Fransız Büyükelçi Timonier, "Hukukun üstünlüğü ilkesi pekiştirilmeli"

Fransa’nın Üsküp Büyükelçisi Christian Timonier, ülkenin isminin değişmesi de dahil, tarihi olaylarla dolu son yılları Kuzey Makedonya’da bizzat yaşadı. Ancak Büyükelçi Timonier’in bu anlamda tarihe tanıklık ettiğini söylemek eksik kalacaktır. Zira Sayın Timonier, bizzat söz konusu tarihi olayların gerçekleşmesine etki eden önemli bir aktör oldu. Zira hemen herkes Büyükelçi Timonier’in oldukça aktif bir büyükelçilik icra ettiği noktasında hemfikir. Görev süresi boyunca ZAMAN Makedonya ile sıcak ilişkiler geliştirmeye ayrı bir önem veren Büyükelçi Timonier, ZAMAN ekibiyle defalarca biraraya geldi. Fransa-Almanya savaşının sona erişinin 100. yılında Makedonya halkına ve medyalarına ZAMAN’a verdiği röportaj üzerinden seslenen sayın Büyükelçi Timonier, ülkeden ayrılması öncesinde görev süresini ZAMAN Makedonya’ya değerlendirdi. İşte sorularımız ve aldığımız cevaplar;

SAYIN BÜYÜKELÇİ, KUZEY MAKEDONYA'DAKİ GÖREV SÜRENİZİ TAMAMLIYORSUNUZ. KUZEY MAKEDONYA'DA GEÇİRDİĞİNİZ DÖNEMİ DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?

Bu dönem, ülkenin NATO'ya girişi ve daha da önemlisi Avrupa Birliği yolunun yeniden açılması gibi büyük değişiklikler eşliğinde geçti. Fransa bu gidişatı tamamen desteklemektedir.

ÜLKEMİZİN EN ZOR DÖNEMİNDE BÜYÜKELÇİLİK YAPTINIZ. SÜREKLİ YENİLİKLER YAPILMASI GEREKTİĞİNİ VURGULADINIZ. YAPILAN YENİLİKLERİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ, AB'YE KATILMAK İSTEYEN BİR ÜLKE İÇİN YETERLİ GÖRÜYOR MUSUNUZ?

Avrupa Komisyonu raporları, mevzuat alanında önemli faaliyetlere ve pozisyon değişikliklerine dikkat çekiyor. Ülkeyi Avrupa uygulamalarına yaklaştıran önemli alanlarda daha özgür yaşam ortamı oluşturulmuştur. Çıkarılan yasaları uygulamak, adalet ve idare alanındaki reformları tarafsız bir şekilde hayata geçirmek, yolsuzlukla mücadele etmek ve devleti herhangi bir siyasi yapının ele geçirmesi riskini sıfırlamak gibi alanlarda hayati reformlar henüz yapılmadı. Ülkenin Avrupa Birliği yolunda bir an önce hızlanmasını isteyen Fransa gibi üyeler, siyasi partilerin yaklaşımı bakımından da ilerleme katedildiğini görmek istiyorlar.

SAYIN BÜYÜKELÇİ, ZAEV-AHMETİ KOALİSYON HÜKÜMETİNİN PROGRAMI YAYINLANDI. FRANSA'NIN ZAEV-AHMETİ HÜKÜMETİ’NİN İKTİDAR DÖNEMİNDEN BEKLENTİLERİ NELERDİR?

Koalisyon partileri, AB'nin beklediği bir dizi reformu uygulamaya karar verdiler. Elbette, belirlenen gündemleri yerine getirmek için bu iki partinin birlikte çalışma yeteneğini göstermeleri bekleniyor. Yine Eurostat tarafından Avrupa kriterlerine göre yapılması merakla beklenen nüfus sayımı da, hayata geçirilmesi gereken icraatlar arasındadır.

HÜKÜMETİN İLAN ETTİĞİ FAKAT NASIL UYGULANACAĞINA DAİR BİR MEKANİZMANIN HALA OLUŞTURULMADIĞI YARGI REFORMU; “YARGIDA VETTİNG (İNCELEME) SÜRECİ” HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ NELERDİR?

Vetting, hukuk sistemine zarar vermeden ve uygulayıcılar tarafından manipülasyona veya baskıya neden olmadan yürütülmesi noktasında dikkatli bir değerlendirmeyi hak eden, radikal bir süreçtir. Bu alandaki deneyimler dikkatli bir değerlendirme gerektiğini ortaya koyuyor. Öte yandan hâkim ve savcıların özenle seçilmesine ve eğitilmesine, sonrasında ise kaliteleri baz alınarak terfi etmeleri gerektiğine vurgu yapıyoruz. Ayrıca hakim ve savcıların bağımsızlıkları da garanti altına alınmalıdır. Genel olarak, yürütme organından gelen geleneksel baskı, yerini yargının tarafsızlığı ilkesine bırakmalıdır.

FRANSA VE GEÇEN YIL BAZI ÜLKELER KUZEY MAKEDONYA VE ARNAVUTLUK İLE MÜZAKERELERİN BAŞLAMASINA KARŞI ÇIKTILAR, HATTA SÜRECE BİRKAÇ FASIL DAHA EKLEDİLER. FRANSA NEDEN DİĞER ÜLKELERDEN FARKLI BİR ÇİZGİ İZLEDİ?

Fransa diğer ülkelerle birlikte, AB üyeliğine daha gerçekçi bir yol haritasıyla gidilebilmesi için aday ülkelerin sorunlarının daha iyi bir şekilde tespit ve takip edilmesini talep etti. Bu şekilde atılan ileri adımlar yeterince ödüllendirilecek ve herhangi bir durgunluğun ya da muhtemel aksaklıkların da hesaba katıldığı bir süreç yaşanacaktır. Reform süreçlerinde ülkelere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Böylece yapılan reformlar daha gerçekçi olacak, Avrupa değerlerine sahip olmayan ekonomik, sosyal ve siyasi sistemlerin çöküşü gibi olaylar engellenmiş olacaktır. Bazı popülist ve çekici durumlar, Avrupa yapılanmasının özü olan hukukun üstünlüğü ilkesinin temelini pekiştirmemize engel olmamalı.

TR_0e3b9.jpg
DİL MESELESİ ÇÖZÜLMEDİĞİ TAKDİRDE AB SÜRECİNİ VETO EDECEĞİNİ BELİRTEN KOMŞU ÜLKE BULGARİSTAN SAYESİNDE ARTIK YENİ BİR SORUN VAR. BU GELİŞMEYİ NASIL YORUMLUYORSUNUZ, AVRUPA BİRLİĞİ BU SORUNUN ÜSTESİNDEN GELMEK İÇİN BİR FORMÜL GELİŞTİREBİLECEK Mİ?

İki ülke arasındaki ilişkiler, 2017 yılında Dostluk Anlaşması'nın imzalanmasının ardından gelişme sağladı. İki hükümetin ülkeler arasında diyalog geliştirirken iyi niyetli olduğuna ve olaya Avrupa ruhuyla yaklaşacağına inanıyoruz. Ayrıca her iki ülkenin ve bölgesel istikrarın yararına olan bu AB rotasından sapmamak noktasında çeşitli siyasi aktörlerin bilgeliğine güveniyoruz. Tarihi anlaşmazlıkları Avrupa Birliği bünyesine taşımamalıyız. Bir arada dostça yaşayabilmeyi sağlayacak, aynı zamanda tarafların kimliğini ve ulusal gururunu da koruyacak çözümler, AB içinde kesinlikle mevcuttur.

DEMOKRASİNİN TAM OLARAK UYGULANMADIĞI ÜLKELERDE, ADALETSİZLİĞE VE HATTA İŞKENCEYE MARUZ KALAN TOPLUM KESİMLERİ OLUYOR. İNSAN HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİ ÇOK SAYIDA VAKA YAŞANABİLİYOR. AVRUPA'NIN EN GELİŞMİŞ ÜLKELERİNDEN BİRİ OLAN FRANSA'NIN ‘SAVUNMASIZ İNSANLAR’ KATEGORİSİNİN İNSAN HAKLARININ KORUNMASI YÖNÜNDEKİ PLANLARI NELERDİR?

11 Eylül saldırılarının ardından, terörizmle küresel mücadelenin yanısıra, işkence ve kötü muamele ile mücadelede de yeni bir dönem başladı. Elbette insanların gözaltına alındığı yerlerde, gizli veya erişilemez yerlerde meydana gelen hak ihlalleri ile mücadele daha da zor. Çoğu zaman bu tür muameleye maruz kalanlar; siyasi muhalifler, dini azınlık mensupları, LGBT kişiler veya terör şüphelisi kişiler oluyor. Fransa bu durumla mücadele etmeye kesin olarak kararlıdır. Yaygın ve sistematik bir şekilde kullanıldığında işkenceyi insanlığa karşı bir suç olarak kabul eden 1984 Sözleşmesi Fransa tarafından onaylanmıştır. Mayıs ayında Fransa konuya dair, 169 imzacı ülkeyi bağlayan dört yıllık raporunu sundu. Buna ek olarak, 83 diğer üye devlet ile birlikte, İşkenceyi Önleme Alt Komitesi’nin muhtemel teftişlerine olanak sağlayan Protokole da katılmış durumdayız. Buna ek olarak Fransa, Birleşmiş Milletler özel raportörünün işkenceyi minimize etmeye ilişkin faaliyetlerini desteklemekte ve işkence mağdurları için gönüllü bağış fonuna katkıda bulunmaktadır. Bu yönüyle Fransa Birleşmiş Milletler bünyesinde aktif ülkeler arasındadır. Fransa, üye devletlerin somut eylemlerine dayanak teşkil eden, 2019'da revize edilmiş olan ‘AB İşkenceyle Mücadele Kılavuz İlkeleri’nin uygulanmasını tam olarak takip etmektedir. Fransa uygun gördüğünde, Avrupalı ortaklarıyla birlikte üçüncü ülkelerde yaşanan münferit işkence vakalarına karşı da gerekli adımları atmaktadır. Ayrıca işkenceyle anılan ülkelerle tartışarak konuya dair uluslararası standartların yerleştirilmesi için çalışılmakta, ve özellikle zorla kaybetmeler, kasıtlı adam kaçırmalar, her türlü ayrımcılık ve ölüm cezasıyla mücadele alanlarında adımlar atılmaktadır. Bütün bu alanlara ilişkin tüm mahfillerde uluslararası bir tavır geliştirilmesi için tam destek vermekteyiz.

BATI BALKANLAR'DA MİNİ SHENGEN KURMA EĞİLİMİ VAR. BUNUN AB İLE BİR AYRIŞMAYA YOL AÇACAĞINI SAVUNANLAR VAR. ŞAYET BÖYLE BİR PLAN HAYATA GEÇİRİLİR İSE BU DURUMUN BATI BALKAN ÜLKELERİNİN YARARINA OLACAĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? KARADAĞ'DA BİRAZ KARMAŞIK BİR SİYASİ KONJONKTÜR VAR. BU ÜLKENİN SİYASİ ROTASINDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMASINI MUHTEMEL GÖRÜYOR MUSUNUZ?

Bölgedeki toplumların Avrupai geleceğine saygı duyarak ve Avrupa ilkelerine saygı duyulması kaydıyla ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan tüm adımları memnuniyetle karşılamaktayız. Buradaki amaç zaten, izolasyonu azaltmak, devletler arasındaki diyaloğu geliştirmek, iletişimi iyileştirmek, ekonomik ve insani ilişkileri kolaylaştırmaktır. Bu tür anlaşmalar yapılırken Avrupa perspektifi elbette her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

SAYIN BÜYÜKELÇİ, HEM AB ÜLKELERİ HEM DE TOPYEKÜN AVRUPA BİRLİĞİ; EKONOMİLERİ DE HAYLİ OLUMSUZ ETKİLEYEN ÇOVİD-19 KAYNAKLI SAĞLIK KRİZİYLE KARŞI KARŞIYADIR. SÖZ KONUSU PROBLEMİN DERİNLEŞMESİNİ BEKLİYOR MUSUNUZ ? ŞAYET SORUN BUYURSE AVRUPA EKONOMİSİNDE BİR ZAFİYET OLUŞUR MU?

Pandemi küresel ekonomi için büyük bir sorundur, ancak en çok etkilenenlere yardım etmek için tasarlanmış mali önlemler yoluyla, Avrupa dayanışmamızı güçlendirmek için de bir fırsattır. Bu kriz aynı zamanda ortak güvenliğin sağlanmasında güçlerin birleştirilmesini öngören projenin değerini göstermek için de bir fırsattır. Avrupa ekonomisinin yeni zorluklarla karşı karşıya olduğu kesindir, ancak bu durum bizler için sürdürülebilir kalkınma, yenilenebilir enerjiler, iklim değişikliğiyle mücadele gibi alanlarda harekete geçmek ve strateji tayin etmek için bir fırsat sunmaktadır. Fransa uzun süredir geleceğimize yapacağımız yatırımlarda sert mali hesapların yapılmaması gerektiğini savunmaktadır. Bu kriz şu an bu düşüncenin yerleşmesi için uygun bir ortam sunmuştur.

AB, KUZEY MAKEDONYA DAHİL OLMAK ÜZERE AVRUPA ÜLKELERİNİN EKONOMİK KALKINMASI İÇİN FON TAHSİS ETMİŞTİR. ÇOVİD-19 KRİZİ DAHA DA KÖTÜYE GİDERSE AB'NİN KUZEY MAKEDONYA GİBİ ÜLKELERE YARDIM PAKETLERİ HAZIRLAMAK GİBİ BİR PLANI VAR MIDIR?

Daha pandemi öncesinde bile Fransa cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalarda, genişleme sürecindeki aday Balkan ülkelerine daha fazla mali destek çağrısı yapılmıştır. Balkan ülkelerine mali destek konusu, AB'nin yakında benimseyeceği yeni bütçe planlamalarında her zamankinden daha fazla dikkate alınacaktır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve yeşil ekonomiyi destekleme kapsamındaki bir dizi büyük proje üzerinde zaten çalışılmaktadır. Bu hususta Balkan halklarının beklentisine ve AB'nin çıkarlarına uygun şekilde stratejiler geliştirilmektedir. Fransa, Başkan Macron'un da dile getirdiği şekilde, bu projelere tamamen dahil olmaktadır, nitekim bu süreçlere yakında Fransız Kalkınma Ajansımız da dahil edilecektir.