Oruçtan bütün organlar istifade etmeli

Oruç, sadece midemizin aç ve susuz bırakılması anlamına gelmez. Bilakis oruç, bütün organların istifade etmesi gereken oldukça geniş ve kapsamlı bir ibadettir.

Bunun içindir ki, bir taraftan bütün kötülüklerin ana kaynaklarından birisi olan midemiz terbiye edilip, kontrol altına alınırken, diğer taraftan da, bedenin diğer organları buna eşlik etmelidir ki, bedende umumi bir uyum ve beklenen verim elde edilmiş olsun. Bundan dolayıdır ki, oruçlu olan mü’min, midesine engel olduğu gibi, günahların tamamına karşı da kapılarını sonuna kadar kapatmalı ve onlara geçit vermemelidir. Bunun için de:

GÖZLERİMİZİ KORUMA ALTINA ALMALIYIZ

Göz, Allah’ın insana verdiği en kıymetli organlardan biridir. İnsanın görmesini, tefekkür etmesini, dış dünya ile olan ilgisini sağlayan en önemli şey, insanın gözüdür. Kafaya ve kalbe giden şeyler, gözlerden süzülerek gider. Bu anlamda gözler, adeta diğer organların ilk kapısı gibidir. Bundan dolayıdır ki, oruçla midesine hâkim olan bir mü’min, gözünü de zehirli ok hükmünde olan haramlardan muhafaza etmelidir. Etmeli, gözü yaratılış gayesine tam yönelik hale getirmelidir.

DİLİMİZİ MUHAFAZA ETMELİYİZ

Dili, yalandan, gıybetten, haram şeyleri konuşmaktan, başkalarının eksiklerini söylemekten, kavga ve gürültüden koruyup tam bir kontrol altına almalıyız. Oruçlu bir mü’min, kavga-gürültü çıkarmamalı, sövene mukabelede bulunmamalı, câhilce tutum ve davranışlar içine de girmemelidir. Herhangi bir cahil, kaba ve küstah biriyle karşılaştığında da, selam deyip geçmeli, asla karşılık vererek onun düştüğü kötü konuma düşmekten kendimizi korumalıyız. Muhtemel herhangi bir sataşma olunca da, oruçlu olduğumuzu, karşılık vermeyeceğimizi, bu konuda ona asla karışamayacağımızı söylemeliyiz. Zira Rasûlü Ekrem bu konudaki ölçüyü, şu unutulmaz sözleriyle biz ümmetine tavsiye etmiştir:

“Oruç, mü’min için bir kalkandır. Binaenaleyh sizden biriniz oruçlu iken, kötü şeyler konuşmasın, cahilce hareket etmesin. Eğer bir kimse kendisine sövecek olur veya dövüşecek olursa “Ben oruçluyum” desin! (Buhârî)

Oruçlu olduğu halde, bir sürü dedikoduya dalan, diline hâkim olmayan ve sadece midesine bir şeyler koymamakla yetinen, oruçtan kazanacağı mükafattan mahrum kalır. Kâr olarak yanına sadece susuzluk ve açlık kalmış olur. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.s.) şu beyanlarıyla buna işaret ifade etmişlerdir: “Yalan konuşmayı, yalan sözlerle amel etmeyi terketmeyen kimsenin, yemesini, içmesini terketmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî)

Başka bir yerde de şöyle buyurmuşlardır: “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan susuzluk çekme ve açlıktan başka bir kazancı yoktur. Nice geceleyin kalkıp nafile ibadet yapanlar vardır ki, bu kalkmasından ötürü, uykusuzluktan başka bir kazancı yoktur.” (İbn Mâce)

KULAKLARIMIZI MUHAFAZA ETMELİYİZ

Oruç olduğumuz zaman, Allah’ın insanlara değerli bir emanet olarak verdiği kulağımızı da, yalan, gıybet, dedikodu gibi çirkin şeylere karşı kapalı tutmalı, onların konuşulduğu yerlerden uzaklaşmalıyız. Çünkü konuşulması çirkin olan bir şeyin, dinlenilmesi de o kadar çirkindir.

DİĞER BÜTÜN ORGANLARIMIZI DA MUHAFAZA ETMELİYİZ

Güzel bir sözde de ifade edildiği gibi:

Küçük-büyük günahların tamamını terket; işte asıl takva bundadır

Sakın küçük günahları küçük görme, zira kocaman dağlar, minnacık parçacıklardan oluşur.

Mü’min, özellikle de mübarek Ramazan ayında, oruç ibadetinin izlerini, bütün bedeninde belirgin bir hale getirmelidir. Bu kıvamda olan bir oruçlu ise, kendisine bakanların Allah’ı hatırlayacağı, kâmil bir mü’min derecesine yükselmiş olur. Böyle bir oruçlu, oturması, kalkması, konuşması yürümesi, insani ilişkileri ibadetleri, komşuluk ilişkileri, varlıkla olan iletişimi tam bir melek haline dönüşmüş ve kendisi de meleklerle aynı dereceleri, hatta daha da ilerisini kazanmış olur.