Horoz Yılı

Horoz Yılı

Arif Çinlilerde yıllar birbirini Ocak ayının sonunda değiştirir.

Şöyle, aşağı yukarı bir yirmi gün sonra, biz 17’nin tadını çıkarmaya başlamışken, Çin dostlarımız Maymun yılından çıkıp Horoz yılına girecek. 

2016’nın son gününde bilgisayar karşısına geçerek 17’ye nasıl başlayayım diye düşünürken, Çinlilerin sembollerine takıldım. Maymun yılı, Horoz yılı.

Anlamayana davul zurna az dememiş boşuna halkımız. 

Çinlilerin üç haftası daha var, ama biz dün Maymun yılına noktayı vurduk.

Batan gemi nasıl terk edilirse, biz de öyle o yılı geride bıraktık. Şeytandan kaçarcasına, yangından mal kaçıran birinin çabukluğuyla. Eskiden yıllar birbirini değiştirirken on yıllara uzanan gazeteci tecrübesi durumu kurtarıyordu; böyleydi şöyleydi, bunu yaptık şunu yapamadık diye diye, bize ayrılan sekiz yüz kelime tükenmiş gitmiş. Bir cila vurmak daha kalıyordu yazıya. Her gazeteci o yazıyı gözbebeği gibi korurdu; bir yıl sonra yine sürgüden çıkarıp şurasını burasını biraz değiştirir, eski şeyleri başka sözlerle anlatarak yeni yazı olarak satıyordu. 

2016 ezberleri bozan bir yıl oldu. "Kes, yapıştır" ilkesi üzerine meydana getirilebilecek hiçbir şey kalmadı. Ne var idiyse olacak odur diyor kitap, ama bizde bunun tanımı değişti gibime geliyor. Ne var idiyse beteri olacak şeklinde yazılabilir yeni tanım. 2016’da yeni bir şey gördük demek için bin tanık ister.

Gördüğümüz her şey önceden de vardı. Ama o kadar kesin haliyle karşımıza çıktı ki, bunu yeni olarak algıladık. Yirmi yıldır gençler ülkeyi terk ediyor deyip durduk, ama Maymun yılımızın sonunda ancak iki dostu nerede görürseniz biri çok uzaklarda olan oğlu veya kızının hasretiyle yaşadığını öğrendik. Yirmi yıldır uluslararası istatistik raporlarında fakir ülke tabiriyle anıldık durduk, ama ancak bugünlerde halkın dörtte biri açlık eşiğinde bulunarak gününü kişi başına bir dolarla geçindiğini öğrendik. İnsanı rahatsız eden bu vahim durumların listesi uzun, çok uzundur.

Nereye dönersen dön, nereye bakarsan bak, bir yapının harabesini görüyorsun. Düne kadar aksayan veya kör topal yürüyen olarak tarif ettiğimiz sağlık sistemi şimdi bakıyorsun o kadar hantallaşmış ki, çalışamaz hale gelmiş. Bir eğitim sistemimiz vardı ki, yarım asrı aşkın bir süre iyi kötü birtakım sonuçlar veriyordu; belki pek fazla memnun değildik onunla, ama durumu idare ediyordu işte. Şimdi her gelen bu sistemde en olmadık deneyler yapa yapa öyle bir yüz başlı ejderha meydana getirdi ki, ne alan belli oldu ne satan. Bir medyamız vardı, tek zihniyet döneminin prangalarını atıp dev adımlarla ilerlemeye başladı, medya özgürlükleri bakımından dünya sıralamasında otuzuncu olduk.

Derken patron denilen çeşitli serüvencilerin menfaatleri araya girdi ve biz hop! 140'ncı sıraya düştük.

Ruanda, Bangla Deş ve Kuzey Kore arasında bir yerde. İnsan özgürlükleri bakımından bölgede ve daha geniş çapta örnek ülke konumundan birkaç sene içinde özgür olmayan ülke kategorisine düştük. Tabii, bu da bir tesadüf sonucu değil, politikanın yaşamın tüm alanlarına yıkıcı etkisinin sonucudur. Maymun yılını hep kavgalar ve iç çekişmelerle bitirdik. Birbirimizin gözüne bakamaz olduk. İnsanlar birbirine kurt olmaya başladı. Bu gelişmelerde en acayip, adeta inanılmaz görünen nedir biliyor musunuz? Bunların ve çok şeylerin daha özgürlükte, yani demokrasi şartlarında olması. Eskiden hesabımıza uymayan bir durumu açıklamak için tek zihniyetli sistemin eksikliklerini sayıp dökerdik. Şimdi son aşamada her şeyin sorumlusu bizden başka kimse değildir. Maymun yılını bir tutsak devletin tutsak vatandaşları olarak geçirdik. O tutsak devlette beyinler bile tutsak durumdaydı.

Düşünmek denilen o temel fonksiyonlarından bile özürlüydüler. Anlayacağınız, politikaya odaklı bir takım güç merkezlerine her şeyimize hakim olmalarını müsaade ettik. Bundandır ki üçüncü gününü harcadığımız Horoz yılından en büyük beklentiler brüt veya net gelirin artması, sanayide büyüme ve diğer olumlu göstergelerden ibaret değildir. Bunlar önemlidir, ama hiçbir takdirde Horoz yılının özü olamaz. Asıl önemli olanlar, ruhsal özellikli olup, elle dokunulmayanlardır. Horoz yılında tutsak ruhları serbest hale getirmek lazım. Senelerle bir siyasi krizin çamurunda boğuluyoruz, demokrasinin tüm enstrümanları çalışamaz hale gelmiştir, politika denilen deccal ülkede her şeyi hükmü altına almıştır diyenler haklıdır. Ama bu durumun altından çıkmanın yolu ancak ve ancak serbest zihinlerden geçer. Bir başka ifadeyle, vatandaş kendi kafasıyla düşünerek fikrini açık seçik söylemeli, gerektiğinde yazmalıdır. 

Söylemesi kolay, ama gel de bunu yap. Eski Yunan feylesofu Aristo insanı ‘’zoon politikon’’ şeklinde tanımlar. Yani, siyasi varlık. Aristo insanı politikanın aracı değil, öznesi veya hedefi olarak tanımlar. Ondan üç bin yıl sonra, işte, aynı ikilem var karşımızda. Bizden alet, bizden kukla yaptılar. Politikayı bizden uzak, çok uzak birtakım zümrelerin elinde bir faaliyet olarak yaşıyoruz. Horoz, Çinlilerde ateş kuşu anlamına da gelir, ama bize onun klasik anlamı yeterdir. 

Haberci. Onun senesinin üçüncü gününde ötüşünü dikkatle dinlerseniz, size değişmeler yılını getirdim demek istediğini anlarsınız.

Please publish modules in offcanvas position.