Evde Bayram Namazı kılınır mı?

Koronavirüsün sebebiyet verdiği sokağa çıkma yasakları ile birlikte başlayan Ramazan’ın ilk günlerinde Cuma namazına gidilir mi gidilmez mi tartışmalarını bitirmiş, online yayınlar üzerinden Cuma ve teravih namazlarının kılınıp kılınamayacağı tartışmalarına başlamıştık. Neticede, Cuma günleri için online hutbe dinlenir, namazı da herkes ferdi olarak öğle namazı şeklinde kılar, hutbe dinleme imkanı olmayanlar da sadece öğle namazını kılar denilmişti.

Vakıa Arap dünyasında kimileri Maliki mezhebinin bazı görüşlerine istinaden kıyas-ı içtihadî yaparak Cuma ve teravih namazlarının online olarak kılınabileceğini söylediler. Olmaz diyenler, aklî düzlemde cemaatle namazın sosyal boyutunu ve Müslümanlar arasındaki birlikteliği sağlama gibi özelliklerini ön plana çıkarttılar. Nitekim yarın hayat yeniden normale döndüğünde online namazın beraberinde getirdiği trafiğe takılmama, az zaman harcama gibi birtakım kolaylıklardan hareketle, online Cuma namazı kılmanın alışkanlık ve zamanla da gelenek haline gelebileceği endişesini taşıdıklarını ifade ettiler.

Bütün bunlar geride kaldı ve şimdi sıra bayram namazında. Ne yapacağız? Hayat normale dönmedi. Karantina günleri devam ediyor. Devlet yetkilileri henüz hayatın idamesi için gerekli ve zaruri olan yerler hariç, küçük işletmelerin açılmasına izin vermedi. Korona vakalarını gösteren infografilerde sürekli yukarıya doğru çıkan eğrinin yönünü aşağıya doğru çevirmesi ve düzleşmesi (flattening the curve), sosyal mesafe, (social distance) elleri yıkama (washing hands) ve 15 gün kendi iradesiyle izalasyon/karantina (15 days self-isolation/self quarantine) ve virüsün yayılmasını yavaşlatacak 15 gün (15 days to slow to spread), tüm bunlar bu süreçte en çok duyduğumuz şeyler. Özellikle şu 15 gün hikayesi hiç bitmedi. Aksine, 30 ardından da 45 güne çıktı. Bayrama kadar da bitmeyeceğini zaten yetkililer ilan etmiş durumdalar.

Bu arada, yeni bir kavram daha girdi gündemimize; “a new normal/yeni normal.” İngilizcedeki “the” ve “a” edatlarının ifade ettiği anlamları düşünecek olursak “a new normal” demekle bu “yeni normal”in mahiyeti henüz kesinleşmemiş ve ne zaman biteceğini kimsenin bilmediği ‘‘yeni bir şey’ olduğunu söylememiz mümkün. Uzmanlar, Korona için etkili bir tedavi yöntemi bulunsa ve ek olarak aşı devreye girse ve tedbirler hafifletirse bile, karantina döneminde yaşadığımız hayat tarzının çok fazla değişmeyeceğini, artık yeni normalimizin bu olduğu ve olacağını söylüyorlar. Ta ki, dünyadaki 7,5 milyar insan Korona aşısı oluncaya kadar. Kaldı ki, bazı bilim adamları bunu da kabul etmeyip daha karamsar bir tablo çiziyor ve diyorlar ki; Koronavirüs mutasyona uğrayabilir. Bu gerçekleşirse, bulunacak aşının sadece bir defa insana verilmesi ile işin bitmeyeceğini, grip aşısı gibi her yıl tekrarlanmasının gerekebileceğini söylüyorlar. Bazıları ise, sonbahar ve kış aylarında artarak birkaç yıl daha devam eder ama giderek vaka sayıları azalır ve nihayet biter diyorlar. Bu varsayımlardan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin, bunlar 2019’a dönmenin neredeyse imkânsız olduğunu ve ‘‘yeni normalimizin’’ artık normalimiz olacağını gösterir.

Şimdi geldiğimiz nokta bu. Camiler hala kapalı olduğuna göre bayram namazını ne yapacağız? Fıkhî ve sosyal olmak üzere iki ayrı açıdan bakacağım.

İlki; bayram namazının fıkhî açıdan dindeki yeri ve hükmü. Bayram namazı Hanefilere göre Cuma namazı kendilerine farz olan kişiler için vacip, Şafii ve Malikilere göre sünnet-i müekkede, Hanbelilere göre de farz-ı kifayedir. Bayram hutbesi Hanefilere göre namazın sıhhat şartları içinde değildir, sünnettir. Hutbe okunmadan kılınan namaz da sahihtir. Vakti, kerahet zamanının çıkmasına müteakip başlar. Kılınış şekli zaid tekbirleri ile birlikte farklılık arz eder malum.

Şimdi farz olan Cuma namazını bile kıl(a)madığımız şu günlerde vacip veya sünnet olan bayram namazını kılmasak olmaz mı? Fıkhî açıdan bu sorunun net bir cevabı var; evet olur.

İkincisi sosyal açıdan bayram namazı. İslam’da günde beş vakit kılınan namazlar da dahil olmak üzere, Cuma ve bayram namazları sadece kulun Allah’a sunmuş olduğu şükrünü ifade etmez. Onların bir de toplumsal hayat adına biz farkında olmasak da icra ve ifa ettiği fonksiyonlar vardır. Bayramı merkeze alarak ifade edecek olursak, bayram namazları ve namaz sonrası coğrafya ve tarihin şekillendirmiş olduğu dini kültür içinde yapılagelen bayramlaşmalar Müslümanların sosyalleşmesini sağlar, ümmet bilincine katkıda bulunur. Eski bayramlar deyip nostaljiye hiç sığınmaya gerek duymadan sadece geçen seneki bayramınızı hatırlayın, ne demek istediğimi rahatlıkla anlayabilirsiniz. İşte bu kültürden ne kendimizi ne de çoluk-çocuğumuzu mahrum etmeliyiz. Normal zamanlarda değiliz ama, Korona’lı günlerde karantina altında bulunuşumuz artık bizim yeni normalimiz. İşe gitmeden alış-veriş yapmaya kadar nasıl hayatımızı bu “yeni normale” göre şekillendirdiysek, bayram namazı ve bayramlaşmada da aynı şeyi yapmak zorundayız. Bunun, dinimize karşı aidiyet duygularını pekiştirecek bir role sahip olacağını, ayrıca zihinlerde ayrı bir tat hasıl edip hafızalarımızda farklı bir yer edineceğini düşünüyorum.

Pekâlâ nasıl yapacağız? Teklifim, sabahleyin normal zamanlarda olduğu gibi bayram namazına camiye gidiyormuş gibi hazırlık yapılmalı, namaz vaktinde hane halkı ile birlikte iki rekat bayram namazı eda edilmeli ve arkasından sünnet hükmünü taşıyan bir hutbe icra edilmelidir. Ancak hutbeyi çok büyütmemek gerekli. Herhangi dini bir konuyu ele alan beş-on dakikalık bir sohbet hutbe olabilir. Kaldı ki hutbenin, bayram namazının sıhhat şartları arasında olmadığını söyledik. Olmasa da olur.

Belki bundan daha güzel ikinci bir alternatif, bayram namazı eda edildikten sonra online hutbe veren caminize ya da zoom-youtube kanalları kullanılarak daha önce yapılacak bir düzenleme ile ehil birisinin vereceği hutbe görüntülü olarak dinlenebilir.

Tam da burada akla takılan bir soru; çalıştığımız için iş yerine ya da marketlere alış-verişlere gidiyoruz, onlarca kişi ile bir ve beraber oluyoruz, öyleyse bayram namazı için de mesela 20 kişi bir araya gelebilir miyiz? El-cevap: İnsanların risklerini bilerek, şahsi olarak inisiyatif alması bu konuda ölçü olamaz. Ölçü, devletin resmî kurumlarının vermiş olduğu direktiflerdir. Bu da ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Dolayısıyla, otoritelerin direktifleri doğrultusunda vermiş oldukları sayıyı aşmamak ve toplanma kaidelerine uymak şartıyla birlikte namaz kılınabilir.

Sonuca gitmeden muhtemel bir-iki itirazı seslendirelim. Birincisi, şimdiye kadar online namaz kılınabilir denilmediği halde kimilerinin online namaz da kılınabilir demesi, TV’den, internetten, hatta mesela Kabe’ye uyarak cemaatle namaz kılma gibi uygulamalara kapı açmaz mı? Yazının ilk paragrafında buna işaret etmeye çalıştım. Bunun cevabı Korona’nın bir manada hayatımızı esir alma sürecine bağlı olarak değişecektir. İnşallah olmaz ama söz konusu sürecin yıllar boyu devam etmesi fıkıh kitaplarındaki cemaatin imamı görmesi, fiziki beraberlik, iltisak ve benzeri hükümleri merkeze alan kıyasi içtihadileri aşarak yeni yaklaşımların gündeme gelmesine elbette sebebiyet verecektir.

İkincisi, evlerde bayram namazı kılınabilir denilmesi konusunda acele edilmiyor mu? Birkaç yıl kılınmasa ne olur? Hemen fıkhî hüküm arayışı içine mi girilmeli? Daha köklü sorunlarımız var bizim. Bunlar neden konuşulmuyor? Dolayısıyla şartları çok zorlamaya gerek yok. Evde yapılması gereken diğer ibadetleri yaparız.

Evet, haklı bir itiraz gibi gözüküyor ama şunu unutmamalı. Fıkıh/hukuk gelişen hadiselerin bir adım gerisinden gelerek hükmünü vermek zorundadır. Aksi halde boşluk oluşur ve hayat boşluk kaldırmaz. Siz o boşluğu doldurmazsanız başka bir şekilde dolar. İkinci bir cevap, keşke o çok daha köklü sorunlarımız konuşulsa. Ancak bu durum onların konuşulmasına mâni olmadığı gibi, toplumsal hayattaki karşılığı açısından baktığımızda bu mesele halk nezdinde çok daha öncelikli bir yerde duruyor bugün. Dolayısıyla şartları zorlamıyoruz. Aksine şartların bizi zorlaması ve dayatması karşısında çıkış yolu bulup bayram namazımızı nasıl eda edebiliriz sorusuna cevap arıyoruz.

Sonuç itibariyle; din Allah’ın maksadı ve insanların maslahatını birlikte gözeten değerler bütünüdür. Bu iki açıdan bu “yeni normal”i göz önünde tuttuğumuzda, Korona karantinasının devam ettiği şu günlerde bayram namazını yukarıda ifade ettiğimiz şekilde eda etmenin hem kulluk ibadetini yerine getirme hem de mümkün olan şartları değerlendirerek bayram neşvesi yaşamanın Allah’ın maksadı ve insanların maslahatına daha uygun olduğunu düşünüyorum.