İftar sofraları, israf sofralarına dönüşmesin!

İftar sofraları, israf sofralarına dönüşmesin!

Ramazan ayında kurulan iftar sofraları, beraberlik ve paylaşmayı temsil ettiği kadar sadelik ve mütevazılığın da en güzel örneğini sunmalı. Zira Peygamber Efendimiz (sas) bunun en güzel örneğini bir tek hurma ile orucunu açtığı iftar sofralarıyla ümmetine yaşayarak gösterdi. Bizlere düşen de Ramazan ayının güzelliklerinden iftar sofralarını, israf sofralarına dönüştürmemek…

Ramazan ayını idrak ettiğimiz bugünlerde evlerde tatlı bir telaş var. İftara misafir ağırlamak isteyen marifetli eller, birbirinden lezzetli yemekler için mutfağa atıyor kendini. Çorbadan dolmaya, ana yemekten tatlıya, kompostodan hoşafa sofralara en az 5-6 çeşit yemek konuluyor. Yakınlar, tanıdıklar ve komşular sırasıyla iftara sofrasına davet ediliyor. Ramazan ayı ile birlikte artan bu güzel birlik ve beraberlik geleneği, hem yakınlaşmayı sağlıyor hem de yardımlaşma ve cömertlik duygularını canlandırıyor. Ancak kimileri bu davet işini protokol yemeğine dönüştürebiliyor. Maalesef bazen bu durum öyle bir hal alıyor ki Ramazan’a özel değiştirilen yemek takımları, çatal-kaşık takımları ve masa örtüleri ile bir israf tablosu çıkıyor karşımıza. Tatlı dil ve elinde olanı paylaşma hissinin yerini israf ve gösterişin aldığı bu sofralar ne Ramazan ruhuna ne de Peygamber ahlakına uymuyor. İftar sofraları çok şaşaalı, gösterişli ve bol çeşitli yemeklerle donatıldığı için iftar daveti denildiğinde, akla sofradaki yemeklerin çeşitliliği geliyor. Bir tek kuş sütünün eksik olduğu iftar sofraları, israf sofralarına dönüşmeye başladı. İlahiyatçılar ise israfın her zaman haram olduğunu ve fazla abartı ve ihtişamdan uzak durulması gerektiğini anlatıyor.

Gösterişli sofraların mağfiret ayı Ramazan’ın ruhuna aykırı olduğunu söyleyen Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Muhit Mert, Ramazan ayının ruhunun tasarruf ettirme ve sadeleştirme ayı olduğunu söylüyor. Ramazan ayının dünyevilikten uzak olması gerektiğine de dikkat çeken Prof. Mert, kurulan gösterişli sofraların da insanı daha çok dünyevileştirdiğini vurguluyor. İlahiyatçı, vücudun ve ruhun dinlendirilmesi gereken bu ayda daha çok yorulduğunu ifade ediyor.

İsrafın dinimizce haram kılındığını kaydeden Prof. Muhit Mert, “Kurulan iftar sofralarındaki çeşitli yemekler açlık çeken bu kadar insan varken, onlara ulaştırmamız gerekirken, ziyan ediliyor. Lüks sofralar da İslam dininin ruhuna uygun değil. Ramazan ayı ibadet ayıdır. İnsanın ibadet etmesi için vücudun dinç olması gerekiyor. Gereğinden fazla çeşit tüketildiğinde ibadet etmeye durumumuz müsait olmaz. Ramazan’ın ruhu dinçlik içinde ibadet etmeyi gerektirir.” diye konuşuyor.

İSLAM’A UYGUN SOFRALAR KURULMALI

İslamiyet’te denge kavramının çok önemli olduğunu belirten Prof. Muhit Mert, insanların içinde oldukları gösteriş halini maharet olarak gördüklerine dikkat çekiyor. Prof. Mert, iftar sofralarında olması gereken ölçüyü şu cümlelerle dile getiriyor: “Peygamber Efendimiz (sas) döneminde Ramazan sofraları insanlara yetecek şekilde idi. Hatta doyulmaz kadar tek çeşit ve azdı yemekler. Temel gıda maddesi hurmaydı. İnsanlar bir avuç hurma ile oturup iftar yapardı. Efendimiz (sas) zamanında sadece bunlar ile oruç tutulduğunu bildiğimiz halde israfa düşmemeli ve israftan kaçınmalıyız. İftar sofraları kurulsun ama israfa girmeden İslamiyet’e uygun sofralar kurulsun.”