Heyecanlı Günler

Heyecanlı Günler

Politikaya soyunanların ‘’hasretle bekledikleri’’ Noel Yortusu geldi geçti.

Sevgilisinden yıllarla ayrı kalan aşığa özgü bu hasret bizim politikacı zatlarımızın dini duygularından ötürüydü sanmayın.

Hayır, her gün Noel olsa, hatta Paskalya gününe rastlasa bile, bizimkiler istifini bozmaz. Çünkü dini duyguları ziyadesiyle halkın gözünü boyamak içindir. Yiyip içer, oynayıp sıçrarlar, biraz da kiliseler etrafında dönüp dolanırlar, papazla poz verirler, ama bütün bunlar çoktandır ezberlenmiş bir senaryodur.

Bu hasret ve sabırsızlıkları ‘’saray oyunlarının’’ resmen start almasına bağlıydı. Tesadüf mü ne, bunun için kritik gün olarak Noel Yortusunu belirlediler, biz de milletçe bu günü bekler olduk.

Siz bu satırları okurken büyük ihtimalle bu oyunların ilk sahnesine perde inmiş olmalıdır.

Cumhurbaşkanlığında bir nevi süs çiçeği rolünü oynayan zat, gitti gidecek diye diye dilimizde tüy biten on senelik eski Başbakanla görüşerek aile fotoğrafını çektirmiş, kalın kapaklara sarılı birtakım belgelerin iadesi yapılmıştır.

Katolik papazlar Papa’yı seçtiklerinde Vatikan ocaklarından beyaz duman çıkar; şu bizimkiler nereye gittiyseler bir yeni adet getirmeden bırakmadılar.

Beyaz dumana belki çevreciler karşı koyar, ama bir gün Başbakan seçildi diye toplar gürlerse şaşmayın. Tabii, havai fişeklerle.

Mecburi prosedürdür bu. Anayasa kuralları gereğince Cumhurbaşkanı genel seçimde en çok vekil çıkaran parti başkanını yeni Hükümeti kurmakla görevlendirir.

Ezberleri bozmak, yani güncel durumdan hareketle bütün parti başkanlarını çağırıp Hükümeti kim ve nasıl kurabileceğini araştırmak, ondan beklenemez.

Ariflik eski Başbakan ve yeni Başbakan adayından da beklenemez. Bu siyasi durumda, hele bu Meclis matematiği ışığında arif olan ‘’Hayır, teşekkür ediyorum, Hükümeti bir başkası kursun, ben muhalefete çekiliyorum’’ deyip başkalarının kendi yağında kavrulmasını kenardan seyredip durur. 

Tekrardan iktidara oturmak için fırsat kollar. Yeni seçim zaten pek uzak değil; bu ülkede kamuoyuna bir etkisi olanlara bakılırsa, ilkbaharda, bilemedin yaz sıcağında yine sandığa gidiyoruz.

Bu filmi bizde hiçbir zaman görmeyeceğiz. İktidar o kadar güzel, o kadar tatlı ve zevkli bir şeydir ki, hepimizin hayatımızı bile feda ederler ona oturmak veya onu korumak için. Uzatmayayım, eski Başbakan çok büyük ihtimalle yine kamunun ilgi merkezinde. Pazartesinden itibaren yirmi günü var Hükümeti kurmak için.

Söylemesi kolay, ama gel de bunu yap.

Seçim sonuçları icabıyla daha çok bir Sisifos işidir bu. Hangi Sisifos mu? Yunan mitolojisinde lanetlenen Korint kralı işte. Bu adam ömrü boyunca büyücek bir kayayı yuvarlayıp bir meyilli dağ tepesine çıkarmaya mahkum edilmiş. Ama tam tepeye yaklaşmak üzereyken her defasında kaya elinden kayıp çok aşağıdaki düzlüğe kadar yuvarlanıyormuş.

Bizim Sisifos’umuzun yuvarladığı kaya Arnavut partileridir. Hükümeti kuracak bu zat birini veya birkaçını kandırıp icranın başına geçmeli.

Söz buradayken iki üç haftadır ne Hükümetimiz var ne de Meclisimiz; vatandaş bunların eksikliğini hissediyor mu acaba?

Ama neyse, biz dünya kadar eski olan iki ‘’P’’ ikilemine geçelim. Bunların biri prensip, öbürü paradır. Prensipler üzerine muhafazakar ve milliyetçi VMRO ile

Arnavutların bir veya fazla partisi arasında bir Makedon-Arnavut ittifakı kurulabilir mi?

Zor, çok zor. Araya çok büyük fesat girdi, bütün köprüler yakıldı.

Ayrıca, yabancıların bu tür koalisyona karşı tutumu aşağı yukarı belli.

Nihayet, talepler çok değişti; bunların hepsi değilse büyük çoğunluğu Makedon tarafı için kabul edici gözükmüyor.

Tiran görüşmeleri de bu satranç oyununda önemli bir faktör; Arnavut partileri arasında görüş birliği değilse de, bir koordinasyon var. Anlayacağınız, bunları eskiden olduğu gibi birer birer çağırıp pazarlık yapmak artık mümkün değil gibime geliyor.

Bu şartlarda ortak Hükümet kurmak ancak kimliğin kaybolmasına kadar götürebilen tavizlere dayanabilir. Laf açılmışken, hayatta ve politikada bazen öyle durumlar olur ki eskisini devam ettiremezsiniz. Kamuoyu bıkmış, halk bıkmış, yabancılar bıkmış, herkes bıkmış.

Ve hepsi sizden bir yenilik istiyor, bir değişme istiyor. Basbayağı, başka çareniz yok! Ya nehrin akışına vereceksiniz kendinizi, ya onun sularında boğulup gideceksiniz.

İkinci ‘’P’’ye, yani paraya gelince, biz onu daha çok teori açısından ele alabiliriz. Şimdiye kadar bütün koalisyon Hükümetleri menfaatlere dayalıydı. Birey, gurup veya parti çıkarları karşısında programlarda içerilen bir sürü prensip unutuldu gitti, ortada sadece para kaldı. Ama bu ‘’aslan paylaşımı’’ nasıl yapıldı, tam olarak kimse bilemez. Zamanı gelince muhakkak yargı son sözü söyleyecek. Önemli olan şu ki, bu karanlık işlerde şantajdan tutun ta açık artırmaya kadar bütün dolaplar döner, ezeli düşmanlar kardeş olur.

Hepsi birbirine bir şeyler borçludur. Alış veriş olmamışsa da görmezlikten gelmek, sahne arkasından desteklemek ve diğer ‘’karşılıklı yardım’’ türleri istediğiniz kadar olmuştur. Hareketli ve heyecanlı günler var önümüzde.

Arnavutlara karşı kara propagandaya durup dururken son verildiğinin farkında mısınız?

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya