Boykotçularla Retçilerin Dansı

Boykotçularla Retçilerin Dansı

Göz açıp kapayana dek geçti dört ayı bu yılın.

Ocakta karlarla uğraştık durduk; son günü gelip çattığında ha dedik bizde kara kış fazla sürmez. Ama gel gör ki kış bir uzadı,bir uzadı, hayatımızdan bezdirdi bizi.

Yahu dedik biraz merhamet, Şubatta nerede görülmüş bu soğuklar, burası kuzey kutup değil ki…Biz homurdanıp dururken baktık Şubat geçmiş, Mart’a iyice dalmışız. Ay dedik galiba bu yılın çileleri bitti; bugün yarın bahar açacak, hava ısınacak. Ne ısınması be? Yılın üçüncü ayının ikinci yarısında bile uzatmalı kışı yaşadık; etrafımız kar, içimiz buz, her tarafımız soğuktu. Derken kışı ilkbahara bağlayan günlerde karlar aniden erimeye başladı, durmadan yağan yağmurlar eşliğinde dört tarafta su baskınları yaşandı; yatağına sığmaz hale gelen nehirler yerden biten ne var idiyse alıp götürdü…

Hayır, hayır, hava uzmanı kesilmiş değilim. Yağmur yağar kar yağar, güneş dört tarafını kasıp kavurur seller her şeyi önüne katıp denizlere götürür, ama ben bunları seyretmekten başka bir şey yapmam. Doğanın kanunlarından öğrendiklerim Tefeyyüz’den ayrıldığım gün uçup gitti.

Size şunu hatırlatmak istiyorum. Geride kalan aylarda ben ne yaptıysam, siz de yaptınız. Soğukla yağmurla uğraşarak, hep beraber gökleri seyrettik. Anlayacağınız, milletçe başıboş dolanıp durduk.

Çok dört ayları geçirdik biz, saçımızdan bir tel eksik olmadı, diyeceksiniz. Bu dört ay neden farklı olsun?

E, farklıdır işte. Dört ayını gökleri seyrederek geçirdiğimiz bu beş ay içerisinde Avrupa teşkilatlarına üyeliğimiz kesinleşip bir karara bağlanmalıydı. Beşincisinin de ilk haftasını yuvarladık gittik, bakıyorum altı ay önce nerede idiysek, bugün de oradayız. Yani, hiçbir yerde. Bu meselelerde son dakika gelişmelere pek inanmayın; bunca zaman yapmadıklarını, önümüzdeki üç hafta da yapmayacaklar.

Avrupa teşkilatlarına üyelik bana sana mı kaldı demeyin. O teşkilatlardan uzak kalmanın faturası son aşamada bize çıktığı gibi, onun hayrını da biz görmeliydik. İşlerin gidişatına bakılırsa üye olmak şöyle dursun, adaylığımız bile elden gidecek. Her şeyin bir sınırı, bir sonu var. Avrupa bizim çocuksu davranışlarımızdan bıkmaya başladı gibime geliyor.

Bu meselenin en üzücü tarafı nedir biliyor musunuz? Biz vatandaşların bir koyun sürüsü gibi davranmamız. Yıllarla boş ellerle seyredip duruyor, hiçbir faaliyet göstermiyoruz. Kamuoyu dediğin vatandaşlardır. Medya durmadan gürlüyor, ama biz istifimizi hiç bozmadan oturup olayları seyretmekle yetiniyoruz.

Üç hafta kaldı güney komşumuzla ihtilaflı durumu bir çözüme bağlamak için, ortalık toz duman. Avrupa Birliğinden tutun NATO’ya, Amerika’dan iyi niyetli komşularımıza kadar hepsi ne oluyor sizinle? diye sorup duruyor, şaşkınlıktan kendine gelemiyorlar. Doğruyu söylemek gerekirse haklıdırlar, çünkü bu sirk sadece bizde görülür.

Bende diğer ülkelerin politikasından bahsedecek kabiliyet olmadığından, Yunanistan’ın tavrı başkalarına kalsın. Konuyla ilgili en yeni gelişmeler zaten bizde olup bitenle alakalı.

Bu defa ortalığı karıştıran, bizzat başbakandır. "Bütün dünyada Kuzey Makedonya Cumhuriyeti adıyla anılmamız teklifi resmileşirse, bunu referanduma götüreceğim. Şayet ilgilenirseniz, ben referandumda karşı oy kullanacağım", dedi sayın başbakanımız bir gazeteci sorusuna hitaben.

Yahu, bu da ne oluyor? Düne kadar bu teklif aşağı yukarı resmileşmiş sayılıyordu. Sıradan vatandaştan politikacısına kadar, hepsi yavaş yavaş buna alışıyordu. Politikacılarımızın çoğu da, ister sağdan olsun ister soldan, buna sıcak bakıyordu. Açıkça söylemek gerekirse, Makedonların kimlik ve dilini zedelemeden iki tarafı memnun edebilecek en doğru çözüm budur.

İki cümlede bunca tezadı hiç gördünüz mü siz? İtiraf etmek zorundayım ki, ben görmedim. Bütün şimşekleri üzerine çekmek denilirse, buna denilir.

Referandum fikri bu ülkede yeni değildir. İktidarda kim idiyse, çıkmaza girdiği her seferinde referanduma sığınıyordu. Tabii bu tavrı bir blöften öteye gitmiyordu; gerginliğin azalıp durumun biraz iyileşmesiyle referandumu kimse anmıyordu.Bundan olacak ki, ülkeye demokrasi geldi geleli sadece bir defa referanduma gittik.

Ama ülkenin ismi konusunda referandum iktidarın büyük ortağının siyasi manevrasından çok bir hiledir. İktidar olmak, icranın başında olmak, üzerine sorumluluğu almak demektir. Ne anayasada, ne de kanunlarda bununla ilgili bir kural yoktur. Yani, siyasilerin sorumluluğu üstlenmesiyle çözüme bağlanabilecek sorunlardan biridir bu.

Muhtemel çözümü referanduma taşımak, doğrudan doğruya sorumluluğu üzerinden atmak anlamına gelir. Halk, onu nasıl yönlendirirsen, oyunu öyle kullanır. Anlayacağınız, halkın iradesini şekillendirmenin, hatta kötüye kullanmanın yolları çoktur. Referandum kampanya ister, halkın şehir meydanlıklarında toplanmasını ister. Bu yönde politikacılarımızdan iyisi zor bulunur; hoparlör bir gürledi mi, gün ortasını zifiri karanlıkmış gibi yutturabilirler halka.

Bana sorarsanız, Başbakanın ifadesinin ikinci bölümüyle bu yönde ilk adım atılmış oldu. Birleşmiş Milletler Teşkilatı temsilcisinin resmi önerisi hala yok, Mecliste referandum konusu kulislerde bile görüşülmüyor, ama Başbakanımız, işte, sandık başına çıkarsa hayır oyunu kullanacağını şimdiden daha söylüyor.

Nedir bu ifadenin mesajı? Ben bir Başbakan olarak hayır oyunu kullanırsam, siz de öyle yapmalısınız. Hangi partiden, halktan falan olduğunuz önemli değil. Bu ülkenin vatandaşı olmanız yeterlidir. Budur Başbakanımızın demek istediği. E öyleyse müzakereler niye, yıllarla süren tartışmalar niye? Söz buradayken, dünyada hiçbir Başbakan böyle bir şey söylemez, çünkü aklı selim herkes bu ifadeyi demokrasinin önünü kapatmak olarak yorumlar.

Bizde politika bileşik kaplar gibi bir şeydir. Birinde sıvının seviyesi ne kadar artarsa, öbüründe o kadar azalır. Ne yaparsan yap, ne söylersen söyle, sana karşılık verecek biri çıkar. Başbakanın ifadesi ardından her kafadan bir ses çıktı, ama muhalefetin "Başbakanın hayır oyunu kullanacağı referanduma biz katılmayacağız" şeklindeki yanıtıdır Makedon politikasının kısır döngüsüne mührünü vuran boykotçularla retçilerin dansını seyretmek ilginç olacak.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya