Pendarovski: Makedonya için NATO ve AB dışındaki alternatifler gerçekçi değil..

Ülkede değişen siyasi iklim ve buna bağlı olarak gelişen Yunanistan'la isim sorununu çözme iradesi NATO'ya üyelik ihtimalini yeniden ve güçlü bir şekilde gündeme getirdi. Bütün çabalar temmuz ayındaki NATO zirvesinde bu işin bitmesi yönünde. Kritik tarih yaklaşırken bütün yönleriyle NATO sürecini, Makedonya'nın NATO süreci Ulusal Koordinatörü Stevo Pendarovski ile konuştuk. Kamuoyunun son cumhurbaşkanlığı seçiminde SDSM ittifakının cumhurbaşkanı adayı olarak tanıdığı Pendarovski, ZAMAN Makedonya merkez ofisinde gerçekleşen röportajda, sorularımıza içtenlikle cevap verdi..

Üstlenmiş olduğunuz Ulusal Koordinatör’lük görevi NATO sürecinde nasıl bir rol üstleniyor?

Aslında bu konum daha önce de vardı. Bu görev son olarak şu anki Dışişleri Bakanı Nikola Dimitrov tarafından 2005-2008 yıllarında arasında yürütüldü. Ancak 2008-2009 yıllarının ardından bir önceki hükümet artık NATO sürecine çok önem vermediği için Ulusal Koordinatörlük görevi de çok öne çıkmadı. Ulusal Koordinatör olarak benim görevim, ülkenin NATO’ya entegrasyon sürecinde katkı yapacak bütün devlet organları ve kurumları arasında koordinasyonu sağlamaktır. Fakat bu görevi yürütürken bakanlıkların önüne geçmem söz konusu değildir. Çünkü NATO sürecinde reform yapan Bakanlıklar; Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarıdır. Ben de bu takımın bir parçasıyım. Pratikte amaç, ülkenin NATO’ya entegre olması için çalışan takıma güç katmaktır.

Yıllarca devletin bir çok kademesinde görev aldınız. Yıllarca devletin bir çok kademesinde görev aldınız. Size göre Makedonya NATO sürecinde en çokilerlemeyi hangi dönemde kaydetmişti?

En büyük reform çalışmaları 2001 yılındaki çatışmalardan sonra yapıldı. Garantörlerin AB ve ABD olduğu Ohri Çerçeve Anlaşması’nın devreye girmesinden sonraki dönemde yani. 2002 yılından başlayarak 2005 yılına kadar gereken reformlar yapıldı ve bundan dolayı AB’ye aday ülke statüsünü kazandık. 2006 yılında, yeni bir siyasi yapı geldi ve ülkeyi bütün alanlarda geri götürmeye başladı. Makedonya mesela Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2006 yılı raporuna göre ifade hürriyeti ve medya özgürlüğü  alanlarında 34. sıradaydı. 2014 yılında ise Makedonya tam 84 sıra gerileyerek, 123. sıraya inmiş oldu.

Stevo Pendarovski 6 9d48f

Pendarovski, ZAMAN Makedonya merkez ofisinde gerçekleşen röportajda, sorularımıza büyük bir içtenlikle cevap verdi..

Bu da bütün her şeyin o zamanki hükümetin kontrolü altında olduğunu kanıtlamaktadır. Maalesef, Gruevski ve Miyalkov rejimi bizi geri götürdü. Şu an biz bütün enerjimizi, ülkeyi  yeniden 2005 yılı şartlarına götürmek için kullanıyoruz. O zamana  dönerek her şeyi yeni baştan ele almak suretiyle, ülke olarak yeniden yukarı yönlü hareket etmek istiyoruz. 90’lı yıllarda henüz yeni kurulmuş bir ülke olduğumuz için önemli reformlar yapılamamıştı. Bosna Hersek’te yaşanan savaştan dolayı, Makedonya’ya 90 bin boşnak  gelmişti. Bunların çoğu transit olarak Makedonya’yı kullandı, bir kısmı  ise Makedonya’da kaldı. O zaman reform yapmak için çok büyük imkanlarımız yoktu. Kurumlarımız da reform çalışmalarını yürütecek profesyonel kadrolardan yoksundu. Sadece geçmiş dönemden kalan askerler vardı.

Makedonya’nın NATO misyonlarında görev yapan askerleri var. Fakat NATO üyesi değiliz. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Bizim Afganistan’da 2002 yıldan beri askerlerimiz var. Bunda şaşılacak hiçbir şey yok. Bağlantısız olan fakat hiçbir zaman NATO’nun bir parçası olmayı planlamayan ama askerleri NATO misyonuna katılan ülkeler de var. Peki biz üye olmadığımız halde neden NATO misyonlarına katılıyoruz? Şundan dolayı; eğer bir gün NATO’nun bir parçası olmak istiyorsak, Daha öncesinde üyelik için kapasitemizin müsait olduğunu ispatlamamız gerekiyor. Aynı zamanda yetenekli bir askeri kapasitemiz olduğunu da bu vesileyle gösteriyoruz. 15 yıldan fazla bir süredir Afganistan’ın Kâbil şehrinde NATO’nun ana karargahını korumaktayız. Bu durum askeri imkanlar açısından ne kadar yetenekli olduğumuzun bir ispatıdır.

Makedonya’nın NATO’dan üyelik daveti alma beklentisi sizce ne kadar gerçekçidir?

Makedonya NATO Üyeliğini ta 2008’deki Bükreş zirvesinde hak ediyordu. Fakat yapılan veto’dan sonra Yunanistan tarafından şartlar daha da ağırlaştırıldı. O zamana kadar NATO’nun da yaklaşımı farklıydı. Bu olaydan sonra NATO, üye olmak isteyen ülkelerle ilgili karar verirken tam bir mutabakatla hareket ediyor. 2008’de sadece isim sorununun halledilmesi vardı şart olarak. 2016 yılında ise üye olmamız için ek şartlar kondu önümüze. Yakın zamana kadar Makedonya derin bir siyasi krizdeydi ve bundan dolayı NATO üyeliği, demokrasimizi Batı standartları seviyesine yükseltme, insan hakları, medya özgürlüğü gibi değerlerden uzak kalmıştık. Yeni hükümet, 10 ay içerisinde VMRO-DPMNE iktidarından kalan bu tüm eksiklikleri düzeltmeye çalıştı. Bence yeni hükümet, bunu % 90 oranında başarmıştır.

Stevo Pendarovski 2 75da0
Ulusal Koordinatör olarak benim görevim, ülkenin NATO’ya entegrasyon sürecinde katkı yapacak bütün devlet organları ve kurumları arasında koordinasyonu sağlamaktır.

Savunma bütçemizi yükselttik. Afganistan’a gönderilen asker sayımızı % 20 oranında artırdık. Savunma Bakanlığında reformlar yaptık. Bakanlık artık vatandaşların korkacağı bir yer olmaktan çıkartıldı. Savunma bakanlığına bir kadın getirildi. Bu değişiklikler sadece tam demokratik ülkelerde yapılır. Şimdi Brüksel’de 11-12 temmuz tarihlerinde gerçekleşecek NATO zirvesine katıldığımızda isim sorunundan başka bir ödevimiz kalmayacak. Önümüze konulan ve engel teşkil eden bütün diğer başlıklar, yeni hükümet tarafından bertaraf edilmiş olacak.

Avrupa’lı diplomatların Makedonya’ya ziyaretlerinde dikkat çekici bir yoğunluk göze çarpıyor. Makedonya; Tusk, Stoltenberg, Mogherini, Hahn ve bir çok tecrübeli diplomat için ilgi odağı oldu. Bütün bu gelişmeler 2018 yılının Makedonya için her bakımdan anahtar bir yıl olacağının göstergesi olabilir mi?

Bunu Makedonya’ya büyük bir kabullenme olduğu şeklinde yorumlayabiliriz. En son Avrupa Komisyonu’nun raporu da zaten bu durumun diğer bir kanıtıdır. Bütün Batı balkan ülkeleri hakkında yayınlanan raporlara baktığımızda, demokrasi şampiyonu olarak Arnavutluk’un gösterildiğini görüyoruz. Ancak raporlar en büyük ilerlemeyi gerçekleştiren ülke olarak da Makedonya’yı gösteriyor. Avrupanın son dönem tarihinde, bir ülkenin otokratik bir rejimden çıktıktan sadece 10 ay sonra AB’den şartsız müzakere teklifi aldığı görülmemiştir. Bundan dolayı onur duymamız lazım, çünkü burada herkesin katkısı var.

Makedonya, tarihinde iki defa hızlı bir reform sürecine girmişti. İlki 2005 yılının aralık ayında, AB ile müzakerelere başlamak için teklif almamız olmuştur. Ve bu teklifi 2001 yılında yaşanan çatışmalardan sadece 3 yıl sonra almayı başarmıştık. İkinci reform dönemi ise yeni Hükümet’le başladı. Yeni Hükümet, bütün diğer aktörlerin de katkılarıyla Batı Balkanlar’da bir başarı hikayesi yazılacağına daha baştan inanmıştı. Mogherini ve Stoltenberg henüz geçtiğimiz yıl milletvekili öldürmek için Parlamentosu basılan bir ülke olduğumuz halde, bugün artık AB ile müzakereler başlama aşamasına gelmemizi çok büyük bir takdirle karşıladıklarını dile getirmişlerdir. Ancak bütün bu gelişmeler, henüz ilk safhayı teşkil ediyor. Dolayısıyla çalışmalarımıza aynı hızla devam etmemiz lazım.

Stevo Pendarovski 3 04b52

Sizce isim sorununun çözümü için her iki taraf da yeterince hazır mı?

İsim sorunun çözümünde işin yarısı bize yarısı ise Yunanistan tarafına düşüyor. Zoran Zaev’in başında olduğu bu Hükümet, soruna bir çözüm bulmak için hazır. Fakat Yunan tarafının da bir çözüm bulmaya ne kadar hazır olduğunu bekleyip görmemiz lazım. Medya organlarında çıkan bazı haber ve yorumlar, Yunanistan'ın olaya yapıcı şekilde yaklaşmadığını iddia ediyor. Çünkü, Yunanistanın bazı istekleri gerçeklerden kopuktur ve dünyanın hiçbir yerinde kabul görmez. Birleşmiş Milletler’in hazırladığı tasarıya göre, Makedonya Yunanistan ile müzakereler gerçekleştirebilir ve bunu sadece FYROM’un yerini alacak bir isim değişikliği için yapabilir. Erga Omnes, sadece dış kullanım için gerçekleşebilir. İç kullanım için Makedonya’da hiçbir siyasetçi değişikliğin altına imza atmaz. Biz Makedonya olarak bu sorunun çözümü için % 100 oranında hazırız. Yunan tarafı da yeterince kararlı ve mantıklı davrandığı takdirde kesinlikle çözüm bulunacaktır.

Eğer isim sorunu halledilmez ve dolayısıyla NATO ve AB süreçleri arzu edildiği gibi ilerlemezse, Makedonya için başka bir alternatif var mıdır?

Son aylarda birçok ortamda bu soruya muhatap oldum ve hep aynı cevabı verdim; ‘evet makedonya için başka alternatifler de vardır.’ dedim.Tabii ki NATO Ulusal Koordinatörü olarak bu sözleri sarf etmem, insanları şaşırtıyordu. Ama hemen arkasında da devam ediyor ve ‘Evet başka alternatifler vardır ama bunlar güzel alternatifler değildir’ diyordum.

Bu alternatif yolları tek tek değerlendirecek olursak; mesela siyaset ve savunma bakımından bağlantısız ve tarafsız bir ülke olduğumuzu ilan edebiliriz. Böylece savunma harcamaları için bütçeden para ayırmamıza gerek kalmaz, paramızı sadece eğitim sağlık gibi alanlara harcarız. Fakat bu gerçekçi olmazdı. Balkanlarda böyle bir şey illüzyon gibidir ve gerçeklik payı sıfırdır. Çünkü Balkanlar’da her 10 yılda bir savaşlar yaşanıyor. Yine mesela Asya'da Avrasya'da Çin'in ve Rusya'nın yönettiği örgüler var. Ve bu güçler buraya katılmanız için sizden hiçbir şart da talep etmiyorlar.

Nitekim ‘madem bir şart öne sürmüyorlar, oralara katılalım’ diyenler var. Fakat ben AB ve NATO’nun birer demokrasi okulu olduğunu ve toplumsal hayatın nasıl işlemesi gerektiğine dair en güzel örneklerin oralarda olduğunu söylüyorum. Örnek olarak, Almanya, Büyük Britanya, Fransa, İskandinav ülkeleri ve ABD’ye bakalım. Bu ülkelerde daha az rüşvet var. En iyi üniversiteler ve okullar oralarda. En yüksek maaşlar da yine oralarda. Göç ettiğinizde hangi ülkelere gidiyor ve iş istiyorsunuz ? Tabii ki Avrupa ülkelerine gidiyoruz. Çünkü bu ülkelerde her şey düzenli bir şekilde işliyor.

Bu coğrafyalarda bazen küçük çaplı terör hadiseleri olsa da yüzyıllardır savaşlar yaşanmamış. Mesela İsveç 3 buçuk asırdan bu yana savaş yaşamamış, AB üyesi bir ülkedir. Ayrıca Makedonya’nın heterojen bir ülke olduğunu unutmamalıyız, dolayısıyla bu özelliğimizden dolayı da başka bir alternatifimizin olmadığını bilmek durumundayız. Sonuç olarak biz Temmuz zirvesine yetişmese bile isim sorununu çözme çabalarına devam edeceğiz.

Stevo Pendarovski 4 1e644

Eğer büyük güçler Yunanistan’ın müzakerelerde daha yapıcı olmasını isterse baskı yapar diye eski bir tez vardı. Evvela şunu bilmeliyiz; Yunanistan, AB ve NATO üyesidir. Bu örgütlerden hiçbiri, Yunanistan’ın gitmesini ve onun yerine Makedonya’nın girmesini istemez. AB ve NATO ülkelerinin böyle bir mantıkla hareket edeceğini zannetmiyorum.

‘NATO zirvesinden çıkan sonuç ne olursa olsun erken seçime gidilir’ şeklinde kanaat belirtenler var. Siz bu yaklaşımları nasıl yorumluyorsunuz?

Başbakan Zaev, Meclis’teki çoğunluğun gücünü artırmaya, hükümete destek veren milletvekillerinin sayısını artırmaya çalışıyor. Tabi ki erken seçim gibi bir opsiyon şu anda konuşulmuyor. Hükümet ülkenin son yıllarda zaten çok fazla sayıda seçime gittiğini düşünüyor. Eğer Zaev de Gruevski gibi Mecliste çok daha güçlü bir çoğunluğa sahip olmayı düşünüyorsa, belki olabilir. Fakat, NATO’ya üye olarak kabul edilmesek bile Temmuz ayındaki zirvenin erken seçim tartışmalarına konu yapılmaması gerekir. Aslında şu an ortada uzun uzadıya analizler yapmayı gerektirmeyecek kadar açık bir durum var.

Eğer iki tarafta da anlaşma yönünde irade varsa hemen imzalar atılır. Ayrıca Makedonya'nın NATO'ya kabul daveti alması için zirveye de ihtiyaç olmadığını bilmek gerekiyor. NATO’nun euro-atlantik Meclisi her çarşamba toplantı yapıyor. Yunanistan'la anlaşılması durumunda 29 ülkenin, 29 elçisi toplanarak Makedonya’ya NATO’ya katılması için teklif göndereceklerdir. Şu ana kadar Yunanistan tarafından, bu sorunun çözülmesi için onurumuzu koruyacak bir yaklaşım görmediğini de söylemeliyim. Bu anlaşmadan her iki tarafın da kazançlı çıkması lazım. Dil ve millet konusu garanti altına alınmış olup diğer başlıklarda da uzlaşma arayışı devam etmektedir. Yunanistan kabul edilmesi zor bazı isteklerde bulunuyor.

Batı ülkelerinin Yunanistan’a daha esnek davranması için baskı yapacağı yönünde iddialar var. Bu iddialar ne kadar doğru?

Eğer büyük güçler Yunanistan’ın müzakerelerde daha yapıcı olmasını isterse baskı yapar diye eski bir tez vardı. Evvela şunu bilmeliyiz; Yunanistan, AB ve NATO üyesidir. Bu örgütlerden hiçbiri, Yunanistan’ın gitmesini ve onun yerine Makedonya’nın girmesini istemez. AB ve NATO ülkelerinin böyle bir mantıkla hareket edeceğini zannetmiyorum. Fakat, eğer Yunanistan’a kredi vermezlerse ve önlemler alırlarsa ne olacak ? O zaman hükümet düşer. Muhalefet iktidara gelir. Yunan muhalefeti de bu konuda farklı düşünmüyor zaten. NATO’ya üye oluruz veya olmayız, biz reformlara devam edeceğiz. Gelecek yıl iki ülkede de seçim olacağı için isim sorunun bu yıl çözülmesi yönünde bir kararlılık oluşmuş durumda.

Stevo Pendarovski 5 bbbd6

Başbakan Zaev’in son açıklamaları, sanki isim sorununda çözüme yaklaşılmadığı şeklinde bir izlenim oluşturuyor. Bu yorumlara katılıyor musunuz?

Başbakan Zaev bu konuda her zaman çok olumlu düşünüyor. Esasında Başbakan Zaev’in genel olarak tüm konularda çok olumlu düşünen biri olduğunu söylemeliyim. Bu yöndeki demeçler aslında vatandaşları, bakanları ve tüm hükümeti harekete geçirebilmek için yapılır. Kişiler ve Kurumlar kendilerini salmasınlar diye yapılır. ‘Bu iki ay da bekleyelim neler olacak, ondan sonra ise yapabileceğimizi maksimum ölçüde yapalım’ şeklinde bir yaklaşım olabilir. Liderler, kitleleri motive etmelidirler. Hükümette olan bir siyasetçinin hiçbir zaman tedirgin olmaması gerekmektedir.

e-max.it: your social media marketing partner

Please publish modules in offcanvas position.