Kendimizi Rezil Etme Politikası

Kendimizi Rezil Etme Politikası

Başkalarının hatalarını sağda solda anlatan kimseleri çok görmüşüzdür de fakat, kendinin ve ailesinin problemlerini önüne gelene anlatan insan pek yoktur.

Çünkü insan kendisiyle alakalı sorunlarını kendi imkanlarıyla dışarıya taşırmadan ve başkalarının müdahalesine ve tenkitlerine maruz kalmadan halletmek ister.

Osmanlı devleti en zayıf anlarını yaşıyordu. "Düveli muazama" nın onun zayıf anını kollayan ve değerlendirmeye çalışan leş kargalarından farkı yoktu. Onun için kapitilasyonlar vesilesiyle ta Kanunî devrinden elde etmiş oldukları haklarından vazgeçmek niyetinde değildiler. Çünkü kapitilasyonlar Avrupanın güçlü devletlerine Osmanlı içinde kendine bağlı vatandaşların "himaye" hakkını tanıyordu. Taki daha rahat ticaret Osmanlıyla gerçekleşsin ve kanunî manialar berteraf edilmiş olsun. Aslında Osmanlı devletinin benimsemiş olduğu "milletler hukuku" da bu tür bir hukuk telakkisine ters değildi. Bu "himaye" hakkı Avrupalıların arayıp da bulamadığı bir fırsatın ellerine geçmesine neden oldu. Osmanlı devlet yapısı içinde yaşayan azınlıklar kapitilasyon hakkı bulunan ülkelerin himayesini temin etmek için o ülkelerin vatandaşlığına geçtiler. Zamanla Osmanlı devleti kendi tebasına dahi laf anlatamaz hale geldi.

Avrupalı devletler kendi himayelerini oluşturdukları osmanlı azınlıklarını tahrik ediyor, çeteleşmeye itiyor, arkasından da Osmanlıya, himayesinde olan insanların yaşadıkları bölgede sulhun ve memnuniyetin oluşması için "ıslahat" yapması gerektiği hususunda baskı yapıyorlardı. Bu bakımdan Osmanlı toprakları içinde bir meselenin uluslararası sorun haline gelmesi Avrupalıların Osmanlının iç işlerine müdahale imkanı veriyordu. İngiltere özellikle II. Abdülhamit'ten uluslararası sorun haline gelen Bulgar çetelerinin tahrik ettiği Makadonya bölgesindeki olayları yatıştırması için ıslahat programı yapmasını ve bu programı titizlikle uygulamasını istiyordu. Avrupalıların bu yolu ve metodu kullanarak Sırpları, Yunanları ve Romenleri Osmanlı toprağından nasıl ayırdıklarını iyi bilen II. Abdülhamit, "Berlin anlaşmasının 61. maddesini ölsem de uygulamam" diyerek bu ıslahat programına şiddetle karşı çıkmıştı. Makodonya bölgesi ve Ermenilerle alakalı ıslahat istemlerini reddeden o büyük sultan ne yapıp yaptı Avrupalıları iç işlerimize karıştırmadı.

Avrupalı büyük devletler Osmanlı topraklarını parçalamada kullandıkları diğer bir metot da şikayet mevzu yapılan iç ihtilafları değerlendirmekti. Avrupaya kaçan II. Abdülhamit taraftarı Jön Türkler'e Avrupalı devletler kucak açtılar. Gazete vesilesiyle ihtilaf ve tenkitlerinin Osmanlı devletini yıkıcı hale gelmesini temin etmeye çalıştılar. Halbuki Namık Kemal, Ziya Paşa, Mizancı Murat, Yahya Kemal, Mustafa Fazıl Paşa ve nihayet Sebahattin (Prens) gibi jöntürklerin hiçbir ekonomik faaliyeti olmasına rağmen senelerce Paris sokaklarında hayat sürebilmeleri hayret edilecek ve şaşılacak bir meseledir. Her fırsatta Jöntürklerin yaptığı, Osmanlıyı, sultanı, devlet mekanizmalarını düveli muazzamaya şikayet etmekti. Bir zamanın sadrazamlığını yapmış olan Damat Ferit dahi İttihat ve Terakki partisinin yaptıklarını Birleşmiş Milletler teşkilatına şikayet etmekten geri kalmamıştı.

Şimdi de Türkiye'de CHP koltuğunun altına bir dosya sıkıştırmış Ergenekon davasından dolayı hükümeti dolaysıyla devletin mahkemelerini Avrupalı dostlarına şikayet edecekmiş, anlatacakmış. Kendi iç işlerinde meydana gelen derdi sağa sola şikayet ederek halledeceklerini düşünenlere Osmanlı devletini çökmeye götüren süreci hatırlatıyoruz. Düşmanlarınızın eline koz vermeyin. Aile sorunlarınızı mümkün olduğu müddetçe kendi içinizde çözmeye çalışın. Barış ve diyalog kanallarını sonuna kadar kullanıp el aleme rezil olabilecek tarihi süreci bir kere daha yaşamamak gerekir. Bilakis öyle bir konuma yükselmeliyiz ki Avrupalılar kendi aralarındaki ihtilaflı konuların çözümünü bizim kapımızda, mantığımızda ve beraberliğimizde aramalılar.

Bu tarihi süreç ne zaman tersine dönecek? Birbirimizi ele aleme şikayet değil; başkalarının aralarındaki şikayetlerini dinleme merci olma sürecine...

EN YENİLER

Zaman Makedonya

ZAMAN.MK ©
1994 - 2020 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
Bu Web Sitesinde yer alan içeriklerin önceden izin alınmaksızın kullanımı yasaktır.

Zaman Makedonya