At Pazarı

At Pazarı

Seçim 24 Nisanda mı olacak yoksa ertelenecek mi, şayet ertelenirse sandığa hangi tarihte gidilecek, bu satırlar yazılırken hala kesinleşmedi.

Kim bilir kaçıncı kez, son sözü yabancılar söyleyecek. Adam dünyanın öbür ucundan gelmiş, Başkentin havalimanından, Başbakanlık konağından ve bir otelden başka hiçbir şeyi görmemiş, ama bize hadi bakalım sandığa gidin veya ondan uzak durun, diyor.

Yabancı yeşil ışığı yakarsa biz yallah diye davul zurnayla sandığa koşar, her gelene ne kadar mutlu olduğumuzu söyleriz. Yok, şununla bununla konuştuktan sonra yabancı ‘’Aaa, meğer sizde hilesiz seçimi temin edecek şartlar yokmuş’’ derse, biz evimize kapanır, vaktinden önce bizi sandığa götürmek isteyenlere beddua üzerine beddua yağdırırız.

Tövbe! Ne hallere geldik!

İster çatlayın ister patlayın, tövbe edin etmeyin, durum bundan ibaret. Devlet bir defa itibarını kaybetti mi, el alemin alay konusu olur. Bir okulda küçük çocuklara alfabe nasıl öğretilirse, bize demokrasiden ders vermeye başlarlar.

Biz kör değiliz, sağır da değiliz. Bize akıl taslayanların dünyanın dört bir yanında şiddet olaylarına sebep olduklarını fevkalade biliyoruz. Tarihinde hiçbir zaman seçime gitmemiş bazı ülkelerle içtikleri suyun bile ayrı gitmediğini de görüyoruz. Bunlara, sırf adet olsun diye, efendim, niye sizde demokrasi falan yok? demek hiçbir zaman akıllarına gelmedi. Ama kaderi şu balkan viranlığında şöyle böyle bir hayat sürdürmek olan ufak ülkeler ve onların minicik halkları söz konusu olduğunda, hiç eksik olmazlar.

Biri gelir öbürü gider.

Bazen yardımcı derler kendine bazen kolaylaştırıcı; zaman zaman arabulucu sıfatıyla da aşağı yukarı dolandıklarını görürüz. Biz de resmen ve yakından tanımadığımız insanlarla olduğumuzda bu tabirleri papağan gibi tekrarlarız.

Ama dost ahbapla, konu komşuyla kalınca kullandığımız tek bir tabir var: uluslar arası jandarma. Biraz kaba ve küstahçadır bu tabir, ama halkın dilinde daha iyisi yoktur.

Nasılsa, bu sene sandığa gideceğiz. İnşallah nisanda, o ayda değilse haziranda, olmadı eylülde veya başka bir ayda.

Orası kesin. Eksik olan tek şey, yabancıların ağır bir hastaya teşhis koyarcasına bizde şimdiye kadar yapılan hazırlıklar üzerine nihai değerlendirmeleridir.

Efendim, o değerlendirmeler neye dayanır?

Avrupa uzmanlarının günlerle ve haftalarla süren yoğun çalışmalarına mı?

Seçim listelerindeki eksiklikler giderildi mi yoksa araya giren günlerde yenilerinin farkına mı varıldı, batılı bürokratlar için önemli mi sanki?

Bu ülkede medya özgürlükleri var mı yok mu öğrenmek isterlerse araştırmalar yapmak zorunda değiller. Son aşamada yine onların himayesinde olan uluslar arası medya teşkilatının 2014 raporuna baksınlar. 156ncı sırada,

Nijerya’dan önce olduğumuzu görebilirler. Bizim demokrasimiz, seçim sistemimiz ve medyamız Batılıların umurunda bile değil.

Onları ilgilendiren sadece bir durum var ortada:

Makedonya denilen şu bir karışlık ülke, bir avuç insanıyla bölgenin güvenliği için bir tehlikeyi teşkil ediyor mu, etmiyor mu?

Böyle bir tehlike yoksa bizden hemen el kaldırır, istifini hiç bozmadan kendi yağımızda nasıl kavrulduğumuzu seyredir dururlar. Yok, bölgenin güvenliği için en küçük bir tehlike varsa hemen alarm düdüğüne basar, demokrasiden dem vurmaya başlarlar.

Tabii, bütün bunların bir zamanlaması vardır. Bir zaman diliminde tehlikeyi teşkil edebilecek unsurlar bir başka zaman diliminde bu özelliğini yitirir veya ağırlık kazanabilir.

Bugün Avrupa’nın bir numaralı güvenlik sorunu, mültecilerdir. Onun sınırları içinde iki milyon kadarı var, kapıları önünde iki milyonu daha beklemekte.

Bunları uygar, medeni Avrupa’nın sınırları dışında tutmak gerek. Makedonya’dan, Türkiye’den, Sırbistan’dan daha iyi bir yer var mı bu iş için?

Makedonya siyasi krizinin çözümüne, işte, bu açıdan bakmak lazım. Ortada bir Bizans politikasının geçen yüzyılın ilk yarısında görülen İngiliz politikasıyla bütünleşmesi var. Pazarlık çok basittir: sen kendi topraklarında çadır kentlerden ibaret muazzam bir mülteci kampını kurup bizim yardımımızla idare et, biz senin kıyamete kadar iktidarda kalmana göz yumacağız. Gerisi bir tiyatrodur.

Gidiş gelişler, sabaha kadar süren toplantılar, dramatik basın toplantıları, en olmadık suçlamalar, medya gürültüsü ve alışılagelen Balkan folklorunun diğer detayları.

Nasılsa, bu hafta sonuna kadar her şey belli olacak. Pek ihtimal verilemez, ama farz edelim ki seçim sonbahara kaldı.

O durumda Meclisin feshedilmesine bağlı karar iptal edilir, vekillerin ömrü birkaç ay daha uzar.. Bir de geçici Başbakan çekilir gider yerine yine eskisi gelir.Biraz daha sabredin; önümüzde heyecanlı günler var.

Please publish modules in offcanvas position.