Hüsniye Amet; “Reçel İkram Etmeden Hiçbir Misafirin Ayrılmasına İzin Verilmezdi..’’

Hüsniye Amet; “Reçel İkram Etmeden Hiçbir Misafirin Ayrılmasına İzin Verilmezdi..’’

Türk mutfağında zengin bir reçel kültürü olduğu herkes tarafından kabul edilir.

Osmanlı döneminden gelen, misafire su ile birlikte reçel ikram etme adeti, Balkan insanı tarafından da yaygın olarak benimsenmiş durumda. Bu gelenek, Makedonya'da yaşayan Türkler tarafından da yaşatılmaya devam ediyor.

Kahvaltılarda ve misafir geldiğinde ikram edilen reçeller mevsimine göre farklılık gösteriyor. Bu dönemde mayhoş bir meyve olan vişne tezgahlarda çok olduğu için vişne reçeli yapılması tercih ediliyor. Aile mutfağında vişne reçeli ekşimsi tadından ve az şekerle yapılmasından dolayı daha ziyade tercih ediliyor. Bu yıl az olmasından dolayı daha da kıymet kazanan vişne, çoktan reçellerin baş malzemesi oldu bile.

Üsküp'te özel bir kurumda aşçı olarak çalışan Hüsniye Amet, “Ev hanımları olarak reçellerin evde yapılmışını daha çok seviyoruz. Çünkü ne kadar doğal olduğu söylense de dışarıda satılanlarda mutlaka yardımcı gıdalar kullanılıyor. Bu da çok sağlıklı bir şey değil. Oysa evde yapılan tamamen doğal oluyor ve katkı maddesi içermiyor. Yapımı öyle zor da değil. Tek zorluk çekirdekler çıkarılırken etrafınızın biraz boyanabilmesi oluyor. Bu da güzel bir reçel yemek için göze alınabilir bence..'' diyor.

Hüsniye hanım, “Genelde bir gece önceden şekere koyarak yaparız reçelleri. Ama ben son bir kaç yıldır böyle yapmıyorum. Tüm  reçelleri 21 dk da yapıyorum  ve gerçekten tatları nefis, kıvamları tam oluyor. Başında saatlerce zaman harcamıyorum, vişne reçeli yapımının çekirdeklerini ve saplarını ayıklamaktan başka bir zorluğu yoktur zaten, ayıklamak zor geliyorsa çekirdekleri ile de yapabilirsiniz.” diyor.

Hüsniye Amet, vişne reçelinin yapılışını şöyle anlatıyor; “öncelikle vişnelerimizi güzelce akan suyun altında yıkıyoruz. Daha sonra saplarını koparıp, çekirdek çıkarıcı yardımıyla çekirdeklerini ayıklıyoruz. 1 kg vişnenin içinde bulunan çekirdekleri çengelli iğne arkası ile çıkartın. Çekirdeklerini ayıkladığınız vişneleri pişireceğiniz tencereye alın, üzerine 1 kilo toz şekeri dökün ve ocağa alın. Önce hararetli ateşte kaynatın, sonra altını iyice kısıp pişirmeye devam edin. Fazla karıştırmadan, sürekli köpüklerini toplayarak kıvam alana kadar pişirmeye devam edin. Kıvama geldiyse ocaktan alın. Çok fazla kaynatmamaya özen gösterin, yoksa reçeliniz yanacaktır. Pişen reçeli iyice soğutup kuru ve temiz bir kavanoza alın. Tamamen soğumadan kapağını kapatmayın yoksa küf yapar. Üzerinde köpük kaldıysa onları da temizleyin ve kapağını sıkıca kapatın. Kuru ve serin bir ortamda saklayın.”

“Reçelin güzel olması ve bir süre sonra şekerlenmemesi sadece ölçülerinin iyi ayarlanması ile sağlanamaz” diyen Hüsniye hanım, “Kaynama müddeti ve tadın kestirilişi de önemlidir. Ayrıca seçilen meyveler de mümkün olduğu kadar taze ve olgun olmalı, reçele hiç çürük meyve katmamalıdır. Reçel kaynatılırken daima tahta kaşıkla karıştırılmalıdır. Ayrıca kaynarken üstünde meydana gelen köpükler alınmalı. Reçelin çok köpürmesini istemiyorsanız, içine küçük bir parça tereyağı atıp, aşırı köpürmeyi önleyebilirsiniz. Reçel olduktan sonra, sıcak kavanozlara boşaltılmalı, üstüne hava geçirmeyen bir kâğıt örtülmelidir. Kavanozların dış kapakları reçel, ya henüz sıcakken veya iyice soğuduktan sonra kapatılır. Kavanozlar ışık görmeyen, çok sıcak olmayan, havadar yerlerde muhafaza edilmelidir.’’diyor.

Hüsniye hanım, “Soğuk bir bardak su ile evdeki misafire ilk olarak reçel ikram edilmektedir. Şirin minyatür cam kaseye bir kaşık reçel koyulmaktadır. Çok tatlı olduğundan dolayı küçük miktarlarda servis edilmektedir. Sadece iki kuşak öncesine kadar reçel ikram etmeden hiçbir misafirin evden ayrılmasına izin verilmezdi. Söz, nişan, evlilik, doğum günleri, tatiller reçel sunulmadan asla geçmezmiş. Fakat son kuşak genç aileler ne yazık ki bu geleneği yaşatma noktasında çok titiz değil, korkarım bu güzellikler giderek unutuluyor.” şeklinde konuşuluyor.