Taşı Pınardan Kim Çıkaracak?

Taşı Pınardan Kim Çıkaracak?

Bir akılsızın pınara attığı taşı bin akıllı çıkaramaz.

Her millet buna atasözümdür deyip halkının arifliğiyle övünür, ama hakikatte HZ. Süleyman’dan kalan bir özdeyiştir. Yani, binlerle sene eski.

Ona çeşitli varyantlarda rastlamak mümkündür. Bazı milletler akılsız yerine deli veya aptal der, pınarın yerini kuyu alır.

Nasılsa, mesaj bir ve aynıdır: yeteneği ve entelektüel potansiyeli yetmeyene sorumlu bir işi verme.

Derinlemesine bakılırsa, bu ülkede ne olursa hep dünya kadar eski bu kurala saygı gösterilmemesinden olur. Birini, mesela, bir kuruluş veya şirketin müdürü yaparlar.

Adam işte bir parti başkanının veya bilmem kimin bacanağı , onu açıkta bırakmayacağız ya…

Herkes iki koyunu güdebilecek yeteneği olmadığını bilir, ama ‘’üst kademeden öyle buyurdular’’ deyip üzerinden geçer.

Bilgiyle yeteneği yetmeyenler, bir mevkiye ulaşınca, en tehlikeli insan olmasını bilir. Durmadan harekette olup bir şeyler yapar veya konuşurlar. Ama bunu yaparken kafalarında daima bir düşünce, yüreklerinde bir duygu var: vefa borcu.

Ne yaparsalar, hep kendilerini patronlara beğendirmek için yaparlar. Üstlerine yaltaklanır, emri altındakilerini ezerler. Bakın ünlü Çin feylesofu Konfuçius bu durumu ne güzel dile getirir.

‘’Bir işte becerikli olan birini görürsen, onunla dost ol. Çok şeyler öğrenebilirsin ondan. Bir işi başaramayan ve bunun farkında olan birini görürsen, onunla da dost ol.
Yardımcısı ol. Sevaptır. Ama bir işte başarılı olmayan ve bunun bir türlü farkına varmayan birini görürsen, hemen kaç oradan. O adam tehlikelidir’’.

Böylelerinden ahlak falan beklemeyin. Bir göreve geldikleri andan insanı insan yapan bütün vasıflardan vazgeçerler.

Utanmak nedir bilmezler, yüzleri kösele gibidir. Cengiz Aytmatov’un mankurtu gibi bir şey işte. Politikada durum hiç farklı değildir. Ancak, ikiyüzlülerle siyasi dolandırıcılar çok daha fazla olduğundan, manipülasyon imkanları adeta sınırsızdır.

Yedi sekiz yıl önce bir Cumhurbaşkanı seçtik; görevinin ilk beş senesi geçince eyvah dedik ne yaparız biz sensiz yallah beş senesine daha uzattık. Kusura bakmayın, şaka bu.

Arkasında güçlü bir siyasi parti durursa, bu ülkede herkes her göreve gelebilir. Biraz daha açıkgöz olsaydım maazallah benden bile Cumhurbaşkanı yapardılar. Sistem ve kanunlar bunu mümkün kılar. Bilmem hangi sultanın sarayında ‘’evet efendi’’ olarak bilinen bir görevli varmış. Bu zatın tek işi, sultanın dediği veya yaptığı her şeyi doğru bulup övmekmiş.

Gerçek adına, aynı sultanın sarayında bir ‘’şamar oğlan’’ da varmış; bu oğlanın işi işte, sultan öfkesini dökmek ihtiyacını duyduğu her defasında yanağını uzatıp şamarı yemekmiş.

Devlet şefi görevine getirdiğimiz adam bunca yıl evet efendi görevini yaptı. İcranın bir uzantısı olup, ona ne dediyseler onu yaptı. Bir defa olsun bir görüş, bir tutum veya tavır sergilemedi.

Zamanın ilerlemesiyle vatandaşları ve ülkeyi ilgilendiren sorularla bir alakası olmadığına inanmaya başladık.

Onu hep nar veya incir toplarken gördük, bağbozumu kampanyasını açarken gördük. Bu işlerle meşgul olmadığı günlerde en büyük pideyi veya en tatlı pastayı kim yapacak yarışmalarında yargıçlık görevine üstlendi. Ondan fazla bir şey beklenmedi.

Göreve oturduğu ilk günden daha ona kukla rolü düştü. Yani, evet efendi olmak. Hayatını hep dizüstü geçiren birinin aniden doğrulması veya, isterseniz, günlerini ve seneleri hep anonim biri olarak yaşayan birinin aniden su yüzüne çıkıvermesi dillere destan bir olaydır. Hatıralarda kalır, tarihin bir kısmı olur.

Bu adam, işte, bir ay önce akıllara durgunluk veren ve onu senelerle oynanan bir dramın baş kahramanı yaptı. İktidar koalisyonunun en olmadık yolsuzluklara bulaşan elli kadar mafya üyesini tek bir kararla ve bir çırpıda bağışlayarak, bütün suçlardan muaf tuttu. Bununla bütün hukuk sistemini, mahkemeleri ve saire saf dışı bıraktı. Bunu, sözde, halkı bölünmelerden kurtarmak maksadıyla yaptı. Bu hamlesi ardında icranın şefi durduğunu herkesin bilmesine rağmen, hukuken ve fiilen karar onundur.

Pınara atılan taş işte budur. Aldığı karar hem kanuna aykırı, hem de bir bütün olarak hukuk devletine. İki haftadır işte arif, ak saçlı insanları bu taşı kuyudan çıkarmakla uğraşırken görüyoruz.

Kanunlarla Anayasayı karıştırıyor, bu kararı bozmanın yolunu arıyorlar. Bütün Avrupa ve yarı Amerika bizimle uğraşıyor, elçi üzerine elçi gönderiyor. Meclis feshedilmiş olduğundan bu adama dur diyebilecek merci yok.

Romanlar kızmayacak inşallah, Üsküp Türklerinin ağzında ‘’çingenelik’’ diye bir tabir var.

Nisanda seçime gidecektik olmadı, Hazirana ertelediler ama şimdi buna da kesin gözle bakılamaz, çünkü muhalefet ve Arnavut partileri seçimi boykot ediyor. Büyük ihtimalle sonbahara veya daha sonraya kalacak. Görünen o ki, siyasi krizin altından çıkmakta ilk adım, af kararının iptal edilmesi olacak. Bunu, galiba, Cumhurbaşkanı bizzat yapmak zorunda kalacak.

Yani, evet efendi rolünden çıkıp şamar oğlan kılığına girmek zorunda kalacak. Skandal onun adına bağlı olacak, yüz diye bir şey kalmışsa o kızaracak, sorumluluk ona düşecek.

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya