Muhalefetin Sonbaharı

Muhalefetin Sonbaharı

Gene bazen diyorum kendime: kardeşim, beterin beteri de var.

Hani ya, spor gazetelerinde çok sık ''Yenildik, ama ezilmedik'' diye bir manşet görürüz; bir farkla, iki farkla kaybedilen maç için hemen özür bulunur.

Genelde hakemdir suçlu olan, ama taraftarlar, çamurlu saha ve diğer bahaneler de hiç eksik olmaz. Hayır, hayır, spor gazetecisi olmadım. Ne yalan söyleyeyim, hiçbir zaman anlamadım futboldan. Bazen televizyonda seyrederken ancak gol atıldığında hangisi yerli, hangisi konuk takım olduğunu anlarım. Sözüm, geçen hafta yapılan yerel seçimdir. Bizde halkın sandığa her gidişi başlı başına bir olaydır. Hareketli ve hararetli saatler yaşanır, hislerle hırslar galeyana gelir, yer yerinden oynar. Sonra yabancılar yuvarlak, tumturaklı laflarla neyin ne olduğunu söylerler bize. Uzun lafın kısası, gelin çok güzel, ama biraz hamile gibimize geliyor derler bize. Üç turda seçimi bitirdik, ama beş defa, altı defa gittiğimiz de olmuştu. Ta Arnavutluktan seçmenleri koyunlar gibi otobüslerle getirdiler, ama sandık başında ve etrafında şiddeti, hatta cinayeti de gördüğümüz olmuştu. Ve saire. Anlayacağınız, eksiklikler, zayıflıklar az değildi, ama rezil – i rüsva olmadık. Her şey iyi bilinen Balkan folkloru dahilindeydi. Şike suçlamaları, söylentiler, bir iki istifa, emniyet memurlarının gövde gösterisi, medya gürültüsü falan. Ne getirdi bu seçim, ne götürdü? Beni sorarsanız, götürdüğü, getirdiğinden çok fazlaydı. Tane bakımından değil. Nitelik bakımından. Bir iki şehirde kafa kafaya Makedon-Arnavut çarpışmasını getirdi. Bu kavga şimdiye kadar da vardı, ama bu kadar açık, tüyler ürpertici şekilde değildi. Neticelerini henüz hissedeceğiz. Muhalefet için, vakitsiz bir yaprak dökümüydü bu seçim; sözünü kala kala dört belediyede geçirebildi. Belediyelerin çok büyük çoğunluğu VMRO partisinin oldu. İki belediyede seçmen partileri bir yana bırakıp oyunu vatandaşa verdi. Arnavutlar arası hesaplaşma sonucu bir parti daha da güçlendi, biri zayıfladı, biri iktidardan adeta elendi. Küçük partiler nasıl idiyseler, öyle kaldılar. Yani, küçük. Her seçim çok şeyleri götürür aynı zamanda, işler ne kadar değişmeden kalmış gibi görünüyorsa da vatandaş zamanla görür bunları. Ama bu seçim, işte, dağ kadar büyük bir değişmeye sebep oldu.

Muhalefet lideri politikadan ayrılıyor. Hemen değil, Haziran'ın başında .Kurultay bekleniyormuş. Nerde dayandık yirmi yıl, bir ay daha dayanırız, diyenler muhakkak olacak. Haklıdırlar. Duyasın da inanmayasın. Muhalefet altı defa art arda gitti seçime ve altı defa sandıktan mağlubiyet çıktı, liderinin aklına bile gelmedi istifa etmek.Yedinci defa, işte, kabak patladı. Vaktiniz varsa Google'a ''İslam'da yedi sayısının önemi''ni yazın ve tıklayın, Tevrat zamanlarından bugüne kadar koskoca kitaplar okuyabilirsiniz. Bir görevde uzun ömürlü olmak, komünizmden kalma bir adettir bizde. Ben çocuktum, delikanlı oldum, ihtiyarladım, biz Türklerden üç dört kişiyi sadece gördüm lider pozisyonunda. Biri gidiyor, öbürü geliyordu. Diğer milletlerle de durum aynıydı. O zamanlarda, işte, her şey otoriter sisteme bağlanıyordu. Bugün durum yine aynı; doksanlı yılların başından bugünlere kadar üç kişi var partilerimizin başında, dağ kımıldar yerinden onlar kımıldamaz. Ama bugün her şeyi halkın veya seçmenin iradesine bağlıyorlar. Yani halk öyle istiyormuş gibi bir şey. Palavra. Eskiden de, şimdi de ortada sadece manipülasyon vardı. Muhalefet liderinin örneğinde bunun nereye kadar uzanabileceğini görüyoruz. Bizde ''sultan partisi'' diye bir deyim var, bu adam işte muhalefeti öyle bir şeye çevirdi. Sadece kendi partisi olsaydı, neyse; ama ikisi Türk partisi olmak üzere irili ufaklı yirmi kadar parti daha var başında bulunduğu koalisyon katarında. Şimdi, işte, gidiyor…Sahi mi?Kaç defa şimdiye kadar ha gitti ha gidecekti, ama ''yoğun istek üzerine'' ezeli rakibini bir sonraki seçimde yenene kadar kaldı. Bizde her parti başında bulunan liderin mührünü taşır. Kimse falan filan parti demez, onun başkanının adını anar, o kadar. Buna rağmen, partiler bir teşkilattır. Bir sürü insanı bir araya getirir.

Bundandır ki, liderin gitmesiyle iş bitmez. O partinin ileride başarılı olması için liderin adamları da gidecek. Şu bizimkileri, kurultayı beklemeden liderlik kavgasını başlattılar. Parti merkezinde kim kimi destekliyor kim kime karşı şimdiden daha belli. Bakın aday adaylarına; birine kadar eski liderin kaputundan çıkmış, onun kafasıyla düşünen insanlar. Makedonya politikasının şu anda en çok ihtiyaç duyduğu şey, yetenekli muhalefettir. Bu iktidar sekizinci senesini sürüyor, muhalefet böyle devam ederse çok yıllar daha görevde kalacak. Ana muhalefet partisi ileride de ipten yürüyen hokkabaz edasıyla davranamaz politika sahnesinde. Platformunu ve ideolojisini açıkça belirlemelidir.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya