Kurtlar Vadisine Hoş Geldiniz

Kurtlar Vadisine Hoş Geldiniz

İnşallah yanılıyorum, ama bana öyle görünüyor ki bu köşede ele alınan konular yavaş yavaş dünyada olup bitenin gölgesinde kalmaya başlıyor.

Komşuda adeta kaşla göz arasında bin okul kapatılırken, yirmi bin öğretmen işten kovulurken şu bizim viranlıkta seçim hazırlıkları kimin umurunda?

Dünyanın dört tarafında silahlı gurup veya bireylerin saldırılarında onlarla, bazen yüzlerle insanın hayatı sönerken, bizde medya özgürlükleriyle kim ilgilenir?

Şiddettir dünyada olup bitene damgasını vuran. Bunun da iki çeşidi var. Birine terör derler, ki bunun en tehlikeli alt grubu bugünlerde gördüğümüz devlet terörüdür. İkincisi akli dengesi yerinde olmayanların davranışlarıdır. Her halükarda, toplum ve devletin bir ürünüdür söz konusu olan. Siz sivrisinekleri çekici oraya buraya savura savura yok edemezsiniz. Bataklıkları kurutmakla yok edebilirsiniz. Terörü de polis gücüyle ve en modern teknik araçlarla yenemezsiniz. Terörün meydana gelmesine yol açan sebepleri kaldırmakla yenebilirsiniz.

Bu sebepler ortadan kalkmadıkça, yani ayrı ayrı ülkelerde ve bir bütün olarak dünyada bu adaletsiz düzen var oldukça, biz şiddetle yaşamak zorunda kalacağız. Hikayelerden, kurtların bir mandıraya girdiklerinde ne olur biliyorsunuz muhakkak. Koyun kuzuyu sonuncusuna kadar öldürürler. Açlığını gidermek için üç beş tanesini yer, çekip giderler. Kurt kana susamış bir mahluktur. Bütün vahşi hayvanlar yiyebileceği kadar öldürür, ama o ölçüyü bilmez. Gerçek midir söylenti mi bilmiyorum, dağ köylerinde yaşlılar kurdun ‘’kapasitesi’’ 90 kuzu olduğunu söyler.

Sonra yorgunluktan ölür. Lise öğrencisiyken Latince dersinde eski Romalılardan kalma bir atasözü geçerdi. Homo hominus lupus est. Dilimize çevirmek için kafa yormayın. Bu bizim iyi bildiğimiz İnsan insana kurttur atasözünün Latincesi. Gazeteleri, televizyonu açmaktan korkuyorum.

Baş sayfasından biri bana makineli tüfeğiyle ateş açacağından, haberlerin anonsunda daha canlı veya cansız bomba beni havaya uçuracağından korkuyorum.

Ne hallere geldik!

Giriyor biri gece lokantasına seksen kişiyi öldürüyor. Diğeri koskoca kamyonla bayram şenliğinde bulunan kalabalığa dalıyor, 85 kişinin canına kıyıyor. Bir üçüncüsü ticaret merkezini basıyor, dördüncüsü stadı. Yakın Doğu ve Afrika ülkelerinde muharebe alanına dönen meydanlıkları, camileri, medreseleri de buna katarsak, bu vahim tablo tamamlanır. Tabii, bunlar o kadar büyük gürültüye sebep olmuyor. Nasıl olacakmış ki?

Ölenlerle sakatlananlar o güzel, kibar, medeni insanlardan değil, karnını doyurmak peşinde olan fakir fukara…

Ardı arkası kesilmeden tekrarlanıyor bu kanlı olaylar. Biri bitmemişken daha öbürü başlıyor. Her tüfeğin, her bombanın bir kapasitesi var. Bomba yirmi otuz metrede etkili olur, tüfek mermi sayısına bağlıdır. Ama bu silahları kullananlar, edebilseler eğer, dünyanın bütün insanlarını katleder, her köşe bucağı havaya uçurur. Sonu yok bunun.

Ve her şeyi biz Müslümanlara bağlıyorlar. Batılıların bir tespiti nerdeyse fıkra halini almıştır. Bütün Müslümanlar terörist değildir, ama bütün teröristler Müslümandır. Oysa milattan önceki Yahudilerden tutun ta yarım asır önceye kadar, terör hep Müslüman olmayan milletlerin uyguladığı bir yöntem idi.

Medyada en çok kullanılan söz cihat taraftarı veya mensubu oldu. Nerde bir bela olursa, failine cihat mensubu etiketini yapıştırmakta birbiriyle yarışıyorlar sanki. Bakıyorsun gazeteciliğe henüz başlamış genç kızcağız, yirmisine ya basmış ya basmamış, kameralar önünde cihattan bahsediyor. Arkadaşı bir camiyi ekranlara getirerek inşallah buradan yeni cihat mensupları çıkmayacak, diyor. İster çatla, ister patla, vaziyet bu.

Cihat herkesin dilinde, bugün yarın onu durdurmak için bir yeni haçlı sefer başlatacaklar gibime geliyor. Adamı son derece yoksul hale getirmişler, onurundan gururundan hiçbir şey bırakmamışlar, çoluk çocuğu aç ve yırtık pırtık sokaklarda sürükleniyor, her şeyden dışlanmış olup hayal kırıklığının son aşamasına varmışken ne yapacağını bilmez bir durumda elinde balta tabancayla Allah Büyüktür diyerek gelip geçene saldırırsa, anında cihat mensubu oluyor. Bakın, bu yaşa gelene kadar ben çok okullar ve okulcuklar bitirdim, tomarla kitap okudum, birkaç tanesini yazdım, ama cihadın bugün ne anlama geldiğini tam olarak bildiğime inanmıyorum.

İkide bir sözlükler ansiklopediler açarım, ama her defasında kafam daha da karışır. Bunun için İslam bilimleri uzmanı olmak lazım. Ne demek istiyorum bununla? Bir Müslüman bunu zor anlarsa, diğer dinlerden vatandaşlarımız hiçbir zaman anlayamaz. Bildiğim kadarıyla bu ülkede İlahiyat fakültesi var, doktoralı bilim adamları var. Ne diye en başta Müslüman olmayanlara bu meseleyi inceden inceye açıklamıyorlar?

Bunun sayesinde belki ben de bir şeyler öğrenirim. Makedonca medyada gördüğümüz bu rezalet başka türlü bitmez.

Dünyayı kurtlar vadisi olmaktan kurtarmak için çok küçük, ama önemli adımdır bu.

Please publish modules in offcanvas position.