Yol Kenarındaki İşaretler

Yol Kenarındaki İşaretler

En evvela, beni okumak zahmetine katlanan beş on okurdan özür dileyeyim.

İki ay önce bu sütunda Başkentin merkezinde Büyük İskender ve atı Bukefal'a 13 metre yüksekliğinde bir heykel dikileceğini yazmıştım.

Sonuçta, krizden ötürü bu ve daha bazı heykellerin kil şeklinde kalıp hiçbir zaman atölyeden çıkamayacağına da kesin gözle bakmıştım.

Tüh be, yazıklar olsun bana! Bunca yıl gazetelere yazmaktan geçinen biri bu kadar büyük hata yapar mı? Ayıptır bu, ayıp! Meğerse, durum çok farklıymış. Efendim, heykel 13 değil, 22 metre yüksekliğinde olacakmış. Yani, yazdığımın nerdeyse iki katı. Büyük İskender'i aşağılamak değil mi bu? Sırf kıyaslama olsun diye, size bir örnek vereyim. Oturduğum beş katlı binanın yüksekliği tamı tamına 15 metredir. 22 metre, sekiz katlı binanın yüksekliğidir.

Bu büyüklükteki heykel, işte, İtalya'nın ne bileyim hangi şehrinde tunca dökülerek parçalar şeklinde buraya getirilecek, Başkentin merkezinde monte dilecek. Bilir kişilerin iddialarına göre, heykeli görebilmek için ona 120 metre uzaktan bakmalısınız, çünkü yaklaşırsanız Bukefal'ın ayaklarından başka hiçbir şey göremezsiniz. Maşallah!

Büyüklük duygusu, sayın okurlarım, bir tutkudur. Genelde kafasında, psikolojisinde ve daha bilmem neresinde ciddi bir eksikliği olanlarda görülür. Önü alınmazsa, zamanla bir paranoya şeklini alır, etrafındakilere çok büyük zarar verebilir. Tabii, bu duygu liderlerde görüldüğünde ilgi uyandırır, hepsi birdenbire ay, neler oluyor kafasında kurtarıcımızın? diye sorup soruşturmaya başlar. Bazen benim gibi, sizin gibi sıradan birinin de durup dururken kendine Napolyon, Çörçil demesi de görülür, fakat bu duyguya kapılan kendini hemen akıl hastanesinde bulur, iş büyümeden mesele kapanır.

Bir devleti yönetenlerde bu duygunun olup olmadığını anlamak için onlarla yakın olmanız şart değildir. İşaretlere bakmak yeterdir. İnsan kör olsa bile, görür. Bu bağlamda, bir durumun altını çizmekte yarar var. İktidarı uygulayanların büyüklüğü algılamasında dağlar kadar fark var. Bugün ana muhalefet konumunda olan parti için büyüklük, başlıca seçkin bir zümrenin yüklü banka hesaplarında görülür; onlar zaten bu yirmi yılda ne yaptıysa, hep karanlıkta ve kapalı kapılar arkasında yaptı. Bu satırların konusu olan, iktidar koalisyonunun büyük ortağının davranışlarıdır. 98'de ilk defa iktidar olduğunda bu duygularını ifade etti, 2006'da devam etti, geçen yılda vatandaşta güven tazelemesiyle son haddine ulaştı. Bu davranışları gözle görünürdür, şeffaftır, işaretlerini geçtiğiniz yolun kenarında kolayca görebilirisiniz. İki, bilemedin üç ay sonra Başkentin merkezine dikilecek olan heykeller en belirgin olanlarıdır.

Ama, diğerleri de var. Esasta, her şey üçüncü bin yılın şerefine dokuz yıl önce Vodno dağının tepesine diktikleri seksen metrelik haçla başladı. Hayatımızın geri kalan kısmını hep bu çirkin yapı, bu ucubeyle geçireceğiz; ister gün olsun ister gece, nereden bakarsak bakalım onu göreceğiz. Bununla sürü güdüsü aldı yürüdü: bu ülkede nerde bir dağ, bir bayır varsa, tepesine en az yirmi metre yükseklikte bir haç diktiler.

Bu madalyanın öbür yüzü, kiliselerdir. Elli sene yapmadıkları kiliseleri, beş on senede yaptılar. Her köyün kilisesi oldu, eski kilisesi olan bazıları yenisine de kavuştu. Haçlarla kiliseler vatandaşların dine yakın olmasının ifadesidir.

Gel gör ki, Makedon Hıristiyan Kilisesi Patriğinin bir ifadesine göre, bugün Makedonların dindarlığı 90'yılların seviyesinin altındaymış.

Heykeller tarihselliğin bir simgesidir. Yani, biz soyu sopu olmayanlar değiliz demek istiyorlar size. Kiliselerle haçlar dindarlığı dile getirir, yani Allah bizimledir demek ister. Son beş altı ayda yol kenarlarında devletsellik simgelerini de görebilirsiniz. Bayraklardır bunlar. Başkentin her yüksek binasından, meydanlıklardan, şehrin giriş ve çıkışlarından, kaleden köprübaşlarından, bayırlardan tümseklerden yükselen otuz metrelik gönderlerden dev bayraklar dalgalanıyor. Bayrak denilen o renkli bez parçasının fonksiyonu sizde vatanseverlik duygusunu güçlendirmektir. Ancak, ortada ufak bir ayrıntı var. Bayrak mutlu olanı daha mutlu yapar, mutsuzunu asla etkilemez. Söz buradayken, bu sembolleri de sadece Makedonların çoğunlukta bulunduğu belediyelerde görebilirsiniz. Başka yerlerde başka bayraklar dalgalanır.

Valla ben olsaydım, haçlara kiliselere, heykellere gönderlere harcanan parayı fakir fukaraya verirdim. Bu ülkede özelleştirme adına yirmi yıldır yapılan eşkıyalığın yüz binlerle mağduruna bu para şüphesiz ki yetmez, ama çok farklı bir işaret olur. İşinden olup sokakta kalanların, gururu kırılanların, ayıba dayanamayarak hayatına kıyanların, geçimini sağlamak için dünyanın dört yanına dağılanların heykelini dikmek acaba gelecek mi birinin aklına?

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya