Toz ve duman perdesi

Toz ve duman perdesi

Genişlemeden sorumlu AB Komiseri Hahn rüzgar gibi geldi, fırtına gibi gitti.

Günlerle bekledik onu; kimimiz çantasında sihirbaz sopası var dedik, kimimiz oradan muhakkak bir katil ferman çıkacak diye korktuk.

Biz beklemeyi bilen vatandaşlarız. Ömrümüzün yarısı geçti komünizmin çökmesini beklerken. Bu hedefimize ulaştıktan sonra gördük ki diğer yarısı da hep birtakım şeyleri beklemekte geçiyor. İlk hür seçimleri bekledik, çeşitli teşkilatlara kabul edilmemizi bekledik, şunun bunun gelmesini veya gitmesini bekledik, bir şeyin kurulmasını veya dağılmasını bekledik...

Her bekleyişin sonunu kapkara bir tünelin ucunda ışık olarak algıladık. O ışık belki kısa, çok kısa bir an için beliriverdi ufukta, ama çok geçmeden gene bir zifiri karanlık çöktü ortalığa. Zekamız mı yetmiyor ne, hiçbir zaman dünyada en basit şeyi anlayamadık. Sorunların altından çıkmanın yolunu kendin bulmazsan, hiç kimse yardımcın olamaz. Yirmi yıldır bu ülkeye en olmadık yabancı gelir, bizimkiler ise onun etrafında soytarı gibi koşuşup durur. Nice komiserler, bakanlar ve başkanlar geldi bu Hahn’dan önce, ama biz aynı ısrarla birbirimizin gözünü çıkarmaya devam ettik.

Kendine yardım etmesini bilmeyene, Allah bile yardım etmez.

Bilmiyorum farkında mısınız, on gün önce son genel seçimden iki ay doldu, ülkede ne yiyen belli, ne içen. Hükümet yok veya kör topal yürüyen birtakım bakanlar teknik hükümet taklidini yapıyor, Meclis bir türlü toplanamıyor. Yasal olan tek görevli Cumhurbaşkanı, ama o da bir alem olmuş ki, eyvah!

İki ayın sözü olur mu, bak dünyanın dört tarafında Hükümetlerin kurulması çok daha uzun sürüyor, diyeceksiniz. Orası öyle, ama o ülkelerde ‘’nizam ve intizam’’ dediğin var, kaos içinde yaşamıyorlar. Onlarda hükümet ha var ha yok; vatandaş Başbakanın adını bile bilmiyor.

Toz ve duman basmıştı her tarafını biz Hahn’ın gelip Hükümet krizine son vermesini beklerken; Cuma günü öğle zamanında bizden ayrılırken gene toz ve duman kaplamıştı ortalığı; eksik olan bir sis bulutlarıydı. Ama bu defasında hem toz hem duman siyasi özellikliydi. Bunların koyuluğu epey arttı gibime geliyor.

Sizi bilmem, ama ben valla tozla duman bulutu biraz kalkınca karşımda iki Hahn’ı gördüm. Gelişinde acele edin, Makedonya’nın kaybedecek vakti yok diyen Hahn’ı ve gidişinde aceleye ihtiyaç yok diyen Hahn’ı. Bunların hangisine inanalım?

Gidişteki komiser, bir batılı demokrattan beklenilenleri söyledi. Hiç kimse sizin iç işlerinize karışamaz, Hükümeti kurmak Makedonya politikacılarının işidir, kalıcı çözümler acil çözümlerden iyidir, geniş tabanlı Hükümete ihtiyaç var, yeni Hükümet dört sene ülkeyi idare etmelidir, Avrupa teşkilatlarına üye olmak mücadelesi devam etmelidir ve saire.

Ee, neyini bunun bilmiyordunuz?

Hahn’ı beklerken Sosyal Demokratlarla Arnavut partilerinin koalisyonuna nerdeyse kesin gözle bakılıyordu, geniş hükümet utana utana anılıyordu. Hahn buradayken geniş Hükümetin yerini geniş desteği olan Hükümet aldı, Sosyal Demokratlardan yazılı garantiler istendi, VMRO partisi saray oyunları dışında olmadığı öğrenildi, Belçika senaryosundan(iki sene Hükümetsiz hayat)bahsedilmeye başlandı, gün geçtikçe ‘’Hükümeti kurmak’’ dizi filminde baş rolü oynayan Demokratik Bütünleşme Birliğinin VMRO partisi ile gizli ittifakı gazete manşetlerine konu oldu, erken seçimi anan olmadı.

Her gün yeni bir şey getiriyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Medyada laf gırla gidiyor; herkes ya yorumcu kesilmiş, ya politika uzmanı. Geride kalan yirmi beş yılda böyle bir şey görmedik: ister rejim yanlısı ister aleyhtarı olsun, her TV kanalında birtakım insanlar dobra dobra bir şeyler konuşuyor, birtakım incelemeler yapıyor, ama neticede kafalar daha da karışıyor.

Hahn sonrası bir yeni can çekişme dönemi başlıyor mu?

Duruma ve ortama bir bakın. Durup dururken bütün dünya bizimle ilgilenmeye başladı. Rusya mesaj üstüne mesaj gönderiyor, Amerika gayri resmi söylediğini resmen yalanlıyor, komşular akbabalar gibi nöbette bekliyor, Avrupa Birliği mırıldıyor, dört tarafta Balkanların sınırları hala kesin değildir diye savlar öne sürülüyor, Makedonya’nın haritadan silinmesini savunanlar giderek çoğalıyor.

Günler gebe, bir şeyler doğurmak istiyor, ama ne?

Bunlar olup biterken bizimkiler düşünüyor, tartışıyor, açıklıyor, inceliyor, evet ve hayır argümanlarını tartıyor. Kim kiminle, kime karşı?

Hahn’ın deyişiyle, ‘’geniş desteği olan bir Hükümet’’ ne olabilir? Taçi’yi hesaba katmadan, Sosyal Demokratlarla Arnavut partileri 67’yi veriyor. Buna ‘’geniş destek’’ denilebilir mi? Böyle Hükümet ülkenin adı başta olmakla bir sürü sorunu çözebilir mi? Çoğumuz bu Hükümeti iktidarda görmek için can atıyoruz, ama ilk virajda şarampole yuvarlanacak bir arabadır bu.

Diğer yandan, VMRO partisi de taş çatlasa altmış beşi, altıyı geçemez, çok kısa bir zaman içinde hüsrana uğrar.

Bu Meclis matematiği dahilinde, geniş desteği olan Hükümet ancak ve ancak mafya babaları ve üyelerinden arındırılmış bir VMRO partisinin katılımıyla kurulan bir Hükümet olabilir.