Büyülü Çember

Büyülü Çember

Üç dört günlük arayla, iki siyasi parti seçim modelinde değişmeler önerdi. Bunu muhalefet yapmış olsaydı hiç şaşmazdım.

Muhalefetin işi zaten odur; iktidara götüren bütün yollardan yürüyerek ve mümkün olduğu kadar gürültü patırtı yaparak birtakım önerilerde bulunmak.

Ama hayır, bu öneride bulunan partiler on beş mi, yirmi mi partilik iktidar koalisyonu katarından. İkisi de küçük, Mecliste birer milletvekili var, onlar da parti başkanları. Objektif olarak bakıldığında ne birinin, ne de öbürünün bir ağırlığı var, ama işte koalisyon oyunları ve Meclis aritmetiği için son derece münasip. Bundan olacak ki, üç mü dört mü seçimde hiçbir zorluk çekmeden vatandaşın güvenini kazandılar.

Öneri bir yenilik değil. Kısaca, ülkenin altı değil, bir seçim bölgesinden ibaret olması. Tabii, baraj olmadan ve açık listelerle.

Dikkatle bakıldığında, bu önerinin doksanlı yılların başından, yani çok partili sisteme geçildiği günlerden daha Makedonya politikasında mevcut bulunduğu görülür. Ancak, onun ardında duran partiler değişir; bir zaman diliminde milli azınlıkların partileri bunun üzerinde dururken, bir başka zaman diliminde seçim sonuçlarından memnun olmayan Makedon partilerinden biri ‘’Pürüzlü seçim modeliyle en az beş sandalyemizi çaldınız’’ diye yaygarayı basar, apar topar Seçim kanununda değişmelerin yapılmasını önerir.

Tabii, çöl ortasında kaybolan birinin feryadına benzer bu. Ses bir süre boşlukta dolanır gider, sonra duvardan duvara çarparak geri döner. Seçim zaferinin verdiği sarhoşlukta ve dört tarafı çınlatan gürültü patırtıda bu öneri hiçbir yankı uyandırmaz.

Nasıl uyandıracakmış ki? Kaybedeni, yani seçim ve Meclis aritmetiğinde azınlıkta kalanı pek sevmezler. Haklı olmadığından değil; bazen değişmeleri öneren göklere kadar haklı olabilir. Seçim sonuçlarıyla meydana gelen dengeleri bozmak, yani menfaatleri altüst etmek istediğinden.

Konuya yakından bakalım.

Makedonya’da altı seçim bölgesi var. Bütün matematik operasyonlarını kullanarak, bunların her birine yüz bin bilmem kaç seçmen yerleştirmiş, aşağı yukarı yirmi binine bir milletvekili seçmek gerektiğini kanuna bağlamışlar.

Prensip olarak yanlış değildir bu. Kural herkese geçerlidir ve seçim yarışında herkese aynı şansları tanır. İlk bakışta, hatta ikincisinde bile zayıf tarafı görülmez. Ancak sandıklar açılıp oyların sayım ve dökümü yapıldıktan sonra görülür, seçim modelinin bütün pürüzleri su yüzüne çıkar.

Bunların başta geleni, şüphesiz, seçim yarışına katılan partiler arasındaki eşitsizliktir. Büyük partiler var, küçük partiler var. Büyük partilerin seçim tabanı, yani seçmenleri oldukça yaygın olup, ülkenin her köşe bucağına uzanır.

Seçim modelinin şöyle mi böyle mi olacağı onlar için pek büyük önem taşımaz. Anlayacağınız, seçim modeli nasıl olursa olsun, onlar payını alır.

Ama küçük partilerin durumu çok farklıdır. Onların üyeleri veya taraftarları, nasıl derseniz deyin, dağınık olup ülkenin hiçbir yerinde çoğunluğu teşkil etmezler, dolayısıyla millet vekili çıkaramazlar. Bir başka ifadeyle ülkenin şurasında burasında epey oy toplayabilir, seçim terazisinde epey önemli rol oynayabilir, ama buna rağmen Meclisin dışında kalır.

Kırılma noktası, işte, budur. Büyüklerin menfaati gün gibi açıktır; ufak partileri Parlamento dışında tutarak, kendine çok rahat bir durum sağlamak. Ama bunun bir başka varyantı var ki, bizde son iki seçimde oldukça yaygın hal aldı. Bu varyant, küçükleri koalisyona girmeye zorlamaktan ibarettir.

Bu zorlama çok büyük ihtiyatla, adeta bir cerrahın kusursuzluğuyla yapılır. Küçük partileri hiç kimse koalisyona zorlamaz. Bağımsız mı olmak istiyorsunuz? Buyurun, yolunuz açık olsun! Tek başına şansınızı denemek mi istiyorsunuz? Size bol şans dileriz!

Oysa, bu garibanların ne yolu açıktır, ne de en küçük bir şansı vardır. Havadan sudan bahsetmeyelim. İyi hatırlarsam, bizim Kenan Hasip üç defa bir Türk partisinin tek başına katiyen milletvekili çıkaramayacağı bir seçim bölgesinde millet vekili oldu (hatırladığım kadarıyla bundan önce de bir iki defa seçilmişti, ama başka bölgede). Basbayağı, o seçim bölgesinde yeterli sayıda Türk seçmeni yok. Ama arkanda koalisyonun gücü ve itibarı durursa, bir tek Türkün yaşamadığı bölgede bile bal gibi seçilirsin.

Koalisyon hesabı işte budur. Seni kapalı listeme alıyorum, üstelik ilk dört beş aday arasında sana yer veriyorum, ister istemez seçileceksin. Senin halkının oylarıyla değil, benimkinin. Ama karşılık olarak bu veya bir başka seçim bölgesinde kantarın topun rolünü oynayan Türklerin oyları bana gidecek. Bunun çok ağır bir bedeli var. O koalisyon orkestrasında ikinci bile değil yedinci, sekizinci keman oluyorsun. Hem partin kimliğini kaybediyor, hem sen.

Yani, ağzın var dilin yok gibi bir şey. Başkasından merhamet beklemek zorunda kalıyorsun.

Bütün ülkenin bir seçim bölgesi olması çok farklı bir şeydir. Ohri’den İştip’e, Gostivar’dan Ustrumca’ya kadar nerede bir Türk seçmeni varsa, oyunu alabilirsin. Bizim politikacılarımız durmadan 50 bin seçmenimiz var deyip duruyor; kaba bir hesaba göre beş, belki de altı milletvekili demektir bu. Bizim ise iki tanemiz var; muhalefetten olan bu ikincisi zar zor çıkarıldı.

Tabii, evdeki hesaptır bu. Çarşıya uymaz. En evvela, siyasi sahnede bir değil üç siyasi partimiz var. Onlar koalisyonlar dahilide bile birbirine pek sıcak bakmadılar, ama ülke düzeyinde tek başına seçim yarışına katıldıkları takdirde kelimenin tam anlamıyla birbirinin gözünü çıkarır. Neticede oylar dağılır, kaş yapayım derken göz çıkarırız. Diğer yandan, Türk seçmeni asker değil de davul zurna çalınca koşa koşa sandığa gidip bizim partiye oy versin. Şimdiye kadar birkaç defa diğer partilere de oyunu verdiğini gördük.

Bir açısı daha var bu sorunun. Farz edelim ki ülke bir seçim bölgesi oldu, partilerimizden biri üç, diğerleri birer milletvekili çıkardı. Bunlar muhalefet veya bağımsız olursa, Türklerin pek büyük yararı olmaz. Azınlıklar ancak iktidar partisi veya koalisyonundan bir yarar görebilir. İktidar olmak için ise koalisyona girmek şarttır. Bununla politikanın büyülü çemberi kapanıyor.

Tabii, bütün bunlar bir beyin jimnastiğinden öteye gitmez. Altı seçim bölgesi, büyüklerin çıkarına uyduğundan ötürü, betonlaşmış bir çözümdür. Bunu böyle bilin.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya