RÖPORTAJ | Yargı bağımsızlığı için reform süreci başlıyor..

RÖPORTAJ | Yargı bağımsızlığı için reform süreci başlıyor..

AB Büyükelçisi Samuel Jbogar geçtiğimiz haftalarda gazetemize verdiği mülakatta Makedonya’nın AB yolculuğunun mutlu sonla bitebilmesi için ‘Yargı’nın da dahil olduğu 3 ana başlıkta reform yapılması gerektiğini vurgulamıştı. Yargı’yı siyasetin etkisinden tamamen kurtarabilmek için atılan adımları, çalışmaları yürüten Adalet Bakanlığı Reformlar Komisyonu üyesi, hukuk profesörü Besa Arifi ZAMAN’a anlattı.

ARİFİ: SADECE ADALET BAKANLIĞININ ÇABASI YETMEZ..

Adalet Bakanlığı Reformlar Komisyonu Üyesi Profesör Dr. Besa Arifi ZAMAN’a yaptığı açıklamada, yargı reformunun Hükümet’in 3-6-9 Planı'nın en önemli kısmı olduğunu söyledi. Arifi, Yargı’daki reformların ana taşıyıcısının Adalet Bakanlığı olduğunu fakat bir reform çalışmasının yargıdaki bütün çevrelerin katkıları ile yapılması gerektiğini dile getirdi.

“ÇALIŞMA GRUBU, REFORM İÇİN STRATEJİ HAZIRLIYOR..”

Profesör Dr. Besa Arifi, Yargı’daki reform stratejisinin bir çalışma grubu tarafından hazırlandığını söyledi. Arifi, “Yaz dönemi boyunca ekip, stratejinin ilk taslağı için çalıştı. Çalışma grubu tarafından hazırlanan strateji üzerinde, Reformlar Komisyonu’nda bazı tartışmalar yapıldı. Ben ve ekibim de bu tartışmaları esnasında bazı tavsiyelerde bulunduk.

Daha sonra konu Brüksel’de, Avrupa Komisyonu'nun temsilcilerinin de hazır bulunduğu bir ortamda masaya yatırıldı. Stratejinin en önemli tavsiyelerinden birisi, Gerçekleri Doğrulama Komisyonu yasasının çekilmesi ve bu Komisyon’un değiştirilmesiydi. Çünkü geçmişte bu kurum yargıçlar üzerinde baskı kurmak için kullanılmıştı.

Bu Komisyonun kapatılması için kanun teklifi Reformlar Komisyonu'nda hazırlandı, Hükümet de onay vermiş durumda. Fakat henüz Parlamento’dan geçebilmiş değil.” şeklinde konuştu. Arifi, stratejinin; şahitleri koruma yasasını, Mahkemelerin değişmesi yasasını ve Mahkeme Komisyonu yasasını değiştirdiğini, ayrıca yargının bağımsızlığı için pek çok başka değişiklik öngördüğünü vurguladı.

Fotoğraf: Muhsin Güler

“REFORMLAR BİR AN ÖNCE MECLİS’TEN GEÇMELİDİR..”

Yargıda Reformlar Stratejisi'nin Hükümet tarafından onaylanmış durumda olduğunu söyleyen Arifi, şu an artık sadece Parlamento safhasının kaldığını hatırlattı.

Arifi, “ Bunların bugüne kadar uzaması muhalefetin yaptığı bazı engellemelerden dolayı oldu. Stratejinin öngördüğü bazı kanunlar zaten Meclis’ten çok kolay şekilde geçecektir. Bunlar için sadece 61 oy gerekiyor. Bu yasalar şunlar: Gerçekleri Doğrulama Komisyonu'nun kaldırılması yasası, şahitleri koruma yasasına ilişkin değişiklik teklifi, Yargı Komisyonu yasası.

Bu değişikliklerin büyük bir problem teşkil etmeksizin geçmesi lazım. Yeni yıldan hemen sonra, Meclis’in ilk oturumlarında bu işin halledilmesi lazım.” diyen Arifi, üçte iki çoğunluk yani 81 oy gerektiren kanunlarda zorlanılacağını dile getirdi. Üçte iki çoğunluk gerektiren yasa değişiklik teklifleri ise şunlar: Mahkemeler ve Devlet Savcılıklarının çalışma usullerinde değişiklikler ve ceza muhakemesi usulü kanununda öngörülen değişiklikler.

Arifi, “Bu değişiklikler, Priebe raporunda öngörülen bazı mekanizmaların çalışması için de gerekiyor. Mesela, istihbaratın çalışmalarını kontrol etme mekanizmasının veya polislerin çalışmalarını denetleyecek mekanizmanın hayata geçebilmesi için Devlet Savcılığının kusursuz şekilde işliyor olması lazım. Ayrıca yine ceza muhakemeleri usulüne ilişkin değişikliğin gerçekleşmiş olması lazım. Ancak bu değişikliklerin Parlamento’dan geçmesi için çok yüksek bir evet oyuna ihtiyaç var..” dedi.

“KOMİSYONUMUZ REFORMLARLA ALAKALI SADECE TAVSİYE EDİCİ KONUMDADIR..”

Arifi, Reformlar Komisyonu'nun Adalet Bakanı Bilent Saliyi tarafından yönetildiği için siyasi etkilere açık olduğuna ilişkin eleştirilere de cevap verdi. “Reformlar Komisyonu'nda bazı anlaşmazlıkların olduğu doğrudur. Komisyon toplamda 27 üyeden oluşmaktadır ve bunların 18'i dışarıdan gelmektedir. Diğer üyeler ise Adalet Bakanlığı’ndan gelmektedir.

Diğer taraftan önceliklerin neler olduğu konusunda da bazan Komisyon üyeleri arasında anlaşmazlık çıkıyor. Reformların takipçisi bilindiği gibi Avrupa Birliğidir. Yani Priebe Raporunda yer alan tavsiyelerden söz ediyorum.” diyen Arifi, Komisyon'un yapılması gereken reformlarla alakalı sadece tavsiye edici pozisyonda olduğunu, reformları asıl hayata geçirecek mercinin Adalet Bakanlığı ve Hükümet olduğunu vurguladı.

"Halkın hukuka inancının geri gelmesinin
hemen mümkün olamayacağını ve biraz zaman geçmesi gerektiğini aktaran
Hukukçu Besa Arifi, insanların
Yargı'yla bir çok problem yaşadığını hatırlattı."

“MAKEDONYA HALKININ HUKUKA İNANCININ ARTMASI İÇİN BİRAZ DAHA ZAMAN GEÇMESİ GEREKİYOR..”

Halkın hukuka inancının geri gelmesinin hemen mümkün olamayacağını ve biraz zaman geçmesi gerektiğini aktaran Hukukçu Besa Arifi, insanların Yargı'yla bir çok problem yaşadığını hatırlattı.

Arifi, “Aşınmış olan güven hemen geri gelmeyecektir. Fakat önemli olan olan sadece yasalarda değişiklik yapmak değil, mahkemelerde de değişiklik yaşanmasıdır. Yargıda işlerin yavaş yavaş yerine oturduğuna dair işaretler var. Yargının artık siyasi baskılardan kurtulduğu imajının yerleşmesi için bu bu olumlu sinyallerin artarak devam etmesi gerekiyor.

Geçmiş dönemlerde makamlarını kötüye kullanmış ve suç işlemiş olan hakimlerin bir şekilde hesap vermesinin sağlanması gerekiyor.”

“YARGIÇLARIN SORUMLULUĞU KANUNLA TANIMLANMAKTADIR, KANUNU İHLAL EDENLER, HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİRLER..”

Hukuk Profesörü ve Reformlar Komisyonu üyesi Besa Arifi, yargıçların sorumluluğunun kanunla tanımlandığını bundan dolayı yargıçların disiplin hükümleri ve ceza muhakemesi yasası açısından sorumlu olduklarını vurguladı. Arifi, yargıçların verdikleri kararlardan dolayı sorumlu olmadıklarını, ancak görevlerini kötüye kullandıklarına ilişkin kanıtlar varsa Devlet Savcılığı tarafından haklarında soruşturma açılabileceğini ifade etti.

Bu durumun zaten mevcut kanunlarda öngörüldüğünü ve ilave bir değişiklik gerekmediğini dile getiren Arifi, Yargı’daki görevi kötüye kullanma vakalarının azaltılabilmesi için AB’nin elektronik sistemi önerdiğini söyledi.

Ancak mesela Üsküp 1. Mahkemesi’nde söz konusu elektronik sistemin kullanılmadığı biliniyor. Dolayısıyla dosyaların hakimler arasında dağıtılması işlemi yasa hükümlerine göre yapılmamış oluyor. Bu durum aslında ceza gerektiriyor.

“YARGI’DAKİ EN BÜYÜK PROBLEM, MEVCUT YASALARIN UYGULANMIYOR OLUŞUDUR..”

Arifi, hakimlerin ve devlet savcılarının eğitim için Akademiye çağrılmasına ilişkin kriterlerin çok ağır olduğunu ve herkesin bu kriterleri yerine getiremeyeceğini söyledi.

Arifi, “fakat bu kriterlerin uygulanmadığını görüyoruz. Geçmişte hakimlerin ve savcıların, Eğitim Akademisi’ne katılmaları için gereken şartlara sahip olmadığı halde çağrıldığına şahit olduk.

Zaten bizim Makedonya’daki en büyük problemimiz, yasalara gereken saygıyı göstermemekten kaynaklanıyor. Artık ayrım gözetmeden ve siyasi baskılar dikkate alınmadan yasaların uygulandığı bir dönemin başlaması gerekiyor.” dedi.

“ÖZEL YETKİLİ SAVCILIK (ÖYS) SORUŞTURMA AÇMADA SINIRLI DEĞİLDİR”

Arifi, ÖYS'nin iddianame hazırlamada sınırlı olduğunu fakat yeni soruşturmalar başlatmada sınırlı olmadığını söyledi. Arifi’nin konuya dair görüşleri şöyle: “Soruşturma başlatma süreci veya ön soruşturma süreci, iddianamenin hazırlanmasından önceki safhayı oluşturuyor. Ceza Muhakemesi bir kaç aşamadan oluşmaktadır; Birincisi, ön soruşturma aşaması.

Bu aşamada deliller toplanıyor ve ceza gerektiren bir suç var mı diye bakılıyor. Yeterince delil varsa soruşturma açılıyor ve böylece resmi olarak ceza muhakemesi başlamış oluyor. Eğer soruşturma başarıyla biter ve yeterince delil elde edilirse o zaman suçlama aşamasına geçilir, yani ana incelemeye gidilir. Özel Yetkili Savcılık, soruşturma bölümünü serbestçe yapabilir. Yani elinde materyallerin olduğu davalarda, özellikle de dinlemelerden elde edilen tüm vakalarda ÖYS soruşturma açabilir. O materyalleri araştırmak ÖYS'nin yetkisi dahilindedir. Soruşturma aşaması, dinlemelerden çıkan suçların delillendirilmesi adına çok önemlidir.

Önemli olan bu suçları işleyenlerin yargı önüne çıkarılabilmesidir. ÖYS en son yaptığı basın toplantısında, görev süresinin uzatılmasını istedi. Bence ÖYS'nin çalışma süresi devam etmelidir ve üst düzey rüşvet ağı takip altına alınmalıdır.” dedi.

“KUMANOVA DAVASI, KOSOVA VE MAKEDONYA'NIN ORTAK SORUŞTURMA AÇMASI GEREKEN BİR VAKADIR..”

Hukuk profesörü Arifi, ZAMAN’a yaptığı açıklamalarda, Kumanova davası hakkında da çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Kumanova davası hakında bilindiği üzere hem Başbakan Zaev, hem de BDİ ve diğer Arnavut partiler uluslar arası komisyon çağrısı yapmışlardı.

Arifi, Kumanova davasında bir uluslar arası soruşturma açılması için, evvela küresel bir örgütün devreye girmesi gerektiğini mesela Birleşmiş Milletlerin (BM) olayın gündeme getirmesini gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde bu davanın uluslararası bir komisyonun önüne gelemeyeceğini belirten Arifi, BM’nin ise ancak çok önemli ve istisnai olayları gündemine aldığını hatırlattı.

Arifi, “Kumanova davasıyla ilgili söylenmesi gereken şudur; bu dava için Makedonya ve Kosova ortak bir soruşturma açmalıdır. Ayrıca İnterpol'un yani uluslararası bir polis teşkilatının yardımı da alınabilir. Böylece bu dava sağlıklı bir şekilde sonuca ulaşır. Kurgulanmış davaların aydınlatılması çok önemli. Ancak bu şekilde ülke halkının Yargı’ya karşı güveni yeniden oluşur.” dedi.

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.