Genç Aslanlar

Genç Aslanlar

Birkaç gün önce kuzey komşumuz yeni Maliye Bakanını seçti.

Gerçi, karar Sırbistan Parlamentosu'nun gündemine hala gelmedi, ama bir formalitedir bu. Bu bölgede gerçek kararlar Meclis salonlarında değil, liderlerin kapalı kapılar arkasındaki görüşmelerinde alınır.

Kim bu hayatını hep bankalarda, finans kuruluşlarda, dev şirketlerin başında geçirip olgunlaşan, sonunda devlet hazinesini yönetmeye layık görülen eski kurt? soracaksınız. Korkuyorum ki, hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

Adam, ''eski kurt'' tabiriyle dile getirdiğimiz tecrübeli politikacılardan asla değil. Bankaları, finans kuruluşlarını, dev şirketleri hayatında görmemiş, bir maliye bakanının özgeçmişinin durak noktaları sayılabilecek görevlerde bulunmamış. O işleri yapmak istemediğinden değil. Genç yaşından ötürü. Adam henüz 29 yaşında.

Amerika'nın bilmem hangi Üniversitesinden mezun olup biraz ilim bilimle uğraşmış, ardından borsaya benzer bir kuruluşta iki sene çalışmış. Ve hop – maliye bakanı. Okyanusların bilmem hangi köşesinde yerleşen adalardan ibaret bir devletçiğin olsa, neyse. Ama bu delikanlı bugün yarın koskoca Sırbistan'ın Maliye Bakanlığının başına geçecek.

Kuzey komşumuz Avrupa'nın göbeğinde yedi sekiz milyonluk bir ülke. Ekonomisi darmadağınık, hayatta olan ne varsa ya can çekişiyor ya bugünden yarına yaşıyor. Bu delikanlı, işte, sihirbaz sopasıyla göz açıp kapayana kadar her şeyi yerli yerine koyacak.

Sırbistan'da olup bitenden bize ne? demeyin. Vaka çok daha geniş olup, bize de geçerlidir. Hatta, bu bakımdan bölgede liderliği yaptığımızı demek yanlış değildir. Üstelik dünden bugünden değil. Bağımsızlığın ilk gününden. Yani, yirmi yılı aşkın bir süre. Doksanlı yılların başında Makedonya siyasi sahnesinde oynanan oyunların baş aktörlerini hatırlıyor musunuz?

Ana Muhalefet Partisinin iki ay önceye kadarki şefi, o sıralarda yirmi sekizindeydi henüz. Elektrikle ilgili bir fakülteden mezun olup, komünizmin şartlarında dört beş kişilik bir özel şirkette iş hayatına ilk adımlarını atıyordu. O yaşta parti başkanı, hemen ardından Başbakan oldu, senelerle bu görevleri yaptı. Yoğun, çok yoğun beyin jimnastiğiyle bunu belki bir türlü hazmedebileceksiniz, ama dönemin ana muhalefet partisinin başkanına ne diyeceksiniz?

Yirmi beş yaşı bile yoktu parti liderliğine oturduğunda. Sakalı tıraş görmemişti nerdeyse. Henüz edebiyat fakültesinden çıkmış, şiir yazmakla uğraşıyordu. Seçim ardından meydana gelen meclis aritmetiği icabıyla Başbakan olamayınca, ona Cumhurbaşkanı yardımcısı diye bir görev uydurdular. Hayatında ilk defa devlet makamı ve düzenli bir iş nedir öğrendi, ekmeğini palavradan değil somut bir işten kazanmaya başladı. Bir sene bu görevde ya dayandı ya dayanmadı, onu herkes alaya aldığını görünce terk etti gitti.

Üç dört sene sonra, otuzunu hala aşmamışken, Başbakan oldu. O kadar eskilere gitmeyelim. Bakın bugünün tablosuna. Başbakan kırkına belki basmış bulunuyor, ama Maliye Bakanı olduğunda henüz otuzundaydı. Bakın şu ulaştırma, eğitim, sağlık, enformasyon toplumu denilen bakanlıkların başında bulunan görevlilere. Hepsi birbirinden genç delikanlı, hepsi Bakan.

İktidarda olanın şunu bunu bir göreve seçmek hakkını, tabii, kimse yadsıyamaz. Vaktiyle Roma imparatoru Neron atını senatör seçtirmemiş miydi? Anlayacağınız, söz kanunlarda, yetkilerde, haklarda değildir. Bunlar, mesela, benden istedikleri zaman tarım bakanı yapabilirler, kavun karpuzun yerde mi yoksa bir ağacın dallarında mı yetiştiği hakkında tam bilgimin olmadığı halde.

Söz, birinin yeteneğini ölçmek kriterleri, bir de toplum ve devlet için önemli sayılan bazı görevlere seçilebilmek için bir adayın kaliteleridir. Bunlar birbirinden ayrı gitmez. Bakın mesela, doksanlı yılların başından bugüne kadar çeşitli görevlere seçilenlerin CV' sine.

Ne görüyorsunuz?

Hep Mr, Dr. ve Prof. unvanlılar. Ama görevde bulundukları sürece başında bulundukları bakanlıkların işleri bir adım bile ileri gitmedi. Genç görevliler bunun tersidir. Genelde yabancı ülkelerde henüz iş hayatına atılmış olan bizimkilerden alınıp, çeşitli bakanlıkların başına getirilir.

Nedir gözler önüne serilen tablo?

Delikanlının kendini yeni görevde ispatlamak için dağlar kadar büyük isteği var. Gün gece çalışır, durmadan bir şeyler konuşur, en olmadık girişimlerde bulunur. Ama beyhude. Delikanlı hayat tecrübesi denilen unsurdan yoksun.

İstekle, sonsuz enerjiyle, teori bilgileriyle muhakkak ki çok şeyler yapılır, ama toplum meselelerini tamamıyla anlamak için yılların verdiği olgunluğa ihtiyaç var. Şu geride kalan yirmi küsur yıl, bu ülkede genç aslanların dönemidir.

Ne yapıldıysa, son aşamada onların sayesinde yapıldı. Ben, valla, olgunlaşmalarını sabırsızca bekliyorum.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya