğimiz neler var daha neler. Ama hepsinin günü gelecek. Hiçbiri yakayı kurtaramayacak.

Fareler gibi kapana kıstıracağım onları. Ya senin nelerin var' Hadi bakalım, gayri menkullerini bir bir say. Yurt dışında olanları unutma. Şey! Benim gayrimenkulum yok denilebilir. İki odalık bir apartmanım var bizim gettoda, ama kredi taksitlerini hala ödediğimden, bankanın malı sayılır. Bir bisikletim de var kırık dökük, komşu çocuğuna hediye ettim almadı. Mal varlığımın tekmili menkul kıymetlerdir.

Yaaa! Dolar mı, Avro mu? Ne kadar? Hangi bankada? Nerden aldın o parayı? Kaynağı biliniyor mu? Her şeyi anlat, vaktimi harcama. Ne Dolarım var, ne Avrom. Bankalara da pek inanmam. Mal varlığımın tümü evimdedir. Altın şeklinde. Akşamları elime alır, okşarım onları tek tek. Kadın afalladı, koltuğundan fırlar gibi oldu. Gazeteciler hareketlenerek mikrofonları boğazıma dayadı. Konuş be, ne bekliyorsun? Mahmudiye mi, Reşadiye mi? Beşi bir yerde olmasın? Kaç tanen var? Kaç gramlık? Nerden aldın onları?

Efendim, tamı tamına 1270 tanedirler. Bunlar sizin bildiğiniz altınlardan çok daha değerlidir. Külçe altın olup, hepsi dikdörtgen şeklindedir. Hepsi lime lime, yaprak yapraktır. Ebadı ve ağırlığı değişiktir. İki yüz gramlık olanları da var, iki kilolukları da. Ortalama ağırlık olarak yedi yüz gramı alırsak, yaklaşık bin kilo altınım var diyebilirim. Bunun vergisini ödemek için huzurunuza gelmiş bulunuyorum.

Başkanın odasında derin iç çekişler duyuldu, "Bin kilo altın" kelimeleri kulaktan kulağa fısıldandı. Basın mensupları hemen cep telefonlarına sarıldı. Gazetelerde çalışanlar heyecan dolu bir sesle "Baş sayfada yirmi beş sıra. Manşet 22 punto. İki fotoğraf" derken, elektronik medyadakiler "Naklen yayın istiyorum! Naklen yayın istiyorum!" talebinde bulundular.

Ama altının değerini sadece ağırlığına bağlamak doğru olmaz, diye devam ettim. Bazen iki yüz gramlıklar iki kiloluğundan çok daha kıymetlidir. Her biri sanatın şaheseridir. Bunları en büyük özenle korurum. Gün geçmez yerinden alıp özel bir bezle tozunu silmeden. Ben, sayın Başkan, değerli vaktinizi almak istemiyorum. Bu soylu işinizde her saniyenin altın değerinde olduğunu fevkalade biliyorum. Borcum nedir söyleyin, hemen ödeyeyim.

Bravo be, bravo! Senden duyduğum gururu sözlerle anlatamam. Otuz yıl önce daha senin ahlaki değerlerinin farkındaydım. Hemen muhasebeciyi çağırıp hesabını yapmasını söyleyeceğim. Borcunu altınla da ödeyebilirsin.

Şey! Acaba otuz yıllık dostluğumuz adına bu altınların en değerlisini size hediye edebilir miyim? Yarın size bizzat Dostoyevski'nin "Budala" sını getireceğim. Hangi dilde olmasını istiyorsunuz? Rusça'sı var, İngilizce'si var.

Ne budalası be, ne Dostoyevski'si? Burada altından bahsediliyor.

Ben de altından bahsediyorum, sayın Başkan. Kitaplarımdır altınlarım.

Emniyet! Emniyet! Götürün şunu karakola. Devletle alay ediyor.

Yaka paça odadan çıkarıldım. İtişip kakışmada bir kamera yere düşüp ikiye ayrıldı. Basın mensupları yine aceleyle cep telefonlarına sarıldı.