Selmani; “Özel Yetkili Savcılık Daha Seri Hareket Etmeli...”

Selmani; “Özel Yetkili Savcılık Daha Seri Hareket Etmeli...”

Kritik soruşturmaların yürütülmesi amacıyla Prjino anlaşması çerçevesinde 4 büyük siyasi partinin ortak kararıyla kurulan Özel Yetkili Savcılık Kurumu çalışmalarına devam ediyor.

Bugüne kadar çok sayıda soruşturma açan ÖYS, bu süre zarfında çeşitli engellerle karşılaştığını ve diğer kurumların işbirliği yapma konusunda isteksiz davrandıklarını bir çok kez dile getirdi. Son olarak Özel Yetkili Savcı Katitsa Yaneva’nın, parlamentoda çalışma sürelerinin uzatılmasını ve tanık koruma kanununda değişiklikler yapılmasının öngören taleplerinin reddedilmesiyle birlikte ÖYS’nin geleceğine dair soru işaretleri arttı.

ÖYS’nin görev süresini tamamlaması veya kurumun kaldırılması durumunda soruşturma dosyalarının ne olacağı da ayrı bir merak konusu. Hukuk Uzmanı Prof. Dr. Başkim Selmani ÖYS’ye dair söz konusu tartışmaları ZAMAN’a değerlendirdi.

Zanlı olan bir kimsenin dosyası hakimin çekmecesinde ne kadar süreyle bekletilebilir, özellikle de bu şahıs bir siyasi figür ise?

Özel Yetkili Savcılık kurumu daha aktif bir şekilde çalışmalıydı diye düşünüyorum. Elinde bulunan bütün dosyaları eş zamanlı olarak çalışmalıydı. Çünkü bütün bu dosyalar ‘bomba’ adı verilen ve kamuoyunu ilgilendiren ses kayıtlarındaki iddialara ilişkindi. Özel Yetkili Savcılık’ın yavaş davranması soruşturmalara yönelik şüpheleri artırmaya başladı. Aynı zamanda bazı dosyaların savcılıkta sürüncemeye bırakıldığı yönündeki izlenim, kafaları karıştırıyor ve yargı süreçlerine zarar veriyor.

Özel Yetkili Savcılığın suçladığı bir kişi millet vekili aday listesine girebilir mi? Eğer giremezse bu şahıs kendi siyasi kariyerini nasıl devam ettirebilir?

Kanuna karşı gelen herkes yasal olarak sorgulanıyor ve bu konuda kanunlar çok kesindir. Bu açıdan bakarsak ceza yargılama kanunu bu sorunun cevabını net bir şekilde vermektedir. Buna göre bir kişinin suçlu olup olmadığı ancak Mahkeme kararıyla kesinleşmektedir. O ana kadar da herkes suçsuz olup, demokratik haklarını da kullanabilir.

Savcılığın, 18 ay’dan 24 ay’a uzatılmasını istediği görev süresi vardı. Fakat meclis üyeleri bu talebe geçit vermedi. Süre yetersizliğinden dolayı akamete uğrayan dosyaların akibeti ne olur?

Dosyaların çoğunun belli zamana ihtiyacı olduğu doğru. Fakat Özel Yetkili Savcılığın bütün dosyaları zamanında bitirmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, bir kişinin suçlu olup olmadığına savcılık karar vermiyor, savcılık sadece kişi veya kişiler hakkında iddianame hazırlamaktadır. Ondan dolayı da öngörülen zaman dilimi içinde çalışmaların tamamlanması çok önemli.

Tanık koruma kanununun mevcut durumu sizce de yetersiz mi kalıyor? Katitsa Yaneva’nın bu konudaki isteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ÖYS’nin çalışmaları esnasında bazı kanunların zayıflığından dolayı sıkıntı çektiği bir gerçek. Bu durumda ÖYS haklı olarak bazı yasal düzenlemeler talep etti.

Bu düzenlemeler yasal sürecin adil işlemesi amacıyla talep edilmişti. İnsanların adalete yeniden güvenmesini sağlayacak düzenlemeler istenmişti. Ama var olan kanunlar da çok ideal olmasa da savcılığın isteklerine cevap verebilmektedir. Bence istekleri geri çevrildiğinden ya da başka bir sebepten dolayı ÖYS’nin çalışmaları engellendiği takdirde, bu engellemeyi yapanlar için kanunlar çerçevesinde işlem yapılmalı.

Eğer Anayasa Mahkemesi ÖYS’nin feshine dair bir karar alırsa, bu durumda ÖYS’nin takip ettiği dosyaların kaderi ne olacak?

Böyle bir karar çıkarsa, ülke kendi topuğuna kurşun sıkmış olur.

Suçun başına veya sonuna bakmadan bu dosyalar ile ilgili hukuki süreç devam edecektir ve Makedonya Cumhuriyetinin ceza yargılama kanununun öngördüğü şekilde bir süreç yaşanacaktır. Bundan dolayı hukuk diliyle konuşmak gerekirse, hiçbir suçun izi ortadan kalkmaz ve hiç kimse bir suçun üstünü örtemez. Fakat, şu bir gerçek; ne kadar çok vakit kaybedersek, bu durumdan halkımız o kadar çok zarar görecektir.

Bildiğimiz gibi ÖYS en büyük dört siyasi partinin anlaşmasıyla kuruldu. Parlamento dışı bir kurum tarafından ÖYS’nin feshedilmesi mümkün müdür?

ÖYS’nin kuruluşundan itibaren bu kurumun belirli bir tarih için kurulduğu biliniyordu. Bu süre zarfı içerisinde dosyaların zamanında nihayete ulaşması için her türlü desteğin verilmesi gerekiyordu. Fakat bu sürecin kamuoyunun beklediği şekilde sonuçlanacağı dair şüphelerim var. Evet, ÖYS en büyük dört siyasi partinin anlaşmasıyla kuruldu. Ama ilk kurulduğu andan itibaren bu kurumun daha ziyade iç ve dış siyasetin bir aracı olarak kurulduğu izlenimi oluştu.

ÖYS’nin engellere takılması, ülkenin adalet bakımında zafiyetine işaret etmektedir. Hatta bu durum ülkenin geleceğinin tehlike altında olduğunu göstermektedir. Burada de tek çıkış yolunun, özel yetkili savcılığın yanısıra, uluslararası çevrelerin desteğini almış özel yetkili bir mahkemenin de kurulması olduğu kanaatindeyim. Aksi takdirde gelecek nesillerin önünü tıkayan bir siyaset kurumu tarafından yönetilen, dolayısıyla gelecek vaad etmeyen bir ülkede yaşamak zorunda kalacağız..Bu durumda da geleceğimiz olan yetenekli gençlerimiz çareyi ülke dışına göç etmekte arayacaklardır.