Tavşan File Dönüşür Mü?

Tavşan File Dönüşür Mü?

Hizmet hareketine “terör örgütü” diyenlerin Bakanlar Kurulu ile veya Milli Güvenlik kararlarıyla muzları kaktüs yapmaya güçlerinin yettiğini sanıyorlar.

Birbiriyle alakası olmayan iki nesne iki durum alınan bazı kararlarla birbirine dönüşebilir mi? Belki!

Ah bektaşi mantığı hâlâ ruhlarımıza çöküyorsun bir karabasan gibi. “Baba diyorlar baba, abdestsiz namaz olur mu? Ben kılıyorum oluyor .” diyor. “Hizmet hareketini de ben teröriste dönüştürüyorum” oluyor. Terörist icad ediyorum terör fabrikamda gece gündüz... Vay anam vay!

Üstelik gündüzü geceye çevirme formülünün de kâşifiyim ben. Yani yani istersem ben gündüzü gece yaparım, deve kuşu taktiğini kullanarak. Havuz medyasına kafasını sokanların halini siz ne sanıyorsunuz. Deve kuşu başını kuma, ben de avladığım seçmen kuşlarımın başını da havuza... Havuz medyasına.. dahası var: Ben bu deve kuşu taktiğiyle uçak icad ettim, araba yaptım made in Turkey olan, halife oldum ard-ı mevudda, nice gemileri nice karalardan yürüüütttüüüüm.. ya ya ya!

Fakat her hayalin katil gerçekleri, her rüyanın aydınlık düşmanları her deve kuşlarının avcıları vardır. Yalancı mumlarla yatsı namazı vaktine kadar bu dönüştürme işlerini yapabilirsiniz. Bir hakikat gelir tepene tos; artık bu sahte oyunlara paydos, çekilir.

İnsan yalanlarım bitmez sanır;
Fakat inan bir gün mum tahtaya dayanır.
Veya bıçak kemiğe dayanır;
Dönüştürücü, hakîkati geberttim sanır.

Ey etrafı boyayarak duvarları yokettiğini sanan bedbahtlar! İman abidesi bir nura zift püskürttünüz. Aklınızın fişini çekerek karınca ezmeyenlere terörist dediniz. Dediniz dediniz amma onları değil sadece kendi vicdanlarınızı kararttınız.

Üstelik bütün dünyada da bu hareket terör olarak kabul görmeli diye çırpınıyorlar. Hakikati biz görmüyoruz ya başkaları da görmüyordur herhalde diye düşünüyorlar. Deve kuşu siyaseti. Deve kuşu avcıyı görünce başını kuma sokuyorya. Avcıyı bu durumda göremeyen deve kuşu sanıyor ki avcı da beni görmüyor. Türk milleti başını havuz medyasına sokmuş olabilir. Biz böyle düşünüyoruz ya dünyada bizim gibi gerçeği görmüyordur, masumlara terörist diyorlardır. Fakat Rezayı avlayan avcı yaklaşıyor. Avcının gözleri keskin mi keskin. Uyumak bu belayı atlatmak için çare değil. Ama ne eylersin ki gaflet gaflet üstüne.

Biz size terörist dedik ya silah kullanmadan ve şiddet göstermeseniz de biz sizi teröriste dönüştürdük alimallah. Bundan şüpheniz olmasın. Abdullah Öcalan töröristini bir barış meleğine dönüştürmedik mi? Bu tür dönüşümler, bizim maharet alanımız. İşimiz bu bizim. Mesela Yahudiler düşmandı, ama şimdi pişman olduk. Süper siyasetimizle hepsi birer dosta dönüştüler. Rusların uçağını bir kuş gibi avladık. Dostumuz anında düşman oldu. Dayılandık efelendik amma Putin amcadan özür dilemek zorunda kaldık. Bu kadar dönmek bu denli dönüşmek biraz fazla değil mi? Bu dönüşümler nasıl olabiliyor diyerek hayret eden okurlarıma bir fıkra anlatayım ve konuyu fehme takrib edeyim. Ki Türk istihbaratı bu dönüşümü nasıl yaptığını hemde daha iyi anlamış olalım.

Birleşmiş milletler teşkilatı, dünya devletleri istihbaratcıları için bir yarışma tertip eder. Şu ormana salınan tavşan hayvanını hangi istihbarat daha hızlı ve çabucak bulup getirecektir? Alman istihbaratı ormana salınmış tavşan hayvanını iki günde bulup getirir, Birleşmiş Milletler hayetine teslim eder. Tekrar ormana salınan tavşan hayvanını Amerikanın FBI’yı tam bir günde bulup getirir. Büyük başarıdır doğrusu. Bu tavşan hayvanını ormana yeniden salarlar ve İsrail’in Mossad’ı bir buçuk günde bu hayvanı yakalar ve heyete teslim eder. Ve ve ve nihayet sıra Türk istihbaratı MİT'e gelir. Birleşmiş Milletler heyeti tavşanı ormana yeniden salar. Hayvan kaybolur gözden iyice.

Bizimkiler arkadan dalarlar ormana tavşan hayvanını daha erken bulup heyete teslim etmek için. Bir gün, iki gün derken bir hafta geçer. Ve o da ne bizim Mitçilerin yanında kocaman bir fille heyetin olduğu yere dönerler. Filin yüzü gözü morarmıştır. Kafasından gözünden kanlar akıyordur. Manzara dehşettir. Heyet sorar: “Hani tavşan? Mitçiler daha ağzını açıp bir laf etmeden bizim fil dile gelir, konuşur, kelam eder yani: “Ben tavşanım, ben tavşanım, ben tavşanııııımmmm!”

Böylece miniminnacık tavşan kocccammaaan bir file dönüşmüştür. Tersi de mümkündür. Bazan attığımız dayaklarla bazan da yediğimiz dayaklar sayesinde dönüşüp duruyoruz. Kendi çizgimizi bulana dek bu dönüşümler devam edeceğe benzer.

Please publish modules in offcanvas position.