Maskeler Düşmek Üzere

Maskeler Düşmek Üzere

Valla, ben bu meseleyi bir türlü kafama sığdıramıyorum.

Bu diyarda kafasıyla düşünen kim varsa, aylardır ülkenin ismi halk oylamasına, yani referanduma gidecek mi gitmeyecek mi sorusunu tartışıyor.

Bugün medya mensupları bir görüş sergilemek cesaretini gösterirse yarın daima nöbette olan aydınlardan karşılık alıyor. Sol eğilimli bir politikacı görüşünü açıklarsa gün bitmemişken daha sağcılardan birinin saldırısına uğruyor.

Emekli diplomatlarla hala bir şeyler çalışanlar birbirine giriyor. Çeşitli Üniversitelerden bilim adamları adeta savaş halinde; sözler galiba yetmiyor, bugün yarın kılıçlı tabancalı düelloya çıkacaklar.

Bundan bana ne? Varsın birbirinin gözünü çıkarsınlar, demeyin. Bu ülkede her şey bileşik kaplar ilkesine göre çalışır. Hiç kimse genel akımlar dışında kalmak istemez. Bahse girerim ki, çok geçmeden manav Hasan domates biberin kilosundan değil, halk oylamasından bahsetmeye başlayacak; şöyle, siz ona bir kilo iri domates diyorsunuz, ama o size halk oylamasının türleri ve bunların her birinin özelliklerinden ders veriyor. Parkların serinliğinde son günlerini geçiren emekliler hareketlenip, evet ve hayır argümanlarını karşı karşıya getirecek. Yorgun argın evinize geldiğinizde hanımınız sizi henüz demlenmiş çayla değil, bu velvele arkasında duran Hükümet öncülerinin en yeni görüşleriyle karşılayacak. Çal oynasın, vur patlasın! Çocuk hala doğmamış, doğacağı bile belli değil, ama bunlar kalkmış, yallah bebeğe don biçecekler. Kumaşı hazır, terzilerin dikiş makinelerinin iniltisini kulak zarlarımızı nerdeyse yırtacak. Durun yahu bir dakika , durun, belki ne don lazım olacak ne terzi demek istiyorsunuz, ama dinleyen mi var? Türkü söylenen ortamda nutuk çekme ve vakitsiz akıllı olma, demiş Hz.Süleyman.

Hukuk birdeyken daha değerli hocalarım ( çoğu hala hayatta; kimisi danışman kimisi bağımsız aydın sıfatıyla bu kakofoniye bir yön vermek için elden geleni yapıyor, ama her geçen gün işleri biraz daha karıştırıyor gibime geliyor) demokrasilerde referandumun önemini göklere çıkarıyordu. Sahi, bir konuda her vatandaşın düşüncesini almaktan güzel bir şey var mı? İsviçreliler boşuna gitmiyorlar sandığa yılda üç dört defa. Ama onların Anayasası ve siyasi kültürü başka, bizim başka.

Beni sorarsanız, hukuk açısından bakarak milletçe ve devletçe gafil avlanmış durumdayız. Makedonya Anayasası halk oylamasını gerektiren soruları bir bir sayar. Hadi dedim yaş ilerlemiş zor anlıyorum, birkaç defa okudum ilgili hükmü, ama ülkenin ismini görmedim. Şaşılacak bir şey değildir bu. İsim değiştirmek o kadar olağan dışı bir şeydir ki, dünyada hiçbir yasamacının aklına bunu önceden hükme bağlamak aklına gelmez. Diğer yandan, Anayasa hükümleri lastiklidir, biraz beyin jimnastiğiyle devlet her konuyu referanduma taşımanın yolunu bulabilir.

Kaldı ki, bugünlerde dillerden düşmeyen halk oylaması en başta bir siyasi sorudur. Evet ve hayır alternatifleri arkasında birbirine ters düşen iki siyasi yaklaşım durur.

En evvela, hayır diyenlerin kafasında ve bavulunda ne var bakalım. Anayasa zorunluluğu olmadığından, onlar sorumlu, itibarlı ve yetenekli liderler ve siyasi kuruluşlardan dem vurmakta. Anlayacağınız, görevini gerektiği gibi yapan Başbakan ve Cumhurbaşkanı ülkenin yeni adı arkasında durur, Hükümet bunu destekler, sonunda Parlamento özel bir belge onaylar, iş biter. Yabancılar, birine kadar, bu görüşten yana. Bu ülkede kafasıyla düşünen bir sürü insan bunu desteklemekte. Söz buradayken, 91 Anayasasıyla devletin adı değişmedi mi? Ama ne referandum oldu, ne de halkı sormak birinin aklına geldi.

Referandumdan yana olan, şimdilik, Hükümetin büyük ortağı, Başbakan ve bunların yandaşları; muhalefet partileri hala kesin bir tutum almıyor. Ülkenin ismi gibi önemli konularda vatandaş düşündüğünü söylemelidir diye diye, hepimizi bıktırdılar. Ne var bu sloganın arkasında? İki cevap mümkündür.

Biri, demokrasinin en eski yöntemlerinden birinden yararlanarak, konuya şeffaflık getirmek. Makedonya siyasi sahnesinde işlerin gidişatına bakılırsa, buna inanmak pek kolay değil. Öbürü, demokrasiye sığınarak sorumluluğu halka havale etmek. Tabii, referandumun başarısız geçmesi dahil, bu seçeneğin bir sürü varyasyonu var; durum ne gerektirirse, öyle yapılır. Sizleri bilmiyorum, ama ben bunun kokusunu alıyorum ne zamandan beri. Nasılsa, yirmi sene bekledik, biraz daha bekleyebiliriz. Yıl sonuna kadar büyük ihtimalle her şey belli olacak, maskeler düşecek.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya