Bir Çiçekle Bahar Olmaz

Bir Çiçekle Bahar Olmaz

Bir fırtına esiyor biz Türkler üzerinden bugünlerde.

Ağaçların çıplak dalları bir o yana bir bu yana bükülüyor, camlar zangırdıyor, Osmanlıdan kalan evlerin kirişleri çatırdıyor, kaldırımda sürüklenen eski gazetelerle naylon keseleri havada uçuşuyor.

Bir an hepimizi alıp götüreceğini sandım. Kulaklarımı tıkayarak saklanacak yer aradım. Baktım dolapta yer yok. Karyola altına girsem kurtulur muyum acaba? diye düşündüm. Sonra kurtuluşun olmadığını anladım. Ayağa kalkıp bir şeyler yapmak, bir şeyler söylemek lazım.

Efendim, neymiş mesele? Buralara uğrayan bir konuk politikacı, durup dururken ortalığı karıştırdı. İki üç gün ülkeyi gezdi, Makedonya yetkilileriyle ve bizi temsil edenlerle görüştü, "Size bir parti yeterdir. Bütünleşin." deyip çekti gitti. Ardından, adeta kaşla göz arasında, durgun sular çalkalandı. Kimisi birleşmeden kimisi bütünleşmeden bahsetmeye başladı. Eski defterler açıldı, benzer girişimlerin altı çizildi. Türkçe medyanın konuşturduğu görevliler, kıt ifadeleriyle, konuya pek büyük açıklık getiremedi.

Altı yıl önce bir başka yabancının girişimi üzerine başlatılan bütünleşme faaliyetleri nasıl bitti hala hatıralarda. Kelleler uçtu, ağızlar kapatıldı, kalemler susturuldu. Ama bütünleşme olmadı. Müzakereler devam ederken daha, o günlerde çalıştığım gazetede "Bunlar bütünleşirse, ben bu satırları yazdığım sekizinci kattan atılırım", diye haykırdım. Partilerin başında olanların menfaatleri, kültürü, çok farklı zihin yapısı, psikolojisi ve mentalitesi, bir de Gostivar'la Üsküp arasındaki rakiplik, buna katiyen müsaade etmezdi.

Bana sorarlarsa, bugün de aynısını söylerim. Ancak, bugün sekizinci katta çalışmıyorum. Bu satırları evimde, yani ikinci katta yazıyorum. Bütünleşme olursa pencereden atılırım dememin pek bir anlamı yok, çünkü o beş altı metrelik boşluk ciddi tehlike değil. Eskiden kayalara tırmandığımdan, en az zararla düşmesini de bilirim. Üstelik, penceremin altında bir ağaç var; olsa olsa bir iki çizikle, en kötü durumda bir kemik çatlağıyla kurtulurum.

Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü altı yıl önce durum nasıl idiyse, bugün de öyledir. Adamlar o aynı adamlar, kafalar o aynı kafalar. Türk partilerinin biri iktidarda öbürü muhalefette konuşlanmış olması, eski zıddiyetleri daha da artırmaktadır. Ama bakın; hiçbiri size bütünleşmenin bahsi olmaz! demeyecek. Geride kalan yıllarda politika zanaatını pişirdiler. Size, "Halkımız için en yararlı ne ise, onu yaparız. Partimizin yetkili mercileri bu girişimi görüşüp tartışacak. Bizim için en önemli olan, bütünleşmenin demokratik olup eşit şartlarda yapılmasıdır" diyecekler. Altı yıl önce de aynısını söylüyorlardı. Kim var o mercilerin başında? Onlar. Yani, ölme eşeğim, ölme!

Nedir bütünleşmenin evet ve hayır argümanları? Birbirine temel temele zıt iki durum var ortada. Demokrasilerde bir Allah, bir de, boşanma olmadıkça, birinin karısıdır alternatifi olmayan. Demokrasinin özüdür bu. Bizde Arnavutların beş altı partisi, Çingenelerin üç, Sırpların iki, 10 bin kişilik Ulahların iki partisi varken, sen ne kalkmış illa da karşında bir tek Türk partisini görmek istiyorsun? Az mı yaşadık biz bunu? Bir parti, bir lider, bir görüş, bir, bir, hep bir. Koyunlar gibi aynı sürüde, askerler gibi aynı hizada. Bizi tekrar komünizme mi götürmek istiyorsun? Diğer yandan, seçim mevzuatını göze almadan bütünleşmeden bahsetmek beyhudedir. O mevzuat azınlıkları koalisyona zorlar. O koalisyonda azınlık partilerin kimliği muğlaklaşır. Bununla çember kapanır. Sen bütünleşmiş bütünleşmemiş, pek bir şey değişmez.

Bütünleşmeden yana olanların argümanlarına da saygım var. Fazla parti program farklılıklarına dayanır. Yani, farklı görüşlerin, farklı programın yoksa, ne diye yeni parti kurmak zahmetine katlanıyorsun? Biri yeterdir. Türk partileri arasında hiçbir program farkı yoktur. Al onu vur ona. Esasta, Makedonya'da bütün partiler birbirinin kopyasıdır. Diğer yandan, temel argümanlardan biri, yani bütünleşmeyle seçimde oyların dağılması önlenir, ancak Türk partilerinin seçime tek başına katıldıklarında doğru olabilir. Son iki üç seçimde, yürürlükte bulunan kanundan ötürü, ne alan belli oldu, ne satan. Türk seçmeninin yetmediği bölgelerde bile milletvekilimiz seçildi!

Bu satırlar gün ışığı görene kadar, fırtına, muhakkak, geçecek. İnşallah bir daha bütünleşmeden bahsedilmeyecek. Bütünleşme zorla olmaz. Bırakın işler kendiliğinden gelişsin, olgunlaşsın. O zamana kadar beş on Türk partisinden en iyisine hepimiz oyumuzu verelim. Bir partiden çok daha iyi değil mi bu? Bir çiçekle bahar olmaz. Bin çiçekle olur. Ha, az kalsın unutacaktım. Eskiden iki "babamız" vardı. Kırk sene hep soluklarını ensemizde hissettik. Şimdi iki parti liderimiz var. Aşağı yukarı bir on beş seneyi yuvarladılar. Zamanla yobazlaşma olur. Arif olan bunu vaktiyle anlar.