Kadir Gecesi'nde Tövbe ve İstiğfarda bulunmalıyız

Kadir Gecesi'nde Tövbe ve İstiğfarda bulunmalıyız

Günahlarımıza “Estağfirullah” demeliyiz.

Tövbe dil işi değil; kalb işidir. Tövbe; vücudun bütün zerrelerinin Cenab-ı Hakk’ın yoluna dönmesi demektir. Tövbenin kabul olması için kişi samimi bir pişmanlık hali duymalıdır. Diyelim ki üzerinde kul hakkı bulunan bir kişi sadece tövbe ederek bundan kurtulamaz. Rabbimiz diyor ki: “Ey iman edenler! Samimî bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamber’i ve O’nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de, ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.’ derler.” (Tahrim, 8)

Rabbimiz’in engin merhameti bu gece yardımcımızdır: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 53) Bu müjdeyi asla unutmayalım.

Hangi duaları okuyalım: Dua, ibadetlerin özü, acz içindeki insanın Herşeye Gücü Yeten’i (cc) imdada çağırmasıdır. Dua, sıradan “isteme”nin ötesinde, Allah Teâlâ’nın Rablik ve İlâhlık hakikatine en köklü bir sığınma hâdisesidir: “De ki: Kulluk ve duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var!” (Furkan, 77)

Her şeyimizi bilen Rabb’imize gönüllerimizi açıp dua edelim. “Bana açılan dua ellerini boş olarak geri çevirmek benim şânıma yakışmaz.” buyuran Rabbimizin bu vaadinden yararlanarak, açık olan tövbe kapısına iltica edelim. O, bizlere bizi en çok sevenlerden daha şefkatli ve merhametlidir.

Hz. Aişe (r.anha) validemiz, Resûlullah (sas) Efendimiz’e, “Ya Resûlallah! Kadir Gecesi’ne ulaşırsam nasıl dua edeyim?” diye sormuş.

Peygamberimiz (sas) de, “Allahümme! İnneke afüvvün, kerimün, tühibbü’l-afve fa’fu annî. (Ey Allah’ım! Sen çok affedicisin, kerimsin, affetmeyi seversin, beni de affeyle.)” buyurmuştur. (Tirmizî, Daavat 84, No: 3513) Kur’an tövbeye çağırıyor: Tövbe, sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil, herkesin yapması gereken bir ibadettir. Ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Kur’an-ı Kerim, ameli ne olursa olsun, istisna koymaksızın herkesi tövbeye davet etmekte ve şöyle buyurmaktadır: “... Ey mü’minler! Hep birden, bütün günahlarınızdan Allah’a tövbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz.” (Nur, 31)

Kendini affettiremeyene eyvah!: Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ediyor:

“Aleyhissalâtü vesselâm buyurdular ki: ‘Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş /yani kendini affettirecek tövbe yoluna girip de kendini affettirememiş/ insanın burnu sürtülsün! Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlara hizmeti sayesinde affa nail olup cennete giremeyen kimsenin de burnu sürtülsün! Ben yanında zikredildiğim zaman bana salavat getirmekten imtina eden kimsenin de burnu sürtülsün!” (Tirmizi, Da’avât 110)