Ramazan, Hilal Ve Güneşi Sabrımıza Şahit Tutar

Ramazan, Hilal Ve Güneşi Sabrımıza Şahit Tutar

Varlıkta ne varsa hepsi Rahman’ın mührünü taşır. Zaman onun ikramıdır. İnsan için imar edilen dünya sarayı, ahiret sarayının ön kabul kapısıdır. Hayatı değerli yapan, bakanın gözü ve basiretidir. Bakmayı bilmeyen Kâbe’ye dahi nazar etse taştan başka bir şey göremez.

Ebu Cehil’in bakışıyla Ebu Bekir (ra)’ın bakışı asla müsavi değildir. İkisi de baş gözüyle O’nu görmüştür. Kimin gönlünde hakikat ve iman sevgisi varsa o yücelmiş, diğeri ise alçalmıştır.

Malumdur ki O’nu (sas) imanla gören, sahabe unvanını almıştır. İmanı kaybedenler, o yüce ismi de kaybetmişlerdir.

Nurlu ay Ramazan’a bakan ve şahit olanlar da aynı konumdadırlar. Ramazan’ı değerli kılan, iman ve onun şeâiri hükmündeki orucudur. Zamanı kutsallaştıran imanlı insanın varlığıdır. Zira tüm kutsiyetler insanın yüceltilmesi için konulmuştur. Kâbe dahi insan için inşa edilmemiş midir? Müminin değeri Kâbe’nin değerinden daha yücedir. Yoksa onun etrafında yaşayan, onu imar edip ziyaretçilerine su ikram edenlerin Hakk katında değerli olmaları gerekirdi. Asla böyle değildir. İman ve cihat ehli Kâbe’yi göremese de kıymetinden bir şey kaybetmez.

Ramazan, gönüllerin ve ailelerin sarmaş olduğu ve her şeyimizle bizi kutsadığı zamanın adıdır. Zamanın doğuş ve batışını bize ihtar ederken, semanın en büyük ayetleri olan güneş ve ay ile münasebetimizi pekiştirir. Doğuştan evvel sahuru tattırırken, batışı zevkler üstü zevk haline dönüştürür. Her güneş batışını doğuşunun niyet başlangıcı haline getirir. Asla ümitsizliğe fırsat vermez. Hilali ve güneşi iman ve amelimize şahit tutan bir aydır Ramazan.
Caddelerin iftar saatindeki sessizliği, İslam’ın sesidir. Tüm iman erlerini iftar sofrasına toplarken adeta kıyameti sembolize etmektedir. Öten sur değil, fakat Hakk’ın sedası olan ezandır.

İkisi de Hakk’ın izniyle harekete geçer. Her türlü lezzetin en yüksek mevkiye çıkması ancak Ramazan’ın atmosferiyledir. Bedenler acıkıp susadıkça ruhlar doyuma ulaşmaktadır. Dudaklar kurudukça, gönüller manevi zevkle kanmaktadır. Mideler küçüldükçe, maneviyatımız artmaktadır. Sağlıktan dostluğa, yardımdan fedakârlığa, sahurdan iftara, hatimden duaya ne varsa tüm hayatı nur halkalarıyla sarmaktadır.