Yalanla hizmet olur mu?

Yalanla hizmet olur mu?

Efendimiz (sas) hayatında bir kere olsun yalana yanaşmamış dahi.

Fakat ahirete inandığını söyleyen kimseler içinde bile, rahatlıkla yalan söyleyenler, hırsızlık yapanlar, haram yiyenler ve daha bir sürü ahlâksızlık sergileyenler çıkmakta maalesef.

Efendimiz (sas), hangi davranış doğru, hangisi yanlış vahiyle belirlenmediği ve müeyyidesi de olmadığı dönemde dahi “yalan”a asla yaklaşmamış “Muhammedü’l Emin” lakabını almıştı.

Onun ümmetiyiz diyen bizlerin, Kur’an’ın ve sünnetin ağır ve caydırıcı müeyyidelerine rağmen “yalan”a tevessülü anlaşılır bir şey değil!

“Ahirete inandığını söyleyen kimseler bile, yapıp ettiklerinin hesabını verecek gibi davranmamakta; rahatlıkla yalan söylemekte, hırsızlık yapmakta, haram yemekte ve daha bir sürü ahlaksızlık sergilemektedirler.” (Herkul.org)

Şaka için söylenen yalanlar

Bediüzzaman, yalanın maslahat için olanına bile kapı açmamış, şöyle ifade etmiş: “Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiş.” Yani yalanın fetva verilebilenleri bile bugün söylenmemeli.

Yalanın çeşitleri var. Bunlardan biri şaka ve espri için insanları güldürmek ve samimiyet ortamı oluşması için söylenen yalanlar.

Efendimiz’in (sas) “Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!” hadisine rağmen bu tür yalanlara devam etmek ve Sünneti Seniyye’ye ittiba ettiğini söylemek birbirini tekzip eder.

Kimi zaman bir refleks ve alışkanlık olan ama “diğer yalanlara hazırlayıcı” fonksiyonu olan bu tür yalanlardan kurtulmaya çalışmalı.

Yalan ve keramet

Bazen en pırlanta ruhlu insanların bile düşebildiği bir çukur yalan.

Mesela, yapılanları abartarak anlatıp “kendinin ne büyük bir sevk-ü idare insanı olduğunu” ifade etmenin gizlediği yalanlar vardır.

Örnek hayali bir yalan: 20 kişilik bir heyet gemiyle ……. adasına gider. Müesseseleri gezer görürler. Dönecekleri gün trafik tıkanır ve vapura yetişmeleri tehlikeye girer. Yolcular otobüste terlemeye başlar. Şikâyetler artar. Heyet rehberi “Limanda filan yetkili bizim arkadaşımız onu bir arayalım.” der. Bir iki telefon konuşması yapar. Sonra vapurun 1 saat tehirli olduğunu öğrenir.

Sevinçle otobüsteki yolculara döner. “Merak etmeyin! Telefon ettiğim arkadaşımız, biz gidene kadar vapuru bekletecek.”

Rehberin hayali, gelen misafirlere hizmetin gücünü göstermek. Vapurları bekletebilecek bir güç. (Belki de altında kendi beceriklilik şovu)

Yolculardan ferasetli ve zeki olanlar “yalanı” sezer, geziyi su-i hatimeyle kapatır. Tüm anlatılanları aynı kapsama alma tereddüdüne düşer. Bir kısmı “Bu kul hakkı olmuyor mu?” der safiyane.

Oysa gerçek, “yalan”la perdelenmese o gezi “bir kerametle” neticelenmiş olacak.